TBMM’de Muhalefet Partilerinden Maden Ruhsatlandırma Süreçlerinin Araştırılması İçin Ortak Önerge

TBMM Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu, CHP, İYİ Parti ve DEM Parti milletvekilleri Türkiye’de maden ruhsatlandırma süreçlerinin araştırılması için Meclis Araştırma Önergesi verdi. Yeni Yol Grubu adına söz alan milletvekilleri, madenlerin kamuya ait ortak bir değer olduğunu vurgulayarak ruhsatların şeffaf, denetlenebilir ve kamu yararını gözeten bir anlayışla verilmesi gerektiğini ifade etti.

Mart 12, 2026 - 12:44
TBMM’de Muhalefet Partilerinden Maden Ruhsatlandırma Süreçlerinin Araştırılması İçin Ortak Önerge


Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, Yeni Yol Grubu (Gelecek-Saadet-DEVA), CHP, İYİ Parti ve DEM Parti tarafından Türkiye’de maden ruhsatlandırma süreçlerinin araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Önergesi verildi. Önerge üzerine Yeni Yol Grubu adına Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün ve Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç söz aldı.

“Madenler kamuya ait ortak bir değerdir”

Yeni Yol Grubu adına konuşan Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Türkiye’nin maden açısından zengin bir ülke olduğunu belirterek doğal kaynakların doğru yönetildiğinde kalkınmaya katkı sağlayabileceğini söyledi. Madenciliğe karşı olmadıklarını vurgulayan Özdağ, doğal kaynakların yönetiminin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını ifade etti.

Selçuk Özdağ, “Yer altı kaynakları herhangi bir şirketin ya da grubun değil, 86 milyon vatandaşın ortak malıdır. Bu nedenle bu kaynakların tahsis edilme ve işletilme süreçleri şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır.” dedi.

2022 yılından bu yana Türkiye genelinde 11 bin 549 maden ruhsatı verildiğini belirten Özdağ, “Bu ruhsatların yalnızca 1.537’si açık ihale yoluyla verildi. Geri kalan 10 bin 12 ruhsat ise ihale dışı yöntemlerle tahsis edildi.” ifadelerini kullandı. Özdağ, bu durumun kamu vicdanında soru işaretleri doğurduğunu dile getirdi.

Taşınmaz Komisyonu kararlarıyla tahsis edilen ve henüz ÇED süreci başlamamış en az 632 altın madeni ruhsatı bulunduğunu ifade eden Özdağ, ihale yoluyla verilen altın madeni ruhsatı sayısının ise yalnızca 2 olduğunu söyledi.

Ruhsat verilen alanların büyüklüğüne de değinen Özdağ, “2023 yılından bugüne kadar ihaleye çıkarılan maden sahalarının toplam büyüklüğü 1 milyon 498 bin hektara ulaştı. Satışı tamamlanan sahaların büyüklüğü ise yaklaşık 634 bin hektar.” açıklamasında bulundu. Özdağ, bu sahalardan 279’unun bin hektarın üzerinde olduğunu kaydetti.

Özdağ, madencilik faaliyetlerinin hukuk içinde, şeffaf ve kamu yararını gözeten bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini belirterek kalkınmanın doğayı tüketerek gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti.

“Maden yasası 15 kez değiştirildi”

Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ise Maden Yasası’nın bugüne kadar 15 kez değiştirildiğini söyledi. Çalışkan, yapılan düzenlemelerin işçi ölümlerini önlemek veya kamu yararını artırmak amacıyla değil, ruhsat süreçlerini hızlandırmaya yönelik olduğunu savundu.

Necmettin Çalışkan, “Parkların, zeytinliklerin ve meraların madencilik faaliyetlerine açıldığı bir süreç yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Maden ruhsatlarının önemli bir kısmının ihalesiz şekilde verildiğine ilişkin iddiaların bulunduğunu dile getiren Çalışkan, bu konudaki tartışmaların açıklığa kavuşması için Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirtti.

“Madencinin yaşamından daha değerli bir maden yoktur”

Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün ise madenciliğin kalkınma stratejisinin bir parçası olduğunu ancak bunun iş güvenliği ve çevre pahasına yürütülemeyeceğini söyledi.

Sema Silkin Ün, madencilik sektöründe iş kazalarının sürdüğüne dikkat çekerek iş güvenliği mevzuatının uzun süredir güncellenmediğini ifade etti.

Ün, “Madencinin yaşamından daha değerli bir maden yoktur.” dedi.

Madencilik faaliyetlerinin tarım alanları üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu belirten Ün, kazı faaliyetleri ve kimyasal atıkların toprakların tarım vasfını kaybetmesine yol açtığını dile getirdi. Şirketlerin faaliyetlerini tamamladıktan sonra geride kirlenmiş toprak ve kuruyan su kaynakları bıraktığını söyleyen Ün, sürdürülebilir kalkınma anlayışının benimsenmesi gerektiğini kaydetti.

“Maden politikası millî çıkarları gözetmeli”

Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç da Türkiye’nin altın, bor, krom ve bakır gibi önemli maden rezervlerine sahip olduğunu ifade etti.

Madenciliğe karşı olmadıklarını belirten Kılıç, bu faaliyetlerin nasıl yürütüldüğünün ve elde edilen kazancın kime gittiğinin önemli olduğunu söyledi.

Şerafettin Kılıç, “Son yıllarda maden ruhsatlarının hızla dağıtıldığını görüyoruz. Yapılan düzenlemeler kamu denetimini zayıflatıyor ve yerel halkın söz hakkını azaltıyor.” ifadelerini kullandı.

Kaz Dağları’nda yaşanan ağaç kesimlerini ve Erzincan İliç’te meydana gelen altın madeni faciasını hatırlatan Kılıç, madencilik politikalarının insan hayatı, çevre ve kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıç, Türkiye’nin maden politikasının kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli millî çıkarları esas alması gerektiğini belirterek verilen araştırma önergesine destek çağrısında bulundu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI