İGC Basın Akademisi’nde Çiğdem Toker: “Araştırmacı gazetecilik kamu kaynaklarını izlemeli”
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Basın Akademisi’nde düzenlenen “Etik ve Araştırmacı Gazetecilik” dersine konuk olan gazeteci Çiğdem Toker, kamu ihaleleri, bütçe harcamaları ve Kamu Özel İş Birliği projeleri üzerinden gazeteciliğin denetim rolünü anlattı. Toker’in açıklamaları, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını anlamak isteyenler için önemli ipuçları sundu.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Basın Akademisi’nde gerçekleştirilen “Etik ve Araştırmacı Gazetecilik” dersine deneyimli gazeteci Çiğdem Toker konuk oldu. Toker, araştırmacı gazeteciliğin odağında kamu kaynaklarının yer alması gerektiğini belirterek, özellikle büyük ölçekli ihalelerde şeffaflık sorunlarına dikkat çekti.
“Kamu kaynaklarının kullanımı yönetimin karakterini gösterir”
Kamu bütçesinin kullanım biçiminin yönetim anlayışını ortaya koyduğunu ifade eden Toker, 2003 yılında Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu’nun zaman içinde işlevsizleştirildiğini söyledi. Toker, bu süreci örneklerle anlatarak gazetecilerin bu alanı yakından takip etmesi gerektiğini vurguladı.
“Bütçeye doğrudan zarar veriyor”
Kamu İhale Kanunu’nun 21-b maddesi kapsamında yapılan ve “davet usulü” olarak bilinen ihalelere değinen Toker, sistemin işleyişini şu sözlerle açıkladı:
“İhaleyi yapan kurum, işi almasını istediği 3-4 firmayı belirliyor ve ‘gelin teklif verin’ diyor. Açık ihale olsa, rekabet ortamında firmalar bütçeden daha fazla tasarruf edilmesini sağlayacak yüksek indirimler yapacakken; pazarlık usulünde işi alacağını önceden bilen firmalar çok daha düşük indirimler yapıyor. Bu da bütçeye doğrudan zarar veriyor.”
“Tasarruf genelgeleri sadece kağıt üzerinde kalıyor”
Kamu harcamalarının izlenmesinde dijital verilerin önemine dikkat çeken Toker, Muhasebat Genel Müdürlüğü verileri üzerinden yaptığı incelemeleri paylaştı. Toker, “Tasarruf genelgesinin yayımlanmasından sonraki birkaç ay bütçe gerçekleşmelerine baktık. Özellikle kırtasiye harcamalarında, temsil harcamalarında üç beş kata varan artışlar gördük. Bu verileri okuyabildiğiniz zaman, yönetimin vaatlerinde ne kadar tutarlı olduğunu da görebiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“Yol yapılmasına değil, şartlarına bakıyoruz”
Kamu Özel İş Birliği projelerine de değinen Toker, gazetecilerin bu projelerdeki rolünü şöyle tanımladı:
“Bir otoyolun seyahat süresini 8 saatten 3 saate düşürmesine itiraz edemeyiz. Ancak gazeteci olarak şunu sormak zorundayız: ‘Sen bu süreyi kısaltırken, o şirkete nasıl bir sözleşmeyle, döviz üzerinden ne tür yolcu garantileri verdin?’ Bütçeden az sayıda şirkete uzun yıllar boyunca bu kadar yüksek kaynak çıkışı olmadan bu projeleri yapamaz mıydın? Bizim odaklandığımız yer tam olarak bu.”
Toker’in değerlendirmeleri, araştırmacı gazeteciliğin kamu kaynaklarının kullanımı üzerindeki denetim rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI