TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN KRİTİK VİRAJ: SAMİMİYET!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye, terörün sona erdirilmesi, millî güvenliğin kalıcı biçimde güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha huzurlu bir ülke bırakılması bakımından tarihî önem taşıyan bir süreçten geçiyor. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bir güvenlik politikasının başlığı değil; yıllardır milletimize ağır bedeller ödeten şiddet döngüsünü sona erdirme, toplumsal huzuru güçlendirme ve ülkenin enerjisini geleceğine yöneltme iradesidir. Böylesine önemli bir hedefin başarıya ulaşması için kararlılık, sağduyu, toplumsal sorumluluk ve devlet-millet bütünlüğü kadar, sürecin merkezinde yer alması gereken bir ilke daha vardır: samimiyet. Çünkü tarihî hedefler, yalnızca açıklamalarla değil, ortaya konulan iradenin somut sonuçlara dönüşmesiyle anlam kazanır. Terörsüz Türkiye yolunda kritik viraj da tam olarak burada başlar: Söylenenlerle yapılanların aynı noktada buluşması.
SAMİMİYETİN ÖLÇÜSÜ SÖZ DEĞİL, SİLAH BIRAKMAKTIR
Terörsüz Türkiye hedefinin en temel ölçüsü açıktır: Terör örgütü silahlarını gerçekten bırakmalı, silahlı örgütsel yapısını sona erdirmeli ve yeniden tehdit oluşturabilecek kapasitesini ortadan kaldırmalıdır. Silahlı faaliyetlere ara vermek, çatışmasızlık görüntüsü oluşturmak veya silah bırakma niyetini açıklamak, tek başına kalıcı bir sonuca ulaşıldığını göstermez. Silahların kullanılmaması ile silahların tamamen bırakılması arasında temel bir fark vardır. Birincisi geçici bir durumu, ikincisi ise silahlı tehdidin sona erdirilmesine yönelik somut bir adımı ifade eder. Türkiye’nin ihtiyacı, terörün bir süre sessiz kalması değil, terör tehdidinin kalıcı biçimde ortadan kaldırılmasıdır.
Bu nedenle sürecin başarısı, söylemlerin gücünden ziyade sahadaki somut gelişmelerle değerlendirilmelidir. Silahların fiilen bırakılması, silahlı unsurların durumunun açıklığa kavuşturulması, örgütsel kapasitenin sona ermesi ve elde edilen sonucun yetkili devlet kurumlarınca doğrulanması, kalıcı güvenliğin temel unsurlarıdır. Samimiyet, niyet beyanlarının ötesine geçerek bu adımları atabilme iradesidir. Gerçek bir silahsızlanma, yalnızca bugünkü silahlı faaliyetlerin sona ermesini değil, gelecekte yeniden silahlı tehdit oluşturulmasının önüne geçilmesini de gerektirir. Çünkü milletimizin beklentisi, geçici bir sessizlik değil, çocuklarına ve torunlarına güven içinde yaşayabilecekleri bir Türkiye bırakmaktır.
COĞRAFİ ALANLAR DEĞİL, SİLAHLI TEHDİDİN BÜTÜNÜ ESAS ALINMALIDIR
Silahsızlanma süreci değerlendirilirken, terör örgütünün geçmişteki yapılanmalarıyla veya faaliyetleriyle ilişkilendirilen coğrafi alanların durumu da dikkatle ele alınmalıdır. Kandil ve Gara gibi Irak’ın kuzeyindeki alanların yanı sıra Mahmur, Sincar ve Asos çevresine ilişkin güvenlik boyutları da güncel ve doğrulanabilir bilgiler ışığında değerlendirilmelidir. Ancak bu yerlerin mevcut durumunu birbirinin aynısı kabul etmek veya her birinde bugün hangi ölçüde silahlı varlık bulunduğuna ilişkin doğrulanmamış hükümler vermek doğru değildir. Esas olan, yer adları üzerinden kesinlik iddiasında bulunmak değil, silahsızlanma hedefini ilgilendiren bütün unsurların kapsamlı biçimde değerlendirilmesidir.
Türkiye’nin güvenlik yaklaşımında temel ölçü, belirli bir coğrafi alanın adı değil, terör tehdidinin gerçekten sona erip ermediğidir. Silahların nerede bulunduğu, silahlı unsurların durumunun ne olduğu ve örgütün yeniden eylem gerçekleştirme kapasitesini koruyup korumadığı, yetkili kurumların değerlendirmesiyle açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu yaklaşım, sürecin önüne engel koymak değil, hedefin eksiksiz biçimde gerçekleşmesini sağlamaktır. Çünkü samimiyetin tartışmasız ölçüsü söz değil, fiilî silahsızlanmadır; Terörsüz Türkiye’nin kesin şartı ise silahların tamamen bırakılması ve terör tehdidinin bir daha ortaya çıkamayacak şekilde sona erdirilmesidir.
DEVLETE GÜVEN, MİLLÎ BİRLİĞİN TEMEL DAYANAKLARINDANDIR
Terörsüz Türkiye gibi tarihî bir hedefin başarıya ulaşmasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iradesine, kurumlarına ve millî güvenliği koruma kararlılığına duyulan güven büyük önem taşır. Devletimizin köklü geleneği, kurumsal birikimi ve milletinden aldığı güç, ülkemizin güvenliğini ve geleceğini koruma sorumluluğunun temel dayanaklarıdır. Bu nedenle milletimizin devletine güvenmesi, ortak geleceğine inanması ve millî birlik duygusunu koruması sürecin toplumsal zemini açısından değerlidir. Devlete güvenmek, Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe ulaşma hedefini sahiplenmek ve bu hedefin başarıya ulaşmasına katkı sunmak anlamına gelir.
Bu güvenin doğal tamamlayıcısı, ortaya konulan hedefin somut sonuçlarla gerçekleşmesidir. Silahların gerçekten bırakılması ve terör tehdidinin sona erdiğinin doğrulanması, devletimizin hedefinin ciddiyetini ve kalıcılığını ortaya koyan unsurlardır. Burada devlete güvenmek ile silahsızlanmanın eksiksiz gerçekleşmesini istemek arasında bir çelişki yoktur. Aksine, devletimizin kararlılığına duyulan güven ile milletimizin kalıcı güvenlik beklentisi aynı hedefte buluşmaktadır. Türkiye’nin güvenliği, bağımsızlığı, millî birliği ve vatandaşlarının huzuru bu sürecin temel ölçüleri olmalıdır. Bu ölçüler korunduğu müddetçe toplumsal destek güçlenir, ortak hedef etrafında kenetlenme imkânı artar.
DEZENFORMASYONA KARŞI SAĞDUYU, PROVOKASYONLARA KARŞI DİKKAT
Kritik süreçler, yalnızca sahadaki gelişmelerle değil, kamuoyunda oluşan algıyla da yakından ilişkilidir. Doğrulanmamış iddialar, bağlamından koparılan açıklamalar ve bilgi kirliliği, toplumsal kaygıyı artırabilir; ortak hedefe ilişkin tartışmaları sağlıksız bir zemine taşıyabilir. Bu nedenle her vatandaşın bilgi paylaşırken sorumlulukla hareket etmesi, duyduğu her iddiayı gerçek kabul etmemesi ve ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda sağduyusunu koruması gerekir. Millî güvenlik hassasiyeti, söylentiler üzerinden hüküm vermek değil, güvenilir bilgiye ve doğrulanabilir verilere dayanarak değerlendirme yapmaktır.
Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe ulaşmasını istemeyen aktörlerin ortaya çıkabilecek belirsizlikleri istismar etmesi ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte, herhangi bir kişi veya yapıya yönelik suçlamalar somut delillerle desteklenmeden kesin hüküm gibi sunulmamalıdır. Asıl önemli olan, dezenformasyon ihtimaline karşı toplumsal dayanıklılığı artırmak, vatandaşlar arasında gereksiz ayrışmaların oluşmasını önlemek ve millî birlik duygusunu korumaktır. Devletine güvenen, milletine inanan ve hakikati araştırma sorumluluğunu taşıyan bir toplum, manipülasyon girişimlerine karşı daha güçlü durur. Sağduyu, bu süreçte pasif kalmak değil; ülkenin geleceğini ilgilendiren gelişmeleri dikkatle takip ederken ortak hedefi koruyabilmektir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZDUR
Terörün sona ermesi, yalnızca güvenlik alanında elde edilecek bir kazanım değildir. Kalıcı huzur ortamı; ailelerin güvenliğini, gençlerin gelecek beklentilerini, şehirlerin ekonomik ve sosyal gelişimini, yatırım ortamını ve toplumsal dayanışmayı da doğrudan etkiler. Türkiye’nin enerjisini terörle mücadeleye harcamak zorunda kalmadığı ölçüde üretime, eğitime, bilime, teknolojiye ve vatandaşlarının refahına daha fazla odaklanabilmesi mümkün olacaktır. Hiçbir ailenin terör korkusuyla yaşamadığı, hiçbir gencin şiddetin gölgesinde geleceğini aramadığı ve farklılıkların çatışma nedeni hâline getirilmediği bir ülke, hepimizin ortak yararınadır.
Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi, günlük siyasi tartışmaların dar çerçevesine sıkıştırılmamalıdır. Türkiye’nin güvenliği ve toplumsal huzuru, bütün vatandaşları ilgilendiren ortak meselelerdir. Sürecin başarıya ulaşması için samimiyet, kararlılık, hukuk ve sorumluluk temelinde hareket edilmesi; silahların tamamen bırakılmasıyla sonuçlanacak somut adımların atılması gerekir. Terörün farklı yöntemlerle veya farklı yapılanmalar üzerinden yeniden ortaya çıkmasına imkân bırakmayan kalıcı bir güvenlik ortamı, bu tarihî hedefin gerçek ölçüsü olacaktır.
KRİTİK VİRAJIN ADI: SAMİMİYET
Terörsüz Türkiye yolunda artık temel ölçülerin açık biçimde ortaya konulması gerekir. Samimiyet, sözlerin ötesine geçerek silahları fiilen bırakma iradesini göstermektir. Başarı, silahsızlanmanın somut biçimde gerçekleşmesi ve terör tehdidinin sona ermesidir. Kalıcılık ise bu tehdidin yeniden ortaya çıkmasını mümkün kılacak kapasitenin ortadan kaldırılmasıdır. Bu ölçüler, sürecin sağlıklı değerlendirilmesini sağlayan temel ilkelerdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlılığına güvenmek, millî birliğimizi korumak ve Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesini desteklemek, bu ortak sorumluluğun ayrılmaz parçalarıdır.
Türkiye, terörün gölgesinde bir gelecek yaşamak zorunda değildir. Milletimizin beklentisi açıktır: Silahlar gerçekten bırakılmalı, silahlı örgütsel yapı sona ermeli ve terör dönemi kesin olarak kapanmalıdır. Bu hedefe ulaşmak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de güvenliğine yapılacak en önemli katkılardan biridir. Bunun için ne geçici sessizlik yeterlidir ne de yalnızca iyi niyet beyanları. Gereken, samimiyetin somut adımlarla ortaya konulması ve kalıcı sonucun elde edilmesidir.
Çünkü samimiyet silah bırakmakla gösterilir; güven, kalıcı sonuçlarla güçlenir; Terörsüz Türkiye ise terör tehdidinin kesin olarak sona ermesiyle gerçeğe dönüşür. Türkiye’nin hedefi geçici bir sessizlik değil, kalıcı huzur; yalnızca silahların susması değil, silahların tamamen bırakılmasıdır. Bu tarihî hedefin başarıya ulaşması, devletimizin kararlılığı, milletimizin birliği ve silahsızlanma konusunda ortaya konulacak gerçek iradeyle mümkündür.