Yokluğa Uyanmak

Yokluğa Uyanmak

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 23, 2026 - 11:15

İnsan garip bir varlıktır. Elindeki imkanların değerini pek bilmez. Yanı başındaki insanın sesini, her gün gördüğü bir yüzün sıcaklığını, dostunun hâlini hatırını, sağlığını, aldığı nefesi. Annesinin mutfaktaki tıkırtısını, babasının kapıyı açış biçimini. Bir dostun “Nasılsın?” diye sormasını yahut sitemini, kardeşinin mesajını, hocasının nasihatini, kendisine yapılan duayı, hayrı için verilen sadakayı… Hep yanında ve var sanıyor. Oysa hayatta “hep” diye bir şey yoktur. Bazı insanlar hayatımıza misafir gibi gelir. Biz onları ev sahibi sanırız. Bazı günleri sonsuza kadar sürecek zannederiz. Bazı seslerin hiç susmayacağını, bazı ellerin hiç çekilmeyeceğini, kimi gözlerin bizi hep aynı yerden göreceğini düşünürüz. Hepsinin de sonsuza kadar bizimle kalacağı körlüğüne düşeriz. Çünkü insan, alıştığı şeyleri hiç kaybetmeyecekmiş gibi yaşıyor.

Bir gün herkes, kıymetini bilmediği şeylerin yokluğuyla uyanacak. Oysa her hatıra o kadar taze ve canlıdır ki! Belki her sabah aynı sofrada oturduğu insanın artık karşısında olmadığını görecek. Belki her istediğinde arayabildiği bir sesin artık telefonun öteki ucunda beklemediğini anlayacak. Bazen “nasıl olsa sonra söylerim” dediği bir teşekkürün, “nasıl olsa yarın giderim” diye ertelediği bir ziyaretin, “daha çok zamanımız var” diye önemsemediği bir insanın yokluğu ile yüzleşecek.

İnsan çoğu zaman sahip olduklarının kıymetini, onları kaybetmeden anlamıyor. Ne acı he yaman bir çelişkidir bu? Varken sıradan gelen şey, yokluğunda hayatın en büyük eksikliğine dönüşecek. Alışmak sahip olmak görülüyorsa bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü her sabah doğan güneş, ertesi sabah da doğacağım diye bize söz vermedi. Her kapıdan giren insan, bir gün yine o kapıdan girecek diye yemin etmedi. Her “görüşürüz” kelimesinin gerçekten bir görüşmeye çıkacağı da garanti edilmedi. Belki de telefon rehberinizdeki bir isim, kayıtlı durduğu hâlde artık aranamayacak. Çünkü yokluk, bazen ölümden daha önce başlar. Bazı insanlar ölmeden önce hayatımızdan çıkar. Bazıları yanımızdayken biz onları kaybederiz. Bazıları ise gittikten sonra bile yıllarca içimizde yaşamaya devam eder. Ne hazindir hayatın içindeki bir anlamın öylece çekilip gitmesi. Bıraktığı boşlukla eş değer bir büyüklüğün kaybedilmesi. İnsanın en pahalı muhasebesi; “Bir gün herkes, kıymetini bilmediği şeylerin yokluğuyla uyanacak.” Keşke bazı dersleri kaybederek öğrenmeseydik. Uzun bulduğumuz nasihatler, fazla gördüğümüz müdahaleler, hep yerinde duracağını sandığımız insanlar. Sonra deyip ertelediğimiz ibadetler. Sonraların bir gün biteceğini hiç düşünmeyiz.

Eksilttiğimiz dostluklar da böyle değil midir? Bir zamanlar birlikte güldüğümüz insanları, hayatın telaşında yahut bir başka sebeple yavaş yavaş geride bırakırız. Fakat insanın ömrü, duyguları ve sabrı ertelenen buluşmalar kadar uzun değildir. Bir gün o dostunuzun hayatınızdan çekildiğini fark edersiniz. Belki başka bir şehre gitmiştir. Belki kırılmıştır. Belki artık eski dostluğu taşımaya gücü kalmamıştır. Belki de ölüm, bütün “sonra”ları bir gecede ortadan kaldırmıştır. Siz misiniz alıştığınız şeyi sıradanlaştıran. Siz misiniz vicdani davranmayan. Siz misiniz vefayı unutan ve yolda beraber olduklarınızı yeni bulduklarınızla değişen. İçinde bulunduğunuz nimetleri kendinize doğal bir hak zanneden ve kıymet bilmeyen. Sevildiğinizi bilmenin garantisiyle seveni ihmal eden...

Nasıl ki bir yaprak, dalındayken sıradandır. Sonbaharla birlikte ağacın üzerinde küçük bir boşluk oluşur. O eksilmeyle birlikte bir zamanın da görüntüsü eksilmiştir. İnsan hayatı da işte böyledir. Hayatımızdan ayrılan her insan, beraberinde bize ait bir parçayı da götürür. Çünkü yaşantımızın bir dönemini temsil ederler. Paylaştığınız zamanın taşıyıcısı giderken bir sayfa kapanır. Bir dost yahut seven giderken, beraberinde; güveni, yaslandığınız gücü, sıkıştığınızda çözüm üretmesini, kahkahalarınızın birazını, sizi merak eden bir yüreği, dertlerinizin dermanını, sevilmenizin bir kısmını da götürür. Anlam değişir, bindiğiniz dal kırılır, yaslandığınız duvar yıkılır…

Bir sabah uyandığınızda sizde anlarsınız; bazı yokluklar, bir insanın yokluğundan çok daha büyüktür. İnsan şükretmediği şeylerin yasını tutarak öğrenir, ömrü boyunca lazım olanların kıymetini. Ne büyük kayıp…