Ege Üniversitesinde İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılında Mehmet Akif Ersoy Anıldı
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde düzenlenen “Kabulünün 105. Yılında İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy” konferansında Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un hayatı, edebi kişiliği ve İstiklal Marşı’nın yazılış süreci ele alındı. Prof. Dr. Fazıl Gökçek, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık iradesinin en güçlü ifadesi olduğunu vurgulayarak Akif’in “istiklal” ruhunun edebi bayraktarlığını üstlendiğini söyledi.
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla “Bilim Kafe” etkinlikleri kapsamında “Kabulünün 105. Yılında İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy” başlıklı konferans düzenlendi. Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selami Fedakâr, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşmacı olarak Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Gökçek yer aldı.
“Mehmet Akif, milletin ıstırabını sanatının merkezine koydu”
Konferansta İstiklal Marşı’nın yazılma sürecini ve Mehmet Akif Ersoy’un edebi kişiliğini anlatan Prof. Dr. Fazıl Gökçek, “İstiklal Marşımızın kabulünün 105. yıl dönümü vesilesiyle edebiyatımızın mihenk taşlarından olan ‘Milli Şair’ Mehmet Akif Ersoy’u anıyoruz. İstiklal Marşı’nı kaleme almadan çok önce de Türk şiirine adını yazdıran Akif; 1911 ile 1933 yılları arasında yayımladığı yedi kitaplık ‘Safahat Külliyatı’ ile Türkiye’nin yakın tarihine, sosyal ve siyasi buhranlarına adeta ayna tutmuştur” dedi.
Prof. Dr. Gökçek, “Şair eserlerinde İslam coğrafyasının dertlerini, Balkan Savaşları’nın yarattığı büyük insani trajediyi ve çöküşten kurtuluşun tek reçetesi olan ‘çalışma’ fikrini ustalıkla işlemiştir. Milletin ıstırabını sanatının merkezine koyan bu sarsılmaz duruşuyla ‘Milli Şair’ unvanını sonuna kadar hak etmiştir” ifadelerini kullandı.
“Korkma” nidasının ilk yankıları Berlin’de duyuldu
Mehmet Akif Ersoy’un en zor dönemlerde dahi milletin bağımsızlık inancının sesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökçek, “Birinci Dünya Savaşı yıllarında Harbiye Nezareti tarafından Berlin’e gönderilen Akif, burada esir Müslüman askerleri aydınlatma görevi üstlenmiştir. Çanakkale Zaferi’nin coşkusunu da ‘Berlin Hatıraları’ şiirine yansıtmıştır. ‘Korkma, cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz! Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!’ dizeleri, daha sonra yazılacak olan İstiklal Marşı’nın destansı ruhunu yıllar öncesinden müjdelemiştir” diye konuştu.
“Ödülü reddeden asil duruş”
İstiklal Marşı’nın yazım sürecine de değinen Prof. Dr. Gökçek, “Milli Mücadele yıllarında hem meclis çalışmalarına katılan hem de halkı direnişe çağıran vaazlarıyla önemli rol üstlenen Mehmet Akif Ersoy, başta para ödülü bulunduğu için Milli Marş Müsabakası’na katılmayı reddetmiştir. Ancak dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ödül meselesinin çözüleceğine dair güvence verdiği mektubu ve Hasan Basri Çantay’ın ısrarları üzerine, para almamak şartıyla kalemi eline almıştır” dedi.
Prof. Dr. Gökçek, “Akif, kurtuluşu simgeleyen ‘istiklal’ ile çöküşü ifade eden ‘izmihlal’ kavramlarını eşsiz bir ustalıkla karşı karşıya getirerek İstiklal Marşı’mızı milletimizin sarsılmaz bağımsızlık manifestosu olarak tarihe armağan etmiştir” ifadelerini kullandı.
Taceddin Dergâhı’nda yazılan destan
İstiklal Marşı’nın Ankara’daki Taceddin Dergâhı’nda kaleme alındığını hatırlatan Prof. Dr. Gökçek, “Titiz bir ‘şiir işçisi’ olan Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nı birkaç günde kaleme almış görünse de aslında yarışma ilanından itibaren zihninde ilmek ilmek dokuduğu bir tefekkürün ürünü olarak ortaya koymuştur. 12 Mart 1921’de TBMM’de Hamdullah Suphi Bey tarafından ilk kez okunan eser, milletvekilleri tarafından ayakta ve büyük bir coşkuyla kabul edilmiştir” dedi.
Akif’in tevazu sahibi bir kişilik olduğuna dikkat çeken Gökçek, “Bu muazzam eserin mimarı olan Mehmet Akif Ersoy, övülmekten hicap duyduğu için o tarihi anda Meclis salonunda dahi bulunmamıştır. Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nı yazmasa da edebiyat tarihimizde büyük bir şair olarak kalacaktı ancak bu eserle şairliğini taçlandırmıştır” diye konuştu.
Programın kapanışında Prof. Dr. Fazıl Gökçek, İstiklal Marşı yarışmasına gönderilen diğer şiirlerden örnekler paylaşarak Mehmet Akif’in eserinin edebi ve estetik üstünlüğüne dikkat çekti. Etkinlik, EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran’ın katkılarından dolayı Prof. Dr. Gökçek’e çiçek takdim etmesiyle sona erdi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI