Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu: “Kuduz korkuyla değil bilimle yönetilmelidir”
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, CUMHA Cumhur Haber Ajansı’na yaptığı kapsamlı açıklamada kuduzun doğru ve zamanında alınan koruyucu önlemlerle yüzde 100 önlenebildiğini belirterek aşılama, sürveyans, yaban hayatında oral aşılama, hayvanların kayıt altına alınması ve kurumlar arası Tek Sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Eroğlu, riskli temas sonrasında yaranın en az 15 dakika su ve sabunla yıkanması ve hızla sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Diyarbakır’da bir çocukta kuduz vakasının doğrulanması ve Ardahan’da bir büyükbaş hayvanda kuduz tespit edilmesinin, hastalığın Türkiye açısından geçmişte kalmış bir sağlık sorunu olmadığını yeniden gösterdiğini söyledi.
CUMHA Cumhur Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Eroğlu, kuduz konusunda toplumun korku ve paniğe değil, bilimsel bilgi ve koruyucu tedbirlere yönelmesi gerektiğini belirtti. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini kaydeden Eroğlu, kuduzla mücadelede Tek Sağlık yaklaşımının kurumsallaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
“KUDUZ YÜZDE 100 ÖNLENEBİLEN BİR HASTALIKTIR”
Kuduzun insanları, evcil hayvanları ve yaban hayatını etkileyen, merkezi sinir sistemini hedef alan viral ve zoonotik bir hastalık olduğunu belirten Eroğlu, hastalığın klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse daima ölümcül seyrettiğini söyledi.
Eroğlu, “Kuduz hastalığı yüzde 99,9 öldüren ancak yüzde 100 önlenebilen bir hastalıktır.” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da insanda, Ardahan’da ise hayvanda kuduz vakalarının gündeme gelmesinin aynı bilimsel gerçeğin farklı yönlerini ortaya koyduğunu anlatan Eroğlu, “İnsan sağlığı hayvan sağlığından, hayvan sağlığı da çevre ve yaban hayatı sağlığından ayrı düşünülemez. Kuduzla mücadele de bu nedenle tam anlamıyla bir Tek Sağlık meselesidir.” dedi.
YABAN HAYATI VE SINIR BÖLGELERİNDEKİ RİSKE DİKKAT ÇEKTİ
Kuduzun hayvan popülasyonundaki yayılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, bazı bölgelerde özellikle tilkinin yanı sıra çakal ve gelincik gibi yabani hayvanların çiftlik hayvanlarına kuduz bulaştırılmasında öne çıktığını bildirdi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki riskin yalnızca yaban hayatıyla sınırlı olmadığını kaydeden Eroğlu, köpek kaynaklı vakaların da bildirilmeye devam ettiğini belirtti.
Eroğlu, 2021 yılında 45, 2022 yılında 71 ve 2023 yılında 27 pozitif köpek kuduz vakasının tespit edildiğini, bu vakaların büyük bölümünün İran, Suriye ve Irak sınırındaki illerde görüldüğünü aktardı.
Komşu ülkelerde hastalığın evcil ve yabani hayvan popülasyonlarında varlığını sürdürmesinin Türkiye bakımından sınır aşan bir risk oluşturduğunu belirten Eroğlu, “Komşu ülkelerde kuduzun evcil ve yabani hayvan popülasyonlarında varlığını sürdürmesi, ülkemiz açısından sınır aşan hastalık riski oluşturmaya maalesef devam etmektedir.” diye konuştu.
“MÜCADELE YALNIZCA AŞILAMADAN İBARET DEĞİLDİR”
Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoritelerinin ortaya koyduğu bilimsel yaklaşım doğrultusunda hayvan popülasyonunun yaygın ve sürdürülebilir biçimde aşılanması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, kuduzla mücadelenin yalnızca aşı uygulamasına indirgenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Eroğlu, “Sahipli ve sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ve aşılarının düzenli takip edilmesi, yaban hayatında oral aşılama ve sürveyans çalışmalarının kesintisiz sürdürülmesi, şüpheli vakaların hızla tespit edilmesi, laboratuvar kapasitesinin ve saha veteriner hekimliği hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, kuduzun kaynağında kontrol altına alınabilmesi için aşılama ile kayıt, takip, sürveyans, laboratuvar çalışmaları ve saha veteriner hekimliği hizmetlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.
KUDUZ RİSKLİ TEMAS YALNIZCA KÖPEK VE KEDİ ISIRIĞI DEĞİL
Kuduz riskli temas konusunda vatandaşlara uyarılarda bulunan Eroğlu, riskin yalnızca köpek veya kedi ısırması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Tilki, çakal, kurt ve gelincik gibi şüpheli memeli hayvanların ısırması veya deriyi zedeleyecek biçimde tırmalaması halinde ilk müdahalenin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Eroğlu, “Yara bölgesi vakit kaybetmeden bol su ve sabunla en az 15 dakika yıkanmalı ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” dedi.
Eroğlu, özellikle çocukların hayvanlarla temasında ailelere önemli görev düştüğünü belirterek herhangi bir ısırılma veya tırmalama durumunun mutlaka bir yetişkine bildirilmesinin çocuklara öğretilmesi gerektiğini ifade etti.
Toplumun ihtiyaç duyduğu yaklaşımın panik olmadığını vurgulayan Eroğlu, “Toplumun ihtiyacı panik değil; doğru bilgi, etkin sürveyans, yaygın aşılama ve güçlü bir koruyucu sağlık sistemidir.” açıklamasında bulundu.
“KUDUZLA MÜCADELE VAKA ORTAYA ÇIKMADAN ÖNCE BAŞLAMALI”
Kuduzla mücadelede koruyucu sağlık politikalarının önemine işaret eden Eroğlu, hastalık ortaya çıktıktan sonra alınacak önlemler yerine hastalığın ortaya çıkmasını engelleyecek sistemin kurulması gerektiğini söyledi.
Eroğlu, “Kuduzla mücadele vaka ortaya çıktıktan sonra değil, vaka ortaya çıkmadan önce başlamalıdır.” dedi.
Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek örgütlerinin eş güdüm içinde çalışması gerektiğini kaydeden Eroğlu, Tek Sağlık sisteminin Türkiye’de kurumsallaştırılması çağrısında bulundu.
Koruyucu veteriner hekimlik hizmetleri ile veteriner hekim istihdamının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Eroğlu, kuduz vakaları ve riskli temaslara ilişkin epidemiyolojik verilerin de düzenli olarak paylaşılması gerektiğini ifade etti.
2030 HEDEFİ: KÖPEK KAYNAKLI KUDUZDAN İNSAN ÖLÜMLERİNİN SIFIRLANMASI
Dünya Sağlık Örgütü ve paydaş uluslararası kuruluşların 2030 yılına kadar köpek kaynaklı kuduz nedeniyle meydana gelen insan ölümlerini sıfıra indirmeyi hedeflediğini hatırlatan Eroğlu, söz konusu hedefin ulaşılabilir olduğunu söyledi.
Eroğlu, “Çünkü kuduz bilimsel olarak nasıl önleneceği bilinen bir hastalıktır.” ifadelerini kullandı.
“KUDUZ KORKUYLA DEĞİL BİLİMLE YÖNETİLMELİDİR”
Önlenebilir bir zoonotik hastalık nedeniyle insanların yaşamını yitirmemesi için insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte koruyacak güçlü bir sistem oluşturulması gerektiğini belirten Eroğlu, “Kuduz korkuyla değil; bilimle, koruyucu hekimlikle ve Tek Sağlık yaklaşımıyla yönetilmelidir.” dedi.
Yaban hayatında gerçekleştirilen oral aşılama çalışmalarına da değinen Eroğlu, Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili birimlerinden TVHB’ye ulaşan bilgilerin, çalışmaların kuduz mihraklarının azaltılmasında etkili olduğunu gösterdiğini aktardı.
Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki riskli bölgelerde yaban hayatına yönelik oral aşılama çalışmalarının hızlı, düzenli ve zamanında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, koruyucu çalışmaların devam ettirilmesi halinde kuduz mihraklarının önemli ölçüde azaltılabileceğini söyledi.
Batı illerinde elde edilen sonuçlara işaret eden Eroğlu, riskli bölgelerde de benzer çalışmaların kararlılıkla devam etmesi halinde mihrak sayısının sıfıra yaklaşabileceğini ifade etti.
“AŞILAMAYI ÇOK ÖNEMSİYORUZ”
Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin kendisine bağlı 73 veteriner hekim odasıyla kuduzun Türkiye gündeminden çıkarılması için çalışma yürüttüğünü belirten Eroğlu, aşılama konusundaki hassasiyetlerini özellikle vurguladı.
Eroğlu, “Bunun için özellikle aşılamayı çok önemsiyoruz. Bir kez daha altını çizmek istiyorum.” dedi.
TVHB bünyesindeki bilim kurulu üyeleri ve ilgili bilim insanlarıyla konuyu değerlendirdiklerini belirten Eroğlu, aşının kuduzla mücadeledeki önemini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
Eroğlu’nun açıklamaları; yaygın aşılama, hayvanların kayıt ve takibi, yaban hayatında oral aşılama, kesintisiz sürveyans, güçlü laboratuvar ve saha veteriner hekimliği hizmetleri ile kurumlar arası Tek Sağlık yaklaşımının kuduzla mücadelenin temel bileşenleri olduğunu ortaya koydu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI