CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu: “İliç’in İkinci Yılı Raporlar Konuştu, İktidar Susturdu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te 9 işçinin hayatını kaybettiği facianın ikinci yılında yazılı açıklama yaptı. Karasu, bilirkişi raporlarına ve uzman uyarılarına rağmen sorumluların hesap vermediğini belirterek, madencilik politikalarının ve denetim mekanizmalarının yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.

Şubat 14, 2026 - 13:42
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu: “İliç’in İkinci Yılı Raporlar Konuştu, İktidar Susturdu”


CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te saat 14.28’de meydana gelen liç yığını kaymasının ikinci yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Karasu, faciada 9 işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Acı ilk günkü sıcaklığını koruyor. Çünkü adalet yerini bulmadı.” ifadelerini kullandı.

Karasu, olayın “doğal afet” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, “Bilirkişi bulguları, uzman görüşleri ve meslek odalarının uyarıları riskin göz göre göre büyüdüğünü gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Siyanürlü liç süreçleri, kapasite artışları ve denetim mekanizmalarındaki zafiyetlere dikkat çeken Karasu, “Madencilik politikası işçinin canı üzerinden kurgulanamaz.” dedi.

“İliç’ten Ders Çıkarılmadı”

Facianın ardından beklenenin köklü politika değişiklikleri olduğunu ifade eden Karasu, “Aradan geçen iki yılda Türkiye genelinde binin üzerinde maden sahasının ihaleye açılması, gerekli derslerin çıkarılmadığını açıkça ortaya koyuyor.” açıklamasını yaptı. Tarım alanları, meralar, ormanlar ve su havzalarının yeni ruhsat süreçlerine konu edildiğini kaydeden Karasu, bu genişlemenin işçi sağlığı ve çevre güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturduğunu savundu.

Fay hatlarına yakın bölgelerde ve hassas ekosistemlerde siyanürlü madenciliğin sürdürüldüğünü belirten Karasu, “Bu tablo, İliç’in münferit değil yapısal bir sorun olduğunu teyit ediyor.” ifadelerini kullandı.

Bakanlıklara Sorumluluk Çağrısı

Karasu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ÇED süreçleri ve çevresel denetimden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ruhsatlandırma ve teknik güvenlikten, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ise iş sağlığı ve güvenliği denetiminden sorumlu olduğunu vurguladı. “Bu sorumluluklar birbirine havale edilerek ortadan kaldırılamaz.” dedi.

Altın madenciliğinde fiziksel ve kimyasal risklerin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Karasu, “Kamunun güçlü, bağımsız ve şeffaf bir denetim kapasitesi oluşturması zorunludur.” değerlendirmesinde bulundu.

Altı Kritik Soru

Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 6331 sayılı Kanun kapsamında kapasite artışları sonrası etkin denetim yapıp yapmadığını sordu. Yığın liç alanındaki çatlaklara ilişkin risk değerlendirmelerinin yapılıp yapılmadığını da gündeme getiren Karasu, iş güvenliği uzmanlarının uyarılarının neden iş durdurma kararıyla sonuçlanmadığını sorguladı.

Asıl işveren–alt işveren ilişkisi, acil durum planlarının işletilip işletilmediği ve sendikal örgütlenme üzerindeki baskı iddialarının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Karasu, “Bu sorular yanıt bulmadan İliç dosyası kapanmış sayılmaz.” ifadelerini kullandı.

“Hakikat Toprağın Altına Gömülemez”

İliç faciasını Soma, Ermenek ve diğer iş cinayetleriyle birlikte değerlendiren Karasu, “Bu ülkede hakikat bir süre bastırılabilir ama toprağın altına gömülemez.” dedi. CHP olarak işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimlerinin bağımsız ve kamuoyuna açık hale getirilmesini savunduklarını belirten Karasu, taşeronlaşmanın sınırlandırılması ve sürekli çevresel izleme mekanizmalarının kurulması gerektiğini kaydetti.

Karasu, “İliç’i unutmadık. Yeni faciaların yaşanmaması iktidarın sorumluluğundadır.” açıklamasında bulundu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI