DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Uygur Türklerine sessizlik artık meşrulaştırılamaz”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Ankara’da düzenlenen “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” tanıtım programında yaptığı konuşmada, Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarını ve Türkiye’nin tutumunu değerlendirdi; “geri göndermeme ilkesi” ve ekonomik ilişkiler üzerinden önemli mesajlar verdi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR), Ankara Sivil Toplum Platformu ve Bilkent Human Rights Society iş birliğiyle Ankara’da düzenlenen “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” tanıtım programında konuştu. Esen, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekerek Türkiye’nin bu tablo karşısındaki yaklaşımını ele aldı.
“Bu çalışma yalnızca bir rapor değil”
Programda sunulan rapora ilişkin değerlendirmede bulunan Elif Esen, çalışmanın kapsamına vurgu yaparak “Saha erişiminin mümkün olmadığı bir coğrafyayı beş dilde ve on dört tematik başlıkta belgeleyen titiz bir izleme çalışması ortaya kondu” ifadelerini kullandı. Esen, bu tür çalışmaların Türkiye’nin uluslararası insan hakları gündemine yaklaşımını da sorgulamayı gerektirdiğini belirtti.
“Kültürel dönüşüm politikaları sistematik hale geldi”
Bölgede artan baskılara değinen Esen, camilerin Çin mimarisine göre yeniden inşa edilmesini “kuşaklar arası kültürel sürekliliği kesmeye yönelik yapısal bir politika” olarak nitelendirdi. Dijital gözetim uygulamalarına da dikkat çeken Esen, Çin bağlantılı şirketlerin diaspora üzerinde casus yazılımlar geliştirdiğinin belgelendiğini ifade etti. ABD Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu’nun Mart 2026 raporuna atıf yapan Esen, mevcut durumun “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak tanımlandığını aktardı.
“Geri göndermeme ilkesi tartışmalı hale getirildi”
Türkiye’deki uygulamalara ilişkin değerlendirmede bulunan Esen, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2025 raporuna işaret ederek 2018-2025 yılları arasında 33 Doğu Türkistanlının geri gönderme merkezlerinde gözaltına alındığını söyledi. Esen, “Bazı mahkemelerin sınır dışı kararlarını gerekçelendirmeden onadığı görülüyor. Daha da ağırı, geri göndermeme ilkesinin Uygur Türkleri için uygulanamayacağına hükmeden kararlar var” dedi. Türkiye’nin doğrudan Çin’e iade yapmasa da üçüncü ülkeler üzerinden risk oluşturduğunu belirten Esen, bunun “tehlikenin dolaylı yoldan üretilmesi” anlamına geldiğini kaydetti.
“Ekonomik bağımlılık sessizliği meşrulaştırmamalı”
Türkiye-Çin ilişkilerinin ekonomik boyutuna da değinen Esen, “Bu bağımlılık artık Uygur Türklerine yönelik sessizliği meşrulaştırmamalı” ifadelerini kullandı. 2017 yılında imzalanan iade anlaşmasının TBMM komisyonlarında beklediğini hatırlatan Esen, sorunun yalnızca yasal metinler olmadığını belirterek “Tahdit kodlarının denetlenmesi, geri gönderme merkezlerindeki koşulların şeffaflaştırılması ve üçüncü ülke sevklerinin durdurulması mümkündür; bu bir siyasi irade meselesidir” dedi.
“Sorumluluk söylemde değil uygulamada olmalı”
Türk devlet geleneğinin mazluma kapı açmayı esas aldığını vurgulayan Esen, “Hele ki söz konusu soydaşları olduğunda, bu sorumluluk daha da büyüktür” değerlendirmesinde bulundu. Doğu Türkistanlılara yönelik politikaların söylem düzeyinde kalmaması gerektiğini belirten Esen, somut adımların önemine dikkat çekti.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI