Medicana Uzmanları: “Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil metabolik denge olmalı”

Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, Türkiye’de her 3 kişiden 1’ini etkileyen obezitenin yalnızca kilo fazlalığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Diyetisyen Seda Uşarer ve Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, obezite tedavisinde kalıcı başarı için metabolik ve hormonal dengenin sağlanması, organ sağlığının korunması ve multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti.

Şubat 24, 2026 - 14:57
Medicana Uzmanları: “Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil metabolik denge olmalı”


Obezite, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre ülkede her 3 kişiden 1’inin obez olduğu belirtilirken, uzmanlar sorunun yalnızca estetik değil, çok yönlü ve kronik bir hastalık olduğuna vurgu yapıyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, obezitenin nedenleri ve tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Obezite çok yönlü bir hastalıktır”

Obezitenin vücutta ciddi metabolik değişimlere yol açtığını belirten Diyetisyen Seda Uşarer, “Yüksek kalorili, şeker ve doymuş yağ içeriği fazla, liften fakir beslenme düzeni; insülin direnci, hormonal bozukluklar ve yağ dokusunda artışa yol açar. Zamanla bu durum tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleri gibi birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlar” dedi.

Yanlış beslenmenin kalp-damar sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Uşarer, “Yanlış beslenmeye bağlı yükselen kolesterol ve trigliserid seviyeleri damar sertliğini hızlandırarak kalp krizi riskini artırır. Karaciğerde yağlanma gelişebilir ve ilerleyen süreçte siroza kadar ilerleyebilir. Fazla kilo böbreklerin filtrasyon yükünü artırarak kronik böbrek hastalığı riskini yükseltir. Bu nedenle obezite tedavisinde beslenme düzenlemesi yalnızca kilo değil, organ sağlığını korumak açısından da kritik önemdedir” ifadelerini kullandı.

Standart diyetlerin çoğu zaman sürdürülebilir olmadığını kaydeden Uşarer, “Kişiye ve alışkanlıklarına özel hazırlanan beslenme programları uzun vadede başarıyı artırır” açıklamasında bulundu.

“Amaç metabolik ve hormonal dengeyi yeniden kurmak”

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada ise obezite tedavisinde yalnızca kilo kaybına odaklanmanın yeterli olmadığını belirterek, “Kilo kaybı tedavinin temel hedefidir; ancak tek başına yeterli değildir. Amaç, metabolik ve hormonal dengenin yeniden sağlanmasıdır. Bazı bireylerde kilo azalsa bile insülin direnci ve düşük dereceli inflamasyon devam edebilir” dedi.

Obezite ile Tip 2 diyabet arasındaki güçlü ilişkiye işaret eden Mammadyarzada, “Artmış yağ dokusu insülin direncine yol açar. Pankreas bir süre fazla insülin üreterek dengeyi korumaya çalışır ancak zamanla beta hücreleri tükenir ve diyabet gelişir” diye konuştu.

Tiroid hormonlarının metabolizma üzerindeki etkisine de değinen Mammadyarzada, “Obez bireylerde TSH düzeyleri hafif yüksek olabilir. Bu durum çoğu zaman gerçek hipotiroididen çok metabolik adaptasyonun bir yansımasıdır. Ancak mevcut hipotiroidi kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Obezite hem hormonal bozukluklara zemin hazırlar hem de mevcut endokrin hastalıkların seyrini ağırlaştırır” ifadelerini kullandı.

Kalp, karaciğer ve böbrek sağlığı risk altında

Obezitenin çoklu organ etkisine dikkat çeken Mammadyarzada, “Obeziteye bağlı insülin direnci ve hiperinsülinemi damar duvarında hasar oluşturur, hipertansiyonu tetikler ve ateroskleroz riskini artırır. Bu süreç kalp krizi ve inme riskini yükseltebilir. Karaciğerde yağ birikimi ile metabolik disfonksiyona bağlı yağlı karaciğer hastalığı gelişir ve ilerleyen olgularda siroza kadar gidebilir. Böbrekler ise artmış glomerüler basınç ve metabolik yük nedeniyle zamanla hasar görebilir” dedi.

Diyabet ve hipertansiyonun tabloya eşlik etmesi halinde riskin arttığını belirten Mammadyarzada, “Hormonal bozulma damar hasarı üzerinden çoklu organ etkisine dönüşebilir” açıklamasını yaptı.

Multidisipliner yaklaşım vurgusu

Obezite tedavisinin ekip çalışması gerektirdiğini ifade eden Diyetisyen Seda Uşarer, “Obezitenin yalnızca diyetle çözülmesi her zaman mümkün değildir. Endokrinolog hormonal bozuklukları ve metabolik hastalıkları değerlendirir. Diyetisyen kişiye uygun beslenme tedavisini planlar. Psikolog ise duygusal yeme ve stres kaynaklı alışkanlıkların yönetilmesine destek verir. Bu multidisipliner yaklaşım kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlar” dedi.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI