DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan: “KPSS bir bekleme odasına dönüşmemelidir”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan: “KPSS bir bekleme odasına dönüşmemelidir”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, 2026-KPSS sürecinde gençlerin sınav sonrasında hangi kadroya ve ne zaman atanacaklarını öngöremediğini belirterek üç yıllık kamu personel istihdam planının açıklanmasını, merkezi yerleştirmelerin genişletilmesini ve mülakatın belirleyiciliğinin azaltılmasını istedi.

Ağustos 12, 2026 - 18:19


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, 2026-KPSS başvuru ve sınav takviminin sürdüğü dönemde kamu personel alımlarındaki belirsizliğe ilişkin açıklama yaptı. Gençlerin sınav sonrasında ne zaman ve hangi kadroya atanabileceklerini öngöremediğini belirten Sudan, “Gençler sınavdan sınava değil, işten işe koşmalı. KPSS bir bekleme odasına dönüşmemelidir.” dedi.

“Mesele, gençlerin hayatlarını sınav takvimlerine göre yaşamak zorunda bırakılmasıdır”

Gençlerin iş arayışının aynı zamanda gelecek arayışına dönüştüğünü ifade eden Sudan, “Türkiye’nin gençleri bugün yalnızca iş aramıyor. Bir gelecek arıyor. Üniversiteyi bitiriyor, yıllarca eğitim görüyor, ardından KPSS’ye hazırlanıyor. Aylarca, hatta yıllarca sınava çalışıyor. Bir puan alıyor ve sonra yeni bir bekleyiş başlıyor: ‘Ne zaman atanacağım?’” ifadelerini kullandı.

2026-KPSS takvimine de değinen Sudan, “2026-KPSS Ön Lisans başvuruları 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında alınıyor. Sınav 4 Ekim’de yapılacak. Lisans düzeyindeki KPSS Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu ise 6 Eylül’de gerçekleştirilecek. Ancak mesele sınav takvimi değildir. Mesele, gençlerin hayatlarını sınav takvimlerine göre yaşamak zorunda bırakılmasıdır.” dedi.

“Genç kadınlarda işsizlik, genç erkeklerin neredeyse iki katına çıkıyor”

Genç istihdamına ilişkin verileri paylaşan Sudan, “TÜİK’in Mayıs 2026 verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı yüzde 14,8. Genç kadınlarda ise bu oran yüzde 21,8. Yani genç kadınlarda işsizlik, genç erkeklerin neredeyse iki katına çıkıyor. Türkiye’de zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı yüzde 31 seviyesinde.” diye konuştu.

Uluslararası karşılaştırmalara da değinen Sudan, OECD verilerinin Türkiye’deki gençlerin önemli bir bölümünün eğitimden ve istihdamdan kopma riski taşıdığına işaret ettiğini belirtti. Sudan, “OECD’nin Government at a Glance 2025 Türkiye değerlendirmesine göre 15-29 yaş grubunda ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2023’te yüzde 28,4. OECD ortalaması ise yüzde 12,6. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Türkiye gençlerini yeterince hızlı biçimde eğitime ve üretime kazandıramıyor.” ifadelerini kullandı.

“KPSS’yi kazanmak, tek başına kamu görevine girmeyi garanti etmiyor”

Kamu istihdamının birçok genç açısından ekonomik ve sosyal güvence anlamına geldiğini belirten Sudan, özel sektörde düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle karşılaşan gençlerin kamuya yöneldiğini söyledi.

Sudan, “Bunun sonucunda KPSS, gençlerin gözünde bir sınavdan daha fazlasına dönüşüyor. Bir hayat planına dönüşüyor. Ancak burada büyük bir sorunla karşılaşıyoruz: KPSS’yi kazanmak, tek başına kamu görevine girmeyi garanti etmiyor. Çünkü sınavın ardından kadro sayısı, nitelik kodları, kurumların ihtiyaçları, tercih koşulları ve bazı pozisyonlarda uygulanan farklı seçme süreçleri devreye giriyor.” dedi.

ÖSYM'nin 2025/1 ve 2025/2 merkezi yerleştirmelerine işaret eden Sudan, sistemin temel sorunlarından birinin adayların hangi kurumda, hangi tarihte ve kaç kişinin istihdam edileceğini önceden öngörememesi olduğunu savundu.

“Bizim itirazımız sınava değildir. Bizim itirazımız, gençlerin yıllarca sınava hazırlanıp sonrasında belirsizliğe terk edilmesinedir. Gençler devlete güvenmek istiyor.” ifadelerini kullanan Sudan, kamu personel planlamasında öngörülebilirlik çağrısı yaptı.

“Bu gençten sürekli daha fazla sabır istemek mümkün değildir”

Üniversite mezuniyetinden KPSS hazırlığına ve atama bekleme sürecine kadar gençlerin karşılaştığı tabloyu anlatan Sudan, “Bir genç düşünün: Dört yıl üniversite okuyor. Mezun oluyor. KPSS’ye hazırlanıyor. Kurs ücretleri ödüyor. Kitap alıyor. Sınav ücretini ödüyor. Aylarca çalışıyor. Sonra yüksek bir puan alıyor. Ama karşısında şu soruyu buluyor: ‘Bu puanla ne zaman atanabileceğim?’ Bu gençten sürekli daha fazla sabır istemek mümkün değildir.” dedi.

Sudan, gençlere sürekli “Biraz daha bekleyin”, “Bir sonraki atamayı bekleyin”, “Yeni sınava girin” ve “Yeni puan alın” demek yerine öngörülebilir bir kamu personel planlaması oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Kamu personel sistemi için beş talep

Sudan, kamu personel sisteminde yapılmasını istedikleri düzenlemeleri beş başlıkta topladı. Üç yıllık kamu personel istihdam planının açıklanmasını isteyen Sudan, merkezi yerleştirmelerin kapsamının genişletilmesi, mülakatın belirleyiciliğinin azaltılması, kadro belirsizliğinin sona erdirilmesi ve gençlerin yalnızca kamu istihdamına yönelmek zorunda kalmayacağı bir ekonomik yapının oluşturulması gerektiğini belirtti.

Her yıl alınması planlanan öğretmen, mühendis, hemşire, psikolog, sosyal çalışmacı, tekniker, memur ve uzman yardımcısı sayılarının mümkün olduğunca önceden açıklanmasını isteyen Sudan, “Gençler hayatlarını belirsizliğe göre değil, öngörülebilir bir istihdam planına göre kurabilmelidir.” dedi.

Objektif ve ölçülebilir kriterlerin uygulanabileceği kadrolarda KPSS puanı ile liyakat esaslı merkezi yerleştirmenin temel yöntem olması gerektiğini savunan Sudan, mülakatın gerekli olduğu durumlarda ise sınav sonucunu etkileyen subjektif alanın daraltılmasını istedi.

Sudan, “Ölçütler, puanlama ve sonuçlar denetlenebilir ve şeffaf hale getirilmelidir. Çünkü gençlerin devletten istediği ayrıcalık değildir. Eşitliktir. Kurumların personel ihtiyaçları merkezi bir sistem üzerinden kamuoyuna açık biçimde takip edilebilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“Biz gençlere ‘Herkesi memur yapalım’ demiyoruz”

Önerilerinin herkesi kamu personeli yapmaya yönelik olmadığını vurgulayan Sudan, gençler açısından devlet memurluğunun tek güvenli gelecek seçeneği olarak görülmesine yol açan koşulların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sudan, “Türkiye’de gençlerin tek güvenli gelecek seçeneğinin devlet memurluğu olduğuna dair algıyı değiştirmek istiyoruz. Bunun yolu özel sektörde de iyi ücret, sosyal güvence, kariyer imkânı ve liyakat esaslı yükselme sistemi oluşturmaktır. Genç, ‘Devlete kapağı atarsam kurtulurum’ diye düşünmemeli. ‘Türkiye’de nerede çalışırsam çalışayım emeğimin karşılığını alırım’ diyebilmelidir.” dedi.

“Gençlere diploma verip sonra ‘iş yok’ demek devlet planlaması değildir”

Üniversite kontenjanları ile kamu personel planlamasının birbiriyle bağlantılı yürütülmesi gerektiğini belirten Sudan, üniversitelerin yetiştirdiği insan kaynağı ile kamunun ve ekonominin ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesini istedi.

“Hangi mesleklerde arz fazlası var? Hangi alanlarda personel açığı oluşacak? Hangi bölümlerde yeni mezunların istihdam imkânı daha yüksek? Bu veriler üniversite kontenjanlarının belirlenmesinde de dikkate alınmalıdır. Gençlere diploma verip sonra ‘iş yok’ demek devlet planlaması değildir.” ifadelerini kullanan Sudan, eğitim ve istihdam politikalarının birbirinden kopuk olmaması gerektiğini kaydetti.

“Genç bir kadının işsiz kalması yalnızca bir kişinin gelir kaybı değildir”

Genç kadınlardaki işsizlik oranına ayrıca dikkat çeken Sudan, konunun kadın politikaları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Sudan, “Mayıs 2026’da genç kadınlarda işsizlik oranının yüzde 21,8 olması, meselenin aynı zamanda bir kadın politikası meselesi olduğunu gösteriyor. Genç kadınların eğitimden istihdama geçişinde karşılaştıkları engeller ayrıca ele alınmalıdır.” dedi.

Kadınların istihdamdan kopmasını önleyecek, çocuk bakım yükünü azaltacak ve iş hayatında kalmalarını destekleyecek politikalar geliştirilmesini isteyen Sudan, kamu ve özel sektörde eşit fırsatlara erişimin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sudan, “Çünkü genç bir kadının işsiz kalması yalnızca bir kişinin gelir kaybı değildir. Bir hanenin geleceğinin ertelenmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla sınav bekleyen gençler değil”

Kamu personel sistemine ilişkin yaklaşımını özetleyen Sudan, “Sınav olacaksa adil olacak. Atama olacaksa şeffaf olacak. Mülakat olacaksa denetlenebilir olacak. Kadro olacaksa önceden planlanacak. Kamu personel sistemi liyakat üzerine kurulacak. Ve en önemlisi: Gençler devlete güvenebilecek.” dedi.

Gençlerin enerjisinin yalnızca sınav hazırlık süreçlerinde tüketilmemesi gerektiğini belirten Sudan, “Gençlerimizin enerjisini sınav salonlarında tüketmek yerine; laboratuvarlarda, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde, teknoloji şirketlerinde, kamu kurumlarında, üretimin ve hayatın içinde görmek istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla sınav bekleyen gençler değil; üreten, çalışan, değer yaratan ve geleceğine güvenen gençlerdir.” ifadelerini kullandı.

Açıklamasını liyakat, şeffaflık ve fırsat eşitliği vurgusuyla tamamlayan Sudan, “DEVA Partisi olarak biz gençlere bir ‘memurluk vaadi’ değil, liyakatli, şeffaf, öngörülebilir ve fırsat eşitliğine dayalı bir çalışma hayatı vaat ediyoruz. Çünkü gençlerin geleceği bir sonraki KPSS takvimine bırakılamaz. Gençlerin geleceği ertelenemez. Liyakat varsa güven vardır. Fırsat eşitliği varsa gelecek vardır. Gençler üretirse Türkiye kazanır.” dedi.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI