İNSAN EN ÇOK EMİN OLDUĞU YERDE YANILABİLİR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bazı cümlelerin sonuna nokta koymayı çok seviyoruz.
“Böyledir.”
“Kesin bunu yaptı.”
“Ben onu tanıyorum.”
“Ne olduğunu biliyorum.”
Belki de insanın kendisine en fazla dikkat etmesi gereken an tam olarak budur:
Bir şeyden artık hiç şüphe etmediği an.
Çünkü hayat bana giderek şunu düşündürüyor:
İnsan en çok emin olduğu yerde yanılabilir.
Bunu başkalarına öğüt vermek için söylemiyorum.
Kendimi de cümlenin dışında tutmuyorum.
Ben hukukçuyum.
Mesleğim bana iddia ile gerçeğin, şüphe ile ispatın, kanaat ile delilin aynı şey olmadığını öğretti.
Ama insan yalnızca mesleğinden ibaret değil.
İş kendi hayatımıza geldiğinde hepimiz bazen kendi dosyamızın hem tarafı, hem tanığı, hem savcısı, hem de hâkimi olabiliyoruz.
Ve sanırım en zor adalet tam da burada başlıyor.
Kendimize karşı gösterebildiğimiz adalette.
İNSAN KENDİ HİKÂYESİNİ TARAFSIZ DİNLEYEBİLİR Mİ?
Bir olay yaşadığımızda onu yalnızca hatırlamayız.
Anlamlandırırız.
Boşlukları doldururuz.
Karşımızdakinin davranışlarına nedenler yükleriz.
Bir bakıştan anlam çıkarır, bir sessizliğe tercüme yapar, söylenmeyen cümleleri bile zihnimizde tamamlarız.
Bazen doğru çıkarız.
Bazen de çıkmayız.
Asıl mesele yanılmak değil.
İnsanız.
Mesele, yanılabileceğimiz ihtimalini ne zaman kaybettiğimiz.
Çünkü bir insan hakkında kararımız kesinleştiğinde, artık onun yaptıklarını değerlendirmek yerine verdiğimiz kararı doğrulayacak şeyleri toplamaya başlayabiliriz.
O noktadan sonra gerçeği değil, kendi gerçeğimizi arama tehlikesi doğar.
Bunun yalnızca başkalarının yaptığı bir şey olduğunu söyleyemem.
Kendime baktığımda benim de zaman zaman yaşadığım olayları kendi bulunduğum yerden anlamlandırdığımı görüyorum.
Belki hepimiz yapıyoruz.
Çünkü kendi gözümüzden çıkıp dünyaya başka bir çift gözle bakmak kolay değil.
HUKUKUN BANA ÖĞRETTİĞİ EN KIYMETLİ KELİME
Belki “adalet” dememi beklersiniz.
Değil.
Bence hukuk bana en çok “şüphe” kelimesinin değerini öğretti.
Şüphe her zaman güvensizlik değildir.
Bazen düşünsel terbiyedir.
“Ben böyle gördüm ama başka türlü olmuş olabilir mi?”
“Ben böyle hissettim ama karşımdaki bunu gerçekten böyle mi amaçladı?”
“Bildiklerimin yanında bilmediklerim de olabilir mi?”
Bu sorular insanı güçsüz yapmaz.
Tam tersine, kendi zihnine karşı özgürleştirir.
Çünkü insanın fikrini değiştirebilmesi için önce kendi fikrinin değişmez olmadığını kabul etmesi gerekir.
HAKLI ÇIKMAK BAZEN YETMİYOR
Yaş aldıkça haklı çıkmanın düşündüğüm kadar büyük bir zafer olmadığını fark ediyorum.
Bir tartışmayı kazanabilirsiniz.
Son sözü söyleyebilirsiniz.
Karşınızdakini susturabilirsiniz.
Hatta yıllar sonra “Ben demiştim” bile diyebilirsiniz.
Peki sonra?
Hayat devam ediyor.
İnsanlar değişiyor.
Biz değişiyoruz.
Bugün yüzde yüz dediğimiz yani emin olduğumuz bazı şeylere yıllar sonra bambaşka bir yerden bakabiliyoruz.
O yüzden artık kesin hükümlerden biraz ürküyorum.
Başkalarının kesin hükümlerinden olduğu kadar kendi hükümlerimden de.
“YANILMIŞ OLABİLİRİM” DEMEK
Bu cümleyi kurabilmek kolay değil.
Çünkü bize çoğu zaman fikir değiştirmek zayıflıkmış gibi öğretildi.
Oysa bence tam tersi.
“Yanılmış olabilirim” diyebilmek, insanın geçmişte söylediklerini inkâr etmesi değildir.
O gün bildikleriyle verdiği hükmün yanına bugün öğrendiklerini de koyabilmesidir.
Bu, yaşananları yok saymak değildir.
Kendini yok saymak hiç değildir.
Sadece hayatın tek açıdan çekilmiş bir fotoğraf olmadığını kabul etmektir.
Belki bazı konularda haklıydım.
Belki bazılarında değildim.
Belki bazı şeyleri doğru gördüm ama yanlış anlamlandırdım.
Belki de henüz cevabını bilmediğim sorular var.
Artık bundan rahatsız olmuyorum.
Çünkü insanın her soruya cevabı olmak zorunda değil.
NOKTA YERİNE ÜÇ NOKTA
Sanırım bundan sonra bazı cümlelerimin sonuna daha az nokta koymak istiyorum.
Daha fazla soru işareti bırakmak…
Hatta bazen üç nokta.
Çünkü hayat mahkeme kararı gibi kesinleşmiyor.
Yeni bir bilgi geliyor.
Başka bir pencere açılıyor.
İnsan büyüyor.
Dün baktığı yere bugün başka türlü bakabiliyor.
Belki olgunlaşmak her şeyi bilmek değildir.
Belki tam tersidir:
Bildiğimizden bu kadar emin olmamayı öğrenmektir.
Ve bugün kendime bir cümle bırakıyorum:
Ben gördüklerimi inkâr etmek zorunda değilim.
Hissettiklerimi de.
Ama görmediklerimin var olabileceğini kabul edebilirim.
Çünkü bazen insanın düşüncesindeki en büyük değişim, yeni bir cevap bulmasıyla başlamaz.
Kendi cevabının yanına küçücük bir “acaba” koyabilmesiyle başlar.