KENDİ SİLAHINI KENDİN YAP
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Yıl 1974…
Kuleli Askerî Lisesi son sınıf öğrencisiyiz. Bir gün Taksim’de, Atatürk Kültür Merkezi önünde düzenlenen silah sergisini gezmeye götürüldük. Sergide dikkatimi en çok çeken silahlardan biri, Fransız yapımı 120 mm’lik ağır havandı.
Henüz Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmemiş olan bu havanla Polatlı Acıkır’da deneme atışları yapılıyordu.
Derken Kıbrıs Barış Harekâtı başladı. Türkiye’nin müdahalesinin ardından Fransa, havanı ülkemize satmaktan vazgeçti.
İşte o zaman “Kendi silahını kendin yap!” anlayışı devreye girdi.
Bize anlatıldığına göre MKE mühendisleri, ellerindeki numune havanın teknik resimlerini çıkardı. Numune Fransa’ya iade edildi; Top Fabrikası’nda yerli üretim çalışmalarına başlandı. Teknik sorunlar aşıldı ve 120 mm’lik ağır havan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki yerini aldı.
Hayatın cilvesine bakın ki yıllar sonra benim ilk görev yerlerimden biri de 120 mm’lik ağır havan takım komutanlığı oldu.
Bir zamanlar sergide hayranlıkla seyrettiğim silahla artık görev yapıyordum. Her başarılı atışımızda yalnızca hedefi vurmanın değil, kendi imkânlarımızla üretilen bir silahı kullanmanın da gururunu yaşıyorduk.
Ambargodan millî teknolojiye
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaştığımız ambargolar, savunmada dışa bağımlılığın ne kadar riskli olduğunu gösterdi. Silahı satın almak yetmiyordu; yedek parçasından mühimmatına, haberleşmesinden bakımına kadar her alanda kendi imkânlarımıza sahip olmamız gerekiyordu.
Askerlikte boşuna, “Muhaberesiz muharebe olmaz!” demeyiz.
İşte bu ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenen ordu-millet elele kampanyası ile milletten toplanan paralarla 1975 yılında ASELSAN kuruldu. Kendi telsizimizi, haberleşme sistemlerimizi ve savunma teknolojilerimizi geliştirme yolunda önemli bir adım atıldı.
Zamanla MKE üretimi G3 piyade tüfekleri gibi yerli üretim silahlar da envanterimizde yer aldı. Bir zamanlar kullandığımız araç gereçlerde yabancı ülke damgalarını görmeye alışmışken, artık kendi fabrikalarımızın ürünlerini kullanıyorduk.
Mesele yalnızca silah sahibi olmak değildi; onu üretmek, geliştirmek ve ihtiyaç duyulduğunda sürdürebilmekti.
Havanlardan İHA ve SİHA’lara…
Aradan yıllar geçti. Dün ambargo nedeniyle temin edemediğimiz havanı üretmeye çalışırken, bugün kendi İHA ve SİHA sistemlerimizi geliştiriyoruz ve dünyada da söz sahibiyiz.
Elbette bu noktaya bir günde gelinmedi. Her aşamanın arkasında mühendislerimizin bilgisi, işçilerimizin emeği ve yıllar içinde biriken tecrübeler var.
Dün 120 mm’lik havanın başında duyduğumuz gurur, bugün millî savunma teknolojilerimizde yaşamaya devam ediyor.
1974’te Kuleli’de gördüğüm o havanın yıllar sonra görev yaptığım silahlardan biri olması, hafızamda unutulmaz bir askerlik hatırası olarak kaldı.
O gün bize öğretilen ders bugün de geçerliliğini koruyor: Savunma bağımsızlığı, yalnızca silah satın almakla değil, kendi teknolojini geliştirmekle mümkündür.
Çünkü ambargo uygulanabilir, tedarik kesilebilir, yedek parça gelmeyebilir. Kendi teknolojisini üretebilen bir ülke ise sorunlarına kendi aklı ve emeğiyle çözüm arayabilir.
Bağımsızlık, yalnızca kendi bayrağını dalgalandırmak değil; o bayrağın altında kendi aklınla üretmek ve geleceğine sahip çıkmaktır.
Yıllar önce konulan silah amgargosuyla, irtibat kuramadığımız telsizlerle,bir Fransız havanının bize satılmamasıyla ve de verilmeyen SİHA ve İHA larla daha da belirginleşen bu gerçek, bugün millî savunma sanayimizin temel düşüncelerinden biri olmaya devam ediyor.
Ve sözümüz hâlâ aynı:
Kendi silahını kendin yap!
Başkasının silahıyla muharebeye girersin ama devam edemezsin
Çünkü kendi ürettiğin teknoloji, yalnızca bir silah değil; bağımsızlığının ve geleceğinin güvencesidir.