Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Arıları korumak kendi soframızı ve geleceğimizi korumaktır”

Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Arıları korumak kendi soframızı ve geleceğimizi korumaktır”

20 Mayıs Dünya Arı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, arıların küresel gıda üretimi, biyoçeşitlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik rol üstlendiğini belirterek, iklim krizi, pestisit kullanımı ve habitat kaybının arılar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Türkiye’nin arıcılık potansiyeline rağmen verimlilik ve hastalıklarla mücadelede önemli sorunlar yaşandığı vurgulandı.

Mayıs 20, 2026 - 12:43


20 Mayıs Dünya Arı Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, 2026 yılının temasının “İnsanlar ve Gezegen İçin Arı Gibi Bir Arada – Hepimizi Yaşatan Bir Ortaklık” olarak belirlendiğini ifade etti. Açıklamada, arıların yalnızca bal üretimiyle değil, küresel gıda güvenliği ve ekosistemlerin devamlılığı açısından da temel unsur olduğu belirtildi.

“Küresel gıda üretiminin üçte biri doğrudan tozlaştırıcılara bağlı”

Prof. Dr. Ender Yarsan, dünya genelindeki gıda üretiminin yaklaşık yüzde 35’inin tozlaştırıcılara bağlı olduğunu aktararak, “Çiçekli bitkilerin büyük kısmı arıların sağladığı tozlaşma sayesinde çoğalıyor. Arıların küresel tarıma yıllık katkısının yüz milyarlarca dolarlık ekonomik değere karşılık geldiği değerlendiriliyor.” ifadelerini kullandı. Açıklamada, yabani çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 90’ının ve dünya gıda ürünlerinin yüzde 75’ten fazlasının hayvan tozlaşmasına ihtiyaç duyduğu bilgisi paylaşıldı.

İklim krizi ve pestisitler risk oluşturuyor

Açıklamada, monokültür tarım uygulamaları ve kimyasal pestisitlerin arı popülasyonları üzerinde olumsuz etki yarattığı belirtilerek, sıcaklık değişimleri nedeniyle bitkilerin çiçeklenme dönemleri ile arıların yaşam döngüsü arasındaki dengenin bozulduğu kaydedildi. Kentleşme ve doğal yaşam alanlarının kaybının da yabani arı türlerini tehdit ettiği vurgulandı.

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik avantajı öne çıktı

Prof. Dr. Ender Yarsan, Türkiye’nin 12 bini aşkın çiçekli bitki türüne sahip olduğunu, yaklaşık 3 bin 500 türün endemik nitelik taşıdığını belirtti. Açıklamada, Türkiye’nin bal veren bitkilerin yaklaşık yüzde 70’ine ve arı ırklarının yüzde 22’sine ev sahipliği yaptığı ifade edilerek, ülkenin arıcılık açısından güçlü potansiyele sahip olduğu kaydedildi.

2025 verileri: 8,8 milyonun üzerinde kovan bulunuyor

Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla 96 bin 646 işletmede toplam 8 milyon 817 bin 155 kovan bulunduğu, bal üretiminin ise 97 bin 253 ton olarak gerçekleştiği aktarıldı. En fazla kovana sahip illerin Muğla, Ordu, Adana, Mersin ve İzmir olduğu belirtilirken, bal üretiminde Ordu, Adana ve Muğla’nın öne çıktığı bildirildi.

“Arı varsa hayat var; bir aradaysak gelecek var”

Prof. Dr. Ender Yarsan, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Arıları korumak, yalnızca bir canlı türünü korumak değil; sağlığımızı, gıda güvenliğimizi ve gelecek nesilleri güvence altına almaktır. Doğa için arı gibi düşünme ve gezegen için birlikte hareket etme zamanıdır.” Açıklama, “Arı varsa hayat var; bir aradaysak gelecek var.” mesajıyla tamamlandı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI