Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler: “Türkiye, NATO’nun merkez ülkelerinden biri olarak konumlanıyor”

Ankara’da 9 Nisan 2026’da düzenlenen “NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” programında konuşan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin NATO içindeki askeri, diplomatik ve stratejik rolüne dikkat çekti. Programda hem ittifakın dönüşen güvenlik mimarisi hem de Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesi Türkiye’nin verdiği mesajlar öne çıktı.

Nisan 10, 2026 - 12:06
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler: “Türkiye, NATO’nun merkez ülkelerinden biri olarak konumlanıyor”

Ankara’da Sheraton Hotel & Convention Center’da düzenlenen “NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” başlıklı programda, Türkiye’nin NATO’daki konumu, Avrupa güvenliği, bölgesel krizler ve stratejik iletişim başlıkları ele alındı. Programın konuşma deşifrelerinde, Türkiye’nin yalnızca bir müttefik değil, aynı zamanda ittifakın yön verici aktörlerinden biri olduğu vurgulandı.

“Türkiye, NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NATO’nun yeni güvenlik konjonktürüyle birlikte güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, “NATO yapısal dönüşüm ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır.” değerlendirmesinde bulundu. Burhanettin Duran, “Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir.” ifadesini kullanırken, Türkiye’nin Karadeniz ve Doğu Akdeniz güvenliğinde öne çıkan bir aktör olduğunu kaydetti.

“İletişim alanı artık çatışma ve savaşların bir parçası”
Burhanettin Duran, konuşmasında hibrit tehditler, dezenformasyon, algı yönetimi ve yapay zekâ tabanlı sahte içeriklerin güvenlik mimarisinin ayrılmaz unsurları haline geldiğini söyledi. Burhanettin Duran, “Modern sahada barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır.” ifadesiyle, stratejik iletişimin NATO’nun yeni döneminde daha da belirleyici olacağını vurguladı.

“Türkiye, cephe ülkesinden merkez ülkeye dönüştü”
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ise Türkiye’nin 1952’den bu yana NATO’nun yalnızca bir parçası olmadığını, kararları etkileyen, risk üstlenen ve sahada sonuç üreten belirleyici aktörlerden biri haline geldiğini söyledi. Yaşar Güler, “Ülkemiz, NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendini merkez ülkelerden birisi olarak konumlandırmaktadır.” dedi.

“Türkiye, güvenlik üreten ve sahada sonuç alan müttefik”
Yaşar Güler, Türkiye’nin Afganistan’dan Kosova’ya, Akdeniz’den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin rol üstlendiğini belirtti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yüksek muhariplik seviyesi, müşterek hareket kabiliyeti ve gerçek saha deneyimiyle caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahip olduğunu vurgulayan Yaşar Güler, yerli ve millî savunma sanayisinin de NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti.

“Ankara Zirvesi, NATO’nun geleceği açısından belirleyici olacak”
Hem Burhanettin Duran hem de Yaşar Güler, bu yıl Ankara’da yapılacağı belirtilen NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceği bakımından kritik önemde olduğunu dile getirdi. Burhanettin Duran, Ankara’da verilecek mesajların NATO’nun geleceği açısından belirleyici olacağını söylerken, Yaşar Güler de zirvede hedefin ittifakın birlik ve beraberliğinin, Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik kararlılığın ve müttefiklerin savunma yükümlülüklerine bağlılığının vurgulanması olduğunu kaydetti.

“Türkiye gerilimi artıran değil, azaltan yaklaşımı savunuyor”
Konuşmalarda bölgesel krizlere de geniş yer verildi. Burhanettin Duran, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşı, Karabağ, Suriye, Somali-Etiyopya hattı ile ABD-İran gerilimi başta olmak üzere birçok başlıkta diplomatik girişim yürüttüğünü anlattı. Yaşar Güler de Türkiye’nin önümüzdeki hassas süreçte krizleri derinleştiren değil yöneten, gerilimi artıran değil azaltan bir yaklaşımı savunduğunu belirtti. Program, Türkiye’nin NATO içindeki askeri kapasitesi kadar diplomatik ve stratejik ağıyla da öne çıktığı mesajıyla tamamlandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI