Medicana Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Kısa: “Şikayetlerin çıkmasını beklemeden kontroller yaptırılmalı”

Medicana Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Kısa: “Şikayetlerin çıkmasını beklemeden kontroller yaptırılmalı”

Medicana International İzmir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Kısa, prostat kanserinin erken evrede çoğunlukla belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek yaş ve kişisel risklere göre düzenli takip yapılması gerektiğini açıkladı. PSA testinden MR hedefli biyopsiye, aktif izlemden robotik cerrahiye kadar tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin önemli bilgiler paylaşan Kısa, aile öyküsü ve BRCA2 mutasyonu bulunan erkeklerde kontrollerin daha erken yaşlarda başlaması gerektiğini vurguladı.

Eylül 16, 2026 - 11:44


Erkeklerde sık görülen kanser türleri arasında yer alan prostat kanserinde erken tanının önemine dikkati çeken Medicana International İzmir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Kısa, hastalığın erken döneminde herhangi bir şikayet görülmeyebileceğini bildirdi.

Doç. Dr. Erdem Kısa, “Prostat kanseri erken evrede çoğunlukla sessiz ilerler. Hastaların ‘İdrar yapmamda hiçbir problem yok, o halde kanser olamam’ düşüncesi doğru değildir. Şikayetlerin çıkmasını beklemeden yaşa ve riske uygun kontrollerin yaptırılması hayati önem taşır.” dedi.

Genetik Yatkınlık ve Yaş Önemli Risk Faktörleri

Erkek üreme ve idrar sisteminin önemli parçalarından prostat bezinde yaşın ilerlemesiyle çeşitli hastalıkların ortaya çıkabildiğini belirten Kısa, prostat kanserinin dokudaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu geliştiğini kaydetti.

Genetik yatkınlık ve yaşın önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade eden Kısa, ailesinde prostat kanseri öyküsü veya BRCA2 gen mutasyonu bulunan kişilerde riskin arttığını bildirdi. Kısa, her prostat büyümesinin kanser anlamına gelmediğine işaret ederek iyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanserinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

“PSA Tek Başına Bir Kanser Testi Değildir”

Prostat kanserinin tanı sürecinde kullanılan kan testleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Erdem Kısa, PSA değerinin önemli bir gösterge olmakla birlikte tek başına kanser tanısı koymak için yeterli olmadığını belirtti.

Kısa, “PSA, erken fark etmede elimizdeki en önemli testlerden biridir ancak tek başına bir ‘kanser testi’ değildir. PSA'yı bir alarm sistemi gibi düşünebiliriz; alarmın çalması mutlaka yangın olduğu anlamına gelmez. İyi huylu büyüme ve iltihaplarda da yükselebilir.” ifadelerini kullandı.

Günümüzde Multiparametrik Prostat MR ile şüpheli bölgelerin belirlenebildiğini ve gereksiz biyopsilerin azaltılabildiğini aktaran Kısa, tarama aralıklarının kişinin taşıdığı risklere göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Kısa, “Tarama aralığı kişinin riskine göre planlanmalıdır; ortalama riskli erkeklerde 50, aile öyküsü olanlarda 45, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaş civarında takibe başlanmalıdır.” dedi.

MR Hedefli Biyopsiyle Tanı Süreci

Erkeklerin muayene ve biyopsi korkusu nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmayı erteleyebildiğini belirten Doç. Dr. Erdem Kısa, modern tıptaki gelişmeler sayesinde bu süreçlerin daha kolay uygulanabildiğini kaydetti.

Kısa, “Prostat muayenesi birkaç saniye süren, sanıldığı kadar korkutucu olmayan bir işlemdir. Biyopsi teknolojisi de ciddi şekilde ilerledi. Artık MR hedefli ultrasonografi eşliğinde transperineal biyopsilerle nokta atışı tanı koyabiliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Biyopsilerin anestezi altında gerçekleştirilebildiğini ve hastaların işlem sonrasında kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini aktaran Kısa, “Muayene veya biyopsi korkusuyla kontrolleri ertelemek, hastalığı erken yakalama fırsatını kaçırmaya neden olabilir.” ifadelerini kullandı.

“Prostat Kanserinin Tek Bir Tedavisi Yoktur”

Prostat kanserinin erken evrede belirlenmesinin tedavi seçeneklerini artırdığını ifade eden Kısa, hastalığın özelliklerine ve hastanın risk durumuna göre farklı yöntemlerin tercih edilebildiğini açıkladı.

Kısa, “Prostat kanserinin tek bir tedavisi yoktur. Erken ve düşük riskli kanserlerde hemen müdahale yerine ‘aktif izlem’ en doğru seçenek olabilir. Cerrahi gerektiğinde ise robotik sistemler daha küçük kesi, daha az ağrı ve hızlı iyileşme imkanı sunar.” dedi.

Robotik cerrahinin ardından iyileşme süresinin kişiden kişiye değişebildiğine dikkati çeken Kısa, “Robotik cerrahi ‘ertesi gün normale dönmek’ demek değildir, toparlanma süreci kişiden kişiye değişir. Ayrıca robotik teknoloji idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kaybı risklerini tamamen sıfırlamaz; burada doğru hasta seçimi ve cerrahın tecrübesi belirleyicidir.” açıklamasında bulundu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI