Ögrenmemek Ayıp

Ögrenmemek Ayıp

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 18, 2026 - 16:40

Meşhur bir tespittir: “Bilmemek değil, ögrenmemek ayıptır”

Ülkemizde sosyal, edebî, kültürel, sanatla ilgili konularda genel ve yaygın bir cehalet karanlığı hüküm sürüyor. Hem millî kimliğimizle ilgili kültür sahasında, hem genel ve çağdaş kültür alanında acınacak vaziyetteyiz.

Bazıları medeniyet, ilerleme denilince asfalt, bilmem kaç şeritli otoyolları, havaalanlarını, uçakları, otomobilleri, hızlı giden lüks gemileri, betonarme bina ve meskenleri, lüks ve gösterişli ev ve büro dekorasyonunu, televizyonu, cep telefonunu düşünüyor.

Emin olunuz ki, bunlar 19’uncu ve yirminci asırlardaki ilkel buharlı lokomotifler, yandan çarklı gemiler, borulu gramofonlar, zeplinler gibidir. Yenileri, daha modernleri çıkar, bunlar eskir antika olur.

Medeniyet din, yazılı edebî lisan, sanat, mimarlık, hukuk, adalet, güvenlik, yardımlaşma, şehircilik gibi değerlere dayalıdır.

Türkiye’de eskilerin âdab-ı muaşeret dedikleri görgü, terbiye, nezaket kaldi mı? Var da, çok yetersiz; her geçen gün de azalıyor, erozyona uğruyor. Medenî ülkelerde (ve bizde Osmanlı devrinde) muhaverelerde (konuşmalarda) en çok kullanılan kelimeler “efendim, teşekkür ederim... Bir şey değil... Affedersiniz...” gibi kelimeler. Günümüzde, hasseten memleketimizde bunlar ne kadar az sarf ediliyor...

Türkiye eşit bir dağılım olmaksızın sağlıksız bir şekilde zenginleşti. Zenginlikle birlikte ilim, irfan, hikmet (bilgelik), insanlık, ahlâk, fazilet, karakter gelmezse; bu zenginlik hayra vesile olmaz, aksine bir sürü şer ve mahzur (sakınca, sıkıntı) getirir. Türkiye’nin zengin sınıfları tabakaları servet ve paralarıyla kaliteli, hayırlı, yüksek işler yapıyorlar mi? Yapmıyor ya da yapamıyorlar.

Bağdat caddesinde ve orası gibi gözde ve zengin semtlerde oturan gençlerin bir kısmı ne kadar sorumsuz, ipsiz sapsız yetişiyor... Gösterişe yönelik çok pahalı elbiseler, ayakkabılar. Pahalı ve lüks otomobiller, motosikletler, ceplerinde bol harçlık ve bir sürü serserilik. Akşam haber kıyıyorlar.

Son yirmi sene içinde ülkemizde bir sürü yeni zengin, türedi peydahlandı. Bunlar kazandıkları paralarla, büyük servetleriyle ne yapıyorlar? Kimileri, üyeliğinden dolay prestij ve çevre kazanmak maksadıyla birtakım kulüplere aza olabilmek için milyarlar veriyor, kimisi gösteriş yapmak, caka satmak için pahalı ve lüks otomobiller ediniyor. Magandalıkları hemen belli oluyor bazılarının. Şehir içinde dört çekerli arazi aracı, limuzin ve saire…

Şehrin mutena semtlerinde milyonlarca dolara mülk alıp, bunları yine milyonlarca dolar akıtarak sözde dekore ettiriyorlar. O paralarla bir şehrin fakirleri doyar, öteki şehire de artar.

Kalite, sanat, incelik, medeniyet yok. Zaten bunları yakalamak, elde etmek o kadar kolay değildir. Önce bilmek gerek, elde etmek ondan sonra olur. Büyük bir servetle limuzin otomobil, trilyonluk villa, Brezilya graniti kaplı mutfak ve banyo elde edebilirsin ama ilim, irfan, sanat, kültür, hikmet, medeniyet, görgü, nezaket, kibarlık, manevî asalet, zarafet para ile satin alınmaz.

Halk tabakalarını, zenginleri, gençliği eğitmek gerekiyor. Bu eğitimi resmî ideolojiye bağlı resmî eğitim sistemi veremez. Üniversiteler hiç veremez. Bu is paralel ve alternatif bir egitim sistemi ile halledilebilir.

Bütün gazeteler ve televizyonlar böyle bir hizmeti hoş görmez, zira onların bir kısmı ıslah etmek için değil ifsat etmek için çalışıyor. Lakin yine de birkaç gazete, birkaç televizyon böyle bir eğitim işinde hizmet alabilir.

Bunca vakıf, dernek, kuruluş var. Onların bir kısmı da halkı uyarma, yetiştirme, terbiye etme kampanya ve seferberliğine katılabilir. (Belki konuya bir sonraki yazımızda devam ederiz)