CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu: “Anayasal hukuk devleti ilkesinin sistematik ihlali” diyerek KHK’ları Meclis gündemine taşıdı
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan KHK’larla yapılan ihraçlara ilişkin soruların yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi verdi. Tanrıkulu, önergesinde beraat ve takipsizlik kararlarına rağmen göreve iade edilmeyenlerin sayısı, OHAL Komisyonu başvuruları, AİHM kararları ile pasaport ve çalışma haklarına yönelik kısıtlamaların kaldırılmasına dönük düzenleme olup olmadığını sordu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına, olağanüstü hâl sürecinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) kapsamındaki ihraçlara ilişkin yazılı soru önergesi sundu. Tanrıkulu, KHK’larla “yüz bini aşkın kamu görevlisinin herhangi bir yargı kararı olmaksızın kamu görevinden ihraç edildiğini” belirterek, aradan geçen “9 yılı aşkın süreye rağmen” hak kayıplarının sürdüğünü ifade etti.
“Hukuk devleti modelinden yapısal bir sapma”
Tanrıkulu, hazırladığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine işaret ederek, KHK ile kamu görevinden ihraçların “büyük ölçüde herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın” uygulandığını kaydetti. Tanrıkulu, bu durumun “idarenin keyfi işlem yasağını, hukuki güvenlik ilkesini, belirlilik ilkesini” zedelediğini, “Anayasa’nın öngördüğü hukuk devleti modelinden yapısal bir sapma oluşturduğunu” dile getirdi.
“Masumiyet karinesi açık biçimde ihlal edildi”
Anayasa’nın 38’inci maddesindeki “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” hükmünü hatırlatan Tanrıkulu, KHK ihraçlarıyla “hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan, hatta beraat etmiş veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş binlerce kişinin kalıcı biçimde kamu görevinden çıkarıldığını” aktardı. Tanrıkulu, bunun “cezalandırmanın yargı organları yerine idari işlemlerle gerçekleştirilmesi” anlamına geldiğini söyledi.
“Medeni ölüm niteliğinde bir sonuç”
Tanrıkulu, ihraçların yalnızca görevden alma olmadığını; “kamu sektöründe yeniden çalışma hakkı, pasaport alma hakkı, sosyal güvenlik hakları, mesleki itibar ve ekonomik varlığın sürdürülebilme imkânları” üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Bu çerçevede, uygulamanın “kişilerin sosyal ve ekonomik varlığını ortadan kaldıran ağır bir statü yaptırımı” niteliği taşıdığını belirtti.
OHAL Komisyonu ve “etkili başvuru” tartışması
Tanrıkulu, Anayasa’nın 36’ncı ve 40’ıncı maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma ve etkili başvuru hakkına dikkat çekerek, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun “bağımsız ve tarafsız bir yargı organı olmadığını”, karar süreçlerinin “uzun yıllara yayıldığını” ve başvuruların “büyük çoğunluğunun reddedildiğini” ifade etti. Tanrıkulu, bunun “idari işlemlerin etkili yargısal denetimi ilkesini fiilen ortadan kaldırdığını” savundu.
AİHS vurgusu ve AİHM kararları sorusu
Tanrıkulu, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında “adil yargılanma”, “özel ve aile hayatına saygı” ve “etkili başvuru” haklarına ilişkin yükümlülükleri hatırlatarak, KHK ihraçlarının bu çerçevede “ciddi hukuki tartışmalar” doğurduğunu kaydetti. Önergede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine KHK ihraçlarıyla ilgili ihlal kararlarının sayısı ve bu kararlar doğrultusunda hangi düzenlemelerin yapıldığı da soruldu.
TBMM’ye sunulan önergede 12 soru
Tanrıkulu’nun TBMM Başkanlığına sunduğu önergede, KHK ile ihraç edilen toplam kişi sayısından beraat ve takipsizlik kararlarına rağmen iade edilmeyenlere, OHAL Komisyonu başvurularının akıbetinden idare mahkemelerinin iptal kararlarına, maddi-manevi zararların tazminine dönük çalışmalardan pasaport ve çalışma haklarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasına kadar 12 başlıkta bilgi talep edildi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI