FON KRİZİ Sebebiyle Bazı Bakanlara ve Devlet Kurumlarına Yapılan İftiraların Altındaki Yatan ACI GERÇEK: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İktidar Düşmanlığı!..
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
FON KRİZİ üzerine bundan önceki yazımda “FON KRİZİ, Muhtemel Büyük Bir Ekonomik Kriz Öncesi TURNUSOL KAĞIDI Oldu: Devlet Olarak Ders Çıkarmalıyız!..” başlığı altında genel bir değerlendirme yaparak psikolojik, sosyolojik, toplumsal, siyasi ve ekonomik yönden olumlu ve olumsuz yönlerine değinip devletin anında yapmış olduğu müdahale ile ekonomik krize yol açabilecek büyük bir tehlikenin önüne geçildiğinden bahsetmiştim. Bugün de fon krizini fırsata çevirmek isteyen bazı siyasilerin ve gazetecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil olmak üzere bazı bakanlara ve devlet kurumlarına yönelik iftiralarda bulunarak suçlama yapmaları üzerinde duracağım.
Fon Krizi ile ilgili bir önceki yazımda elbet ki ben de bazı eleştirilerde bulunmuştum. Fakat benim yapmış olduğum eleştiriler suçlayıcı, yıpratıcı ve hakaret içerikli değil yapıcı ve uyarıcı eleştiriler idi. Peki, fon krizine yönelik bazı siyasilerin ve gazetecilerin durumu fırsata çevirerek manipülasyon yapması iftira ve hakaret içerikli ifadelerle devleti, kurumları ve bilhassa bazı bakanları hedef alarak ağır ithamlarla suçlamasını neyle izah edebiliriz?! Bu durumun tamamen Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve mevcut iktidar düşmanlığından kaynaklandığını çok iyi bilmekteyiz.
Türkiye’de son yılların en büyük ‘fon vurgunu’ olarak ifade edebileceğimiz ‘skandal’ üzerinden bazı siyasilerin ve gazetecilerin her türlü yalana, iftiraya, manipülasyona başvurması maalesef ‘çamur at izi kalsın’ fırsatçılığı üzerinde tamamen suyu bulandırmaya yönelik provokasyonlardı! Zaten onları körükleyen eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon krizinde isminin geçmesi olmuştu! Ki bu konuda gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve gerekse Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tavizsiz ve çok sert açıklamaları bile yalanı, iftirayı ve hakareti meslek edinmiş bazı siyasi ve gazetecileri ikna etmeye yetmemişti! Çünkü onların içindeki Erdoğan ve iktidar düşmanlığı kronik vaka (hastalık) haline geldiği için nasıl ikna olacaklardı. Fon Krizi’nde suçlanan bakanlarımız arasında Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in olması ne kadar manidar olsa gerek.
Öte yandan dolaylı ve dolaysız bir şekilde SPK, TMSF ve bazı devlet kurumları da yalan ve iftira dolu açıklamalarla suçlanmıştı. Gerçekler bütün çıplaklığı ile ortada iken bazı bakanların ve devlet kurumlarımızın haksız yere suçlanması karşısında gerekenler anında yapılmıştı. Suçlamalara maruz kalan bakanlarımız ve kurumlarımızın ispat istemesi karşısında muhataplar hiçbir şey yapamamıştı! Fakat onların yalanları ve iftiraları anında ispatlanabilmişti! Ayrıca hukuki yasal yollara başvurulmuştu. Kısaca onların yegane amacı, algı operasyonları ile ‘çamur at izi kalsın’ provokasyonu üzerinden toplumsal kargaşa ve kaos ortamı çıkartarak toplumsal huzuru bozmak ve suyu bulandırmaktı.
Oysaki bazılarının iftira, hakaret ve suçlamaların aksine ‘Fon Krizi’ patlak verir-vermez Sermaye Piyasa Kurulu (SPK), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu) MASAK ve İstanbul Başsavcılığı anında ve zamanında müdahale ederek büyük bir ‘ekonomik kriz’ tehlikesinin önüne geçmeyi başarmışlardı. Milyarlık vurgunda suça iştirak eden şirketler ve şahıslar bir bir deşifre edilerek yargıya taşınmıştı. Fon mağdurlarının zarar-ziyanlarının giderilmesi/karşılanması için neler yapılacağı konusunda da ivedi çalışmalar yapılarak hükümet harekete geçirilmişti. Maalesef bütün bu gerçekleri görmezlikten gelen bazı siyasiler ve gazetecilerin, mevcut iktidarı ve bazı bakanları suçlayıcı iftiralarda bulunmalarının altında yatan acı gerçeğin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar düşmanlığından başka bir şey olmadığını çok iyi biliyoruz.