Sevgi nedir? Ne değildir?

Sevgi nedir? Ne değildir?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 24, 2026 - 16:58

Sevgi, bizi âleme bağlayan en önemli duygulardan biridir. Peki, Kur’an-ı Kerim’de de sıkça değinilen sevgiye biz nasıl bakıyoruz? Sevgiden ne bekliyor, onu ne kadar doğru anlıyoruz?

Sevgi, belki de insanın yaratılıştaki biricikliği fark etmesiyle başlar. Her insan kendine özgüdür; parmak iziyle, karakteriyle, dünyaya bakışıyla eşsizdir. Yaratan’ın Rahmân ismiyle tecelli eden merhameti, yaratılmış olmanın değerini hatırlatır ve insan ayırt etmeksizin sevginin tecellisini gösterir. Bu farkındalık, sevgiyi yalnızca kişisel beklentilerimiz üzerinden değil, insanın özündeki değeri görerek anlamamızı sağlar.

Peki, menfaatin olduğu yerde saf sevgiden söz edilebilir mi?

“Seni seviyorum, çünkü…”

Belki de sevginin sınandığı yer tam olarak burasıdır. Birini bize hissettirdikleri, sundukları ya da beklentilerimizi karşıladığı için seviyorsak, sevgimizi koşullara bağlamışız demektir. Beklentilerimiz karşılanmadığında sevgimiz de değişiyorsa, orada sevginin yanında menfaatin de bulunduğunu kabul etmeliyiz. Menfaatin olduğu yerde sevgi anlayışı bir alışverişe dönüşür.

İnsan, iyi ve kötü kavramlarını çoğu zaman kendi penceresinden değerlendirir. Bu nedenle olayların bütününü göremeyebilir, kendi beklentilerinin karşılanmasını sevgi; karşılanmamasını ise sevgisizlik sanabilir. Oysa bir davranışın bizim için olumsuz olması, karşı taraf için de aynı anlama geldiğini göstermez. Bu, yapılan davranışı haklı çıkarmaz; yalnızca anlamakla onaylamanın farklı şeyler olduğunu hatırlatır.

Belki de burada kendimize şu gerçeği hatırlatmalıyız: Birinin size karşı tutumu onun imtihanı, sizin tavrınız ise sizin imtihanınızdır.

Başkalarının davranışlarını kontrol edemeyiz; ancak kendi tavrımızı ve sınırlarımızı belirleyebiliriz. Sevmek, her şeye katlanmak; affetmek, her davranışı kabul etmek değildir. Her insanın biricik olduğu bu dünyada öncelikle kendimizden sorumluyuz. Çünkü biz de biriciğiz.

Aşk ve sevgi de bu noktada birbirinden ayrılır. Aşk, yoğunluğu ve coşkusuyla zaman zaman aklın sesini bastırabilir ve gürültülüdür. Sevgi ise zamanla, emekle ve anlayışla derinleşir, sessizdir. Küçük davranışlarda, zor zamanlarda gösterilen özenle ve karşılıklı saygıyla büyür.

Belki de asıl mesele, birini bize iyi hissettirdiği sürece sevmek değil, onun da kendine özgü bir varoluşa sahip olduğunu görebilmektir.

Gerçek sevgi, bir başkasını kendi beklentilerimize göre şekillendirmek değil; onun biricikliğini kabul ederken kendi değerimizi de unutmamaktır.