İSTANBUL’DAKİ TEMASIN ANLAMI: SURİYE ADALETİ YENİDEN İNŞA EDERKEN

İSTANBUL’DAKİ TEMASIN ANLAMI: SURİYE ADALETİ YENİDEN İNŞA EDERKEN

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 11, 2026 - 10:33

Suriye Adalet Bakanı Mazhar el-Veys ile Kuzey Makedonya Adalet Bakanı Jeton Shasivari’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşme, ilk bakışta uluslararası bir zirvenin olağan diplomatik temaslarından biri gibi görünebilir. Ancak Suriye’nin rejim değişikliğinin ardından hukuk kurumlarını yeniden kurmaya çalıştığı bir dönemde, görüşmenin gündemi daha yakından incelenmeyi hak ediyor. Kuzey Makedonya tarafının açıklaması, temasın yalnızca nezaket ziyareti olmadığını; yargı reformu, kurumların güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları başlıklarının ele alındığını ortaya koyuyor.
Görüşme neden İstanbul’da yapıldı? Çünkü iki bakan da 8-9 Ekim tarihlerinde Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi için kentteydi. Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ev sahipliğindeki toplantı, 70’ten fazla ülkeden bakanları, yargı mensuplarını ve hukuk uzmanlarını buluşturdu. Shasivari’nin Suriye temsilcisiyle teması, zirvenin sağladığı diplomatik zeminde gerçekleştirildi. Mevcut açıklamalar, görüşmenin İstanbul’da yapılmasını özel bir gizli gündeme değil, aynı uluslararası programa katılıma bağlıyor.
Peki neden özellikle Kuzey Makedonya? Resmî açıklamada, iki ülkenin adalet bakanlıkları arasında deneyim paylaşımı ve iş birliği imkânlarının geliştirilmesi vurgulanıyor. Bu, Suriye açısından önem taşıyor. Yıllarca süren savaşın ve otoriter yönetimin ardından ülkenin karşısındaki mesele yalnızca yeni kanunlar çıkarmak değil; güvenilir kurumlar kurmak, yargının bağımsızlığına ilişkin güveni yeniden tesis etmek ve geçmiş ihlallerle hukuki çerçevede yüzleşmek. Kuzey Makedonya açısından ise görüşme, uluslararası adalet diyaloğuna katılma ve reform tecrübelerini paylaşma fırsatı sunuyor. Bunun ötesinde özel bir siyasi pazarlık yapıldığına ilişkin kamuya açık, doğrulanmış bilgi bulunmuyor.
Suriye Adalet Bakanı el-Veys, zirvedeki konuşmasında ülkesinin yurttaşlık devleti, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı temelinde tarihî bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Geçiş dönemi adaletini intikam olarak değil, mağdurların haklarını gözetmek, gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumluları hukuk önünde hesap verebilir kılmak olarak tarif etti. Bu söylem, yeni yönetimin uluslararası alanda vermek istediği mesajı özetliyor: Suriye yalnızca siyasi bir değişim yaşamıyor; hukuk düzenini de yeniden tanımlamak istediğini ilan ediyor.
Fakat bir konuşmanın güçlü olması, dönüşümün tamamlandığı anlamına gelmez. Geçiş adaletinin inandırıcılığı, sözlerin uygulamaya dönüşmesine bağlıdır. Soruşturmaların tarafsız yürütülmesi, mağdurların güvenli biçimde dinlenmesi, delillerin korunması, savunma haklarının güvence altına alınması ve yargılamaların şeffaflığı belirleyici olacaktır. Hesap verebilirlik yalnızca eski yönetimin mensuplarına yönelirse, seçici adalet eleştirisi doğabilir. Yeni dönemin sınavı, hukukun herkese aynı ölçüyle uygulanıp uygulanmadığıdır.
Kuzey Makedonya görüşmesinin somut sonucu konusunda da ölçülü olmak gerekiyor. Kamuya açıklanan bilgilerde imzalanmış bir anlaşma, takvime bağlanmış ortak program veya kurulacağı duyurulan yeni bir mekanizma yer almıyor. Açıklanan sonuç, adalet reformları ve kurumsal iş birliği üzerine görüş alışverişi yapılması ve diyalog iradesinin vurgulanmasıdır. Bu, diplomatik açıdan anlamlı bir başlangıç olabilir; ancak tek başına uygulamaya geçmiş bir iş birliği olarak sunulamaz.
Zirvenin daha geniş çerçevesi de dikkat çekici. Türkiye, İstanbul’u farklı hukuk sistemlerinin konuşabildiği bir buluşma alanı olarak öne çıkarırken, uluslararası hukukun herkese eşit uygulanması gerektiği mesajını verdi. Gazze’deki ihlaller ve uluslararası hesap verebilirlik tartışmaları da bu gündemin parçasıydı. Böyle bir platform, Suriye’nin yeniden uluslararası temas kurmasına imkân sağlıyor; aynı zamanda yeni yönetimin vaatlerini uluslararası gözlem ve beklentilerle karşı karşıya getiriyor.
Burada bölgesel bağlamı da gözden kaçırmamak gerekir. Kuzey Makedonya, Avrupa kurumlarıyla bütünleşme sürecinde yargı standartları, kurumsal kapasite ve hukuki güvenilirlik tartışmalarını yakından yaşayan bir ülke. Bu tecrübenin Suriye’ye doğrudan aktarılabileceğini varsaymak doğru olmaz; iki ülkenin siyasi geçmişleri ve ihtiyaçları farklı. Yine de karşılaştırmalı deneyim, kurumların nasıl güçlendirileceği, reformların nasıl izleneceği ve kamu güveninin nasıl kurulacağı konusunda yararlı bir diyalog başlatabilir. Bunun başarıya dönüşmesi, genel ifadelerin ötesine geçilerek uzman düzeyinde temasların, eğitimlerin veya teknik çalışma başlıklarının belirlenmesine bağlı. Şimdilik bunlar gerçekleşmiş kararlar değil, açıklanan iş birliği hedeflerinden doğabilecek olasılıklardır. Haber değeri de tam burada yatıyor: görüşmenin kendisinden çok, devamının gelip gelmeyeceğinde. Sürecin ilerleyişi, iki bakanlığın kamuoyuna açık ölçülebilir hedefler açıklayıp açıklamayacağıyla da anlaşılacaktır.
Sonuç olarak, İstanbul’daki görüşmeyi büyük bir anlaşmanın habercisi ilan etmek için elde yeterli veri yok. Fakat temasın önemsiz olduğunu söylemek de doğru değil. Suriye’nin adalet kurumlarını yeniden inşa etme iddiası, uluslararası deneyim paylaşımı ve insan hakları standartlarıyla sınanacak. Kuzey Makedonya ile yapılan görüşmenin gerçek değeri, bundan sonra kurulacak düzenli temaslarda, paylaşılacak somut uygulamalarda ve en önemlisi Suriye’de adalet arayan insanların hayatında görülecek. Diplomasi kapıyı açabilir; o kapıdan hukuk devletinin geçip geçmeyeceğini ise uygulama gösterecek.