Kızıldeniz’in Kilidi, Riyad’ın Kabusu: Husiler Ne Yapmaya Çalışıyor?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Orta Doğu coğrafyası, haritası her sabah yeniden çizilen, barut kokusunun hiç eksilmediği kadim bir satranç tahtası. Bu tahtanın üzerinde son dönemin en agresif, en öngörülemez ve küresel dengeleri en çok sarsan aktörlerinden biri şüphesiz Yemenli Husiler (Ensarullah). 1990’larda Yemen’in kuzey dağlarında Zeydi Şii kimliğini koruma dürtüsüyle kültürel bir hareket olarak doğan bu yapı, bugün Kızıldeniz’i küresel ticarete kapatabilen, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanlarını vurabilen bölgesel bir güce dönüştü.
Peki, bu yalın ayaklı savaşçılar tam olarak ne yapmaya çalışıyor? Amaçları sadece bölgesel bir kaos yaratmak mı, yoksa çok daha derin bir stratejinin parçası mı?
Küresel Meşruiyet ve Söylem Üstünlüğü:
Gazze Kartı
Husilerin 2023 sonlarından itibaren Kızıldeniz’deki ticari gemileri hedef almasıyla başlayan süreç, görünürde İsrail-Hamas savaşında Filistin ile bir "dayanışma" adımıydı. Ancak madalyonun diğer yüzünde, yerel bir isyancı grubun küresel İslam dünyasında "cihadın ve direnişin gerçek bayraktarı" olma arayışı yatıyor. Arap sokaklarının Gazze konusundaki hassasiyetini çok iyi kullanan Husiler, Batı dünyasına meydan okuyarak hem içerideki kabile ittifaklarını konsolide etti hem de İslam dünyasında Suudi Arabistan gibi geleneksel güçlerin pasif kaldığı algısı üzerinden muazzam bir popülarite kazandı.
Bölgesel Satranç:
İran’ın "Direniş Ekseni" ve Küresel Enerji Şantajı
Husileri İran’ın emir kulu bir kuklası olarak görmek eksik bir okuma olur. Kendi yerel ajandaları olsa da, Tahran’ın sunduğu balistik füze ve İHA teknolojisiyle donatıldıkları bir sır değil. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısına paralel olarak Husilerin de Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz hattını (küresel ticaretin %15'ini) rehin alması, Batı’ya karşı ortak bir "enerji koridoru şantajı" anlamına geliyor. Kızıldeniz’i kapatarak küresel lojistik hatlarını Afrika’nın güneyine kaymaya zorlayan Husiler, küresel ekonomiyi doğrudan etkileyebilecek bir kaldıraca sahip olduklarını kanıtladılar.
İçerideki Sıkışmışlık ve Yemen İçi Egemenlik Savaşı
Husiler ne zaman içeride siyasi veya ekonomik olarak sıkışsa, namlularını dış düşmana çevirerek safları sıkılaştırıyor. Yemen'de donmuş olan iç savaşın son haftalarda yeniden alevlenmesi, Suudi Arabistan destekli meşru hükümet güçlerinin "Yemen Şafağı Operasyonu" ile Babülmendep çevresindeki stratejik noktaları geri almaya başlaması, Husileri köşeye sıkıştırdı. Eylül ayında yakaladıkları Kızıldeniz kıyısındaki ilerleme ve Moha gibi tarihi liman kentlerini ele geçirme başarısı, hükümet güçlerinin üç cepheli karşı taarruzuyla sarsıldı. Husiler işte tam bu yüzden savaşı yeniden Yemen sınırlarının dışına taşımaya çalışıyor.
Suudi Arabistan’a "Mekke İttifakı" ve Bölgesel Müdahale Gözdağı
Son günlerde Riyad'daki Kral Halid Havalimanı’nı ve Aramco petrol tesislerini hedef alan füze saldırıları, Suudi Arabistan’ın 2000'lerden bu yana karşılaştığı en büyük güvenlik sınavlarından biri. Husiler, Riyad’ı ekonomik ve prestij açısından yaralayarak masaya oturmaya zorlamak istiyor. Üstelik bu tırmanışın zamanlaması tesadüf değil. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında şekillenen kolektif hava savunma ve teknik istihbarat iş birliğini (Mekke Ortak Savunma Anlaşması) hedef alıyorlar. Husi liderliğinin son günlerde Türkiye ve Pakistan’a doğrudan seslenerek "Riyad’ın yanında savaşa dahil olmayın" çağrısı yapması, Ankara ve İslamabad'ın teknik askeri caydırıcılığından duydukları endişenin açık bir dışavurumudur.
Son Söz:
Savaşın Yeni Normali
Husiler bugün Yemen’in dağlarında yaşayan lokal bir gerilla hareketi değil; sınır ötesi lojistiği felç edebilen, büyük devletleri bölgesel ittifaklara (Mekke İttifakı gibi) zorlayan asimetrik bir aktördür.
Ne yapmaya çalıştıklarının cevabı çok net: İçerideki Yemen hükümetine karşı kaybettikleri toprakları Suudi Arabistan’ı kalbinden vurarak dengelemek, küresel ticareti rehin tutarak Batı’yla pazarlık masasında kalmak ve Orta Doğu’nun yeni güç denkleminde vazgeçilmez bir veto aktörü olduklarını tüm dünyaya kabul ettirmek. Batı'nın ve bölgesel koalisyonların askeri operasyonları bu yapının köklerini kurutmadığı sürece, Kızıldeniz’deki dalgalar daha uzun süre durulmayacak gibi görünüyor..