FON KRİZİ, Muhtemel Büyük Bir Ekonomik Kriz Öncesi TURNUSOL KAĞIDI Oldu: Devlet Olarak Ders Çıkarmalıyız!..

FON KRİZİ, Muhtemel Büyük Bir Ekonomik Kriz Öncesi TURNUSOL KAĞIDI Oldu: Devlet Olarak Ders Çıkarmalıyız!..

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 9, 2026 - 17:06
Ekim 9, 2026 - 20:41

Günümüzde patlak veren ‘fon krizine’ sadece ekonomik açıdan bakmak kısır bir anlayış olur! Konunun siyasi, ekonomik, toplumsal, ahlaki ve vicdani yönleri olduğunu da düşünmemiz gerekiyor. Toplum olarak rahata düşkünlük, makam/koltuk, şöhret/unvan, mal-mülk ve kolay para kazanma hastalığının bedelini bugün ‘fon krizi’ olarak ödemekteyiz! Bu konunun ahlaki ve vicdani boyutu ise içler acısı! Siyasi yandaşlığın vermiş olduğu gaflet ve dalalet, teknolojik gelişmelerin çıkarlar doğrultusunda kullanılması, yasal boşluklara sızma girişimleri, kolay yoldan çok para kazanma hırsı maalesef günümüzdeki vahim ‘fon krizi’ olayına sebep olmuştur.
Devletin hiyerarşik yapısı içinde hala yasal boşlukların olduğunu, devletin içinde hala FETÖ kriptoların varlığını, devlet kurumları içinde hala ufak çapta da olsa rüşvet çarkının döndüğünü, ihalelerde yolsuzluklar yapıldığını ve adam kayırmaların olduğunu hatırlatmak isteriz. Dileriz ki patlak veren ‘fon krizi’ devletimize büyük bir ders olur ve bahsettiğimiz sorunlarla ilgili gerekli önlem/tedbirleri şimdiden alınır. Bu şekildeki düşünmemizdeki yegane amacımız devletimizi, şu andaki mevcut iktidarı ve yetkilileri suçlamak değil UYARMIKTIR!..
Türkiye’de son 25 yıl içinde kamu kurumları, devlet kurumları ve belediyelerdeki vurgun, soygun, yolsuzluk, rüşvet olayları ile günümüzdeki fon krizini (o dönemde terör örgütü FETÖ unsurunu dikkate alarak!) kıyasladığımız zaman arada çok büyük bir uçurum/fark olduğunu rahatlıkla görebiliriz! 2007-2008 Deniz Feneri Davası, 2001’de Kayıp Trilyon Davası, Kamu İhaleleri ve Belediye Soruşturmaları, 2001’de Bankacılık ve Finansal Vurgunlar vs. olaylarla komplo ve tuzaklarla dezenformasyon, spekülasyon girişimleri ile Türkiye’nin adını lekelemek ve uluslararası yolsuzluk algısı oluşturmak için neler yapıldığını daha dün gibi hatırlıyoruz.
Bütün bu vurgun, soygun, yolsuzlukların arasında bazı çıkarcı zihniyet unsuru insanlar olsa da aslında genel anlamda Türkiye aleyhine dış bağlantılı ve iç uzantılı FETÖ unsurlarının parmağı olduğunu yıllar sonra anlayabildik. İşte bu olaylar ve gelişmeler Türkiye’ye yolsuzluk algısı sıralamasında önemli bir puan kaybına yol açmıştı! Bu olayların müsebbibi Türkiye’nin siyasi ve ekonomik itibarını/kariyerini yıpratmak, zedelemek için dış güçler ve iç uzantılarının parmağı olduğu 17-25 Aralık polis-yargı ve 15 Temmuz askeri darbe kalkışmasının altından terör örgütü FETÖ çıkmıştı. Fakat her yolsuzluk, soygun ve vurgun olayında FETÖ unsuru aramaya gerek yok! Bu sefer ki ‘fon krizinin’ neden kaynaklandığını yukarıda vurguladık.
Günümüzdeki FON KRİZİ sebebiyle yaşanan gelişmeler ve olaylar maalesef farklı amaçlar doğrultusunda zuhur etmiştir. Bazı şirketlerin, unvan sahibi kişilerin, alın teri olmaksızın daha çok para kazanmak isteyen çıkar odaklı şahısların hırsları aleni bir şekilde fon krizinde ortaya çıktı. Bu tür kolay para kazanmak isteyen şirketler, şahıslar/kişiler, devletin denetim zafiyet eksikliğinden faydalanarak (sanki meşru imiş gibi) fon yolsuzluklarına bulaşmayı marifet sanmışlardır.
2026 yılında büyük kar getirisi olacağı vaadi ile milyarları bulan usulsüz işlemler yapılarak bazı kişilere aktarılması üzerine FON KRİZİ patlak verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı fon krizine el atarak geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Başlangıçta eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya isimleri geçmesi üzerine ‘fon krizi’ medyanın ve toplumun gündemine bomba gibi düşmüştü. Daha sonra da bazı şirketlerin isimleri gündeme geldi.
Türkiye’de bu yıl bazı prtföy yönetim şirketlerinin (cross-trade) hisse senetlerinde suni fiyat yükseltmeleri ve bu alandaki yatırımcıların para çekme taleplerinin karşılayamaması sebebiyle piyasa ve likidite krizi gündemi allak-bullak etti. Pusula ve Portföy ve benzer şirketlerin ince hacimli hisse senetlerin çapraz işlem yapması ve fon değerlerini 8 aylık süre içinde yüzde 3000’den fazla suni şişirmeye gitmesi yatırımcıların kar realizasyonu ve para çekme teşebbüsü ile sistem tıkanmış ve artık fonlar nakit talebini karşılayamamıştır. Ve böylece 16 Eylül 2026 tarihinde temerrüte düşmesi neticesinde fon krizinin şişirilmiş bir balon gibi patlamasına sebep olmuştur.
Türkiye’deki Fon Krizi 15 Eylül 1026 tarihinde Pusula ve Terö Pörtföy bünyesinde başlayan bazı ödeme zorluklarının ve temerrütlerin yaşanması ile başladı. Devlet ivedi bir şekilde bu konuya müdahale ederek 17 Eylül 2016 yılında 7 portföy yönetim şirketine ait olan 131 fonun tasfiyesine karar vermesi ile düğmeye basılmış oldu. Bu durum doğrudan 455 veya 500 bin yatırımcıyı etkiledi. Tasfiye edilen 131 fonun rakamsal büyüklüğü milyarlarca liraya yükseldi. Devletin, patlak veren fon krizine ivedi bir şekilde müdahale etmesi sonucunda Pusula Portföy, Tera Yatırım Teknoloji, Hedef ve Bulls Yatırım gibi holding gibi holding ve şirketlerin sahipleri/yöneticileri hakkında soruşturma başlatıldı. Ve Devlet bu gidişatı durdurmak ve çözüm aramak için SPK’yı görevlendirdi. Ödeme ve tasfiye süreci için 3 aydan 6 aya uzatılarak Ziraat ve İş bankalarına yetki verildi. Ayrıca bazı holding/şirket yöneticileri soruşturma sonucunda tutuklanarak mal varlıklarına el konuldu. Küçük yatırımcıların doğal haklarının korunması amacıyla 1 milyon TL’ye kadar ödeme planları yapıldı.
Türkiye’deki fon krizinin suni olarak şişirilmiş hisselere bağlanan tasarruflar maalesef yatırımcılara büyük kayıplar vermiş ve çok büyük zararların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Neyse ki bu konuda hukuk sürecin hızlı bir şekilde başlatılmıştır. Soruşturmalar devam ettikçe tutuklu tutuklu sayısı da artırmıştır. Mağdur olan yatırımcılar için geri ödeme planları hızlandırılarak yeni bir ‘mağduriyet giderme süreci’ başlatılmıştır. Devletin müdahalesi sonucu, tekil grup varlık konsantrasyonuna getirdiği sınırlamalar sayesinde bu krizin bankacılık sistemine ve ülkedeki ekonomik çöküşe dönüşmesine izin verilmemiştir.
FON SORUŞTURMASI halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir. Soruşturmada 3 ayrı fon üzerinden 187 milyar 653 milyon kazanç sağlandığı ortaya çıktı. Fon’da krize sebep haksız kazanç olan 184 milyar 653 milyonun TL’nin iadesi istendi. Soruşturmada bugüne kadar 73’ü tüzel olmak üzere 141 kişi tespit edildi. Fon vurgununda dikkat çeken önemli hususlardan birisi şüpheli satış yapanların kendilerine önceden bilgi sızdırılmasıydı! Fon mağdurlarının haklarının korunması için haksız kazanç sağlayan isimlere yönelik devletin bu konuda görevlendirdiği TMSF aracılığı ile fon vurgununda elde edilen paraların iade edilmesi için resmi bildirimde bulunuldu ve mağdurların zararının giderilmesi için yeni hesaplar oluşturuldu.
Fon mağdurlarının haklarının korunması ve zararlarının giderilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan kesin talimatlar verdi. Adalet Bakanı Akın Gürlük gelişmeleri yakın takip ederek fon mağduru bütün vatandaşların haklarının sonuna kadar korunacağını açıkladı. Bu tür açıklamalar geleceğe yönelik daha neler yapılacağı konusunda bazı ipuçları veriyor! Biz istiyoruz ki ‘Fon Krizi’ devletimiz ve milletimiz için büyük bir ders olur ve ülkemizdeki her türlü haksız kazancın önüne geçilir. Ayrıca her türlü boşluk, esneklik, zafiyet giderilerek yeni yasal düzenlemelere gidilir. Bu konuda düğmeye basacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere bakanlarımız, yüce meclisimiz ve kurumlarımızdır.