“Öyle Bir Gün Gelecek Ki HUSİLER Yemen’de İktidara Gelecek!..”
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Öyle Bir Gün Gelecek Ki HUSİLER Yemen’de İktidara Gelecek!..
Muhsin AKIL
Günümüzde bütün dünyanın dikkatini çeken Husiler, hâlâ güçlerine güç katarak Suudi Arabistan’a saldırmaya devam ediyor. Husileri ABD, İsrail ve bölge ülkeleri durduramadı! Husilerin enerjik, dinamik, organize ve düzenli bir güç olduğu artık inkâr edilemez. Arkalarındaki güç ne kadar İran olsa da Husileri ayakta tutan asıl manevi güç, tarihî geçmişlerinin derinliğidir!
HUSİLERİN TARİHSEL KÖKLERİ VE ORTAYA ÇIKIŞI
Husiler, 1990'lı yıllarda Yemen’de İran’ın desteğiyle Zeydi Şiiliğini canlandırarak merkezi hükümete karşı muhalif dinî bir güç olarak ortaya çıktı. Aslında Husi hareketinin dayandığı Zeydi geleneğinin yaklaşık 1000 yıllık bir geçmişi vardır. 1962 yılında Cumhuriyet Devrimi ile bu imamlık son bulmuştu.
Husilerin kurucusu Hüseyin Bedrettin el-Husi, manevi gücünü tarihinden, siyasi düşüncesini ise 1979 İran Devrimi ve İran'ın dinî lideri Ayetullah Humeyni'nin fikirlerinden almıştır. El-Husi'nin inançları, kültürel ve siyasi fikirleri zamanla emperyalizm ve Siyonizm karşıtlığı doğrultusunda gelişmiştir. Husilerin siyasi ve kültürel düşünceleri hâlâ bu yöndedir.
HUSİ HAREKETİNİN YÜKSELİŞİ VE SANA’NIN ELE GEÇİRİLMESİ
Husiler, isimlerini Zeydilerin siyasi ve dinî liderlerinden Hüseyin Bedrettin el-Husi’den aldı. Hareket, 1992 yılında “Mümin Gençler Hareketi” adıyla ortaya çıktı. Daha sonra Ensarullah adıyla anılmaya başlandı.
Husi lideri Hüseyin Bedrettin el-Husi'nin 2004 yılında öldürülmesiyle başlayan çatışmaların ardından hareket, kardeşi Abdülmelik el-Husi'nin liderliğinde varlığını sürdürdü.
2011-2014 yıllarında yaşanan Arap Baharı süreci, Husiler için bir dönüm noktası oldu. Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in iktidardan ayrılmasının ardından oluşan siyasi ve askerî boşluktan yararlanan Husiler, 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirerek güçlerini ilan etti.
Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Birleşik Arap Emirlikleri'nin de katılımıyla 2015 yılında Husilere yönelik askerî harekât başlattı.
HUSİLER ARTIK BÖLGESEL BİR GÜÇ MÜ?
2014’te başlayan çatışmalar, iç ve bölgesel gelişmelerle büyüyerek günümüze, yani 2026 yılına kadar devam etti. İsrail-Filistin savaşı ve İran ile İsrail ve ABD arasındaki askerî gerilimler, Husilerin bölgesel ve uluslararası alandaki görünürlüğünü artırdı.
Husilerin resmî adı Ensarullah’tır. Başlangıçta düzensiz bir milis güç olarak ortaya çıkan hareket, zaman içinde organize olmuş, on binlerce silahlı mensubu bulunan bir askerî yapıya dönüştü.
Husiler, siyasi ve askerî açıdan İran’dan önemli destek alıyor. Balistik ve seyir füzelerinin yanı sıra uzun menzilli insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi ülkelere yönelik saldırılar gerçekleştirebilecek kapasiteye ulaştılar.
Ayrıca Yemen’in jeopolitik konumundan yararlanarak Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresinde ticari gemilere ve askerî hedeflere yönelik saldırılar düzenleyerek uluslararası deniz ticaretini ve bölgesel güvenliği etkileyebildiklerini gösterdiler.
Yemen’deki Husi hareketi, gelişigüzel ve sıradan bir kabile ordusu değil; düzenli, organize ve belirli bir askerî kapasiteye ulaşmış silahlı bir güçtür.
Husilerin antiemperyalist ve antisiyonist bir düşünceye sahip olduklarını da unutmamalıyız!
TALİBAN İLE HUSİLER ARASINDAKİ BENZERLİK
Afganistan’ın son 47 yıllık tarihini ve Afganistan’daki mevcut Taliban yönetimini bir hatırlayın…
Husilerin Taliban ile olan benzerliğine özellikle dikkat çekmek istiyorum!
Taliban her ne kadar 1990'lı yıllarda kurulmuş olsa da ortaya çıkışının arka planında Afganistan'ın 1979 yılından itibaren yaşadığı savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar ve otorite boşluğu bulunmaktadır. Husilerin dayandığı Zeydi geleneğinin kökleri ise çok daha eskiye, yaklaşık bin yıl öncesine uzanmaktadır.
Taliban, başlangıçta adı üzerinde bir “öğrenci hareketi” olarak ortaya çıktı. O dönem Afganistan’da yaşanan iç savaş ve yönetim boşluğu, hareketin güç kazanmasına zemin hazırladı.
1994 yılında kurulan Taliban, kısa sürede organize olarak Afganistan’da büyük bir güç hâline geldi. 1996 yılında Kabil’i ele geçirerek Afganistan İslam Emirliği’ni ilan etti ve şeriat esaslarına dayalı bir yönetim kurdu.
Sonunda ne oldu?
Afganistan’daki ilk Taliban yönetimini Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri resmen tanıdı. Taliban, 2001 yılında iktidardan uzaklaştırılmasına rağmen 2021 yılında yeniden Afganistan’ın kontrolünü ele geçirdi.
Bu tarihsel gelişmeler, silahlı hareketlerin zaman içerisinde siyasi ve askerî güçlerini artırarak devlet yönetimini ele geçirebildiklerini gösteriyor.
ÖYLE BİR GÜN GELECEK Kİ HUSİLER YEMEN’DE İKTİDARA GELECEK!
Şimdi demek istiyorum ki:
Öyle bir gün gelecek ki Husiler Yemen’de iktidara gelecekler!
Bugün Yemen’in önemli bir bölümünde kontrol sahibi olan Husilerin askerî gücü, siyasi yapılanması ve bölgedeki etkisi dikkate alındığında, gelecekte ülkenin tamamında yönetimi ele geçirmeleri ihtimal dışı değildir.
Ancak bu ihtimalin gerçekleşmesi, Yemen’deki iç savaşın seyrine, bölgesel güç dengelerine ve uluslararası gelişmelere bağlı olacaktır.
Husiler iktidara geldikleri zaman başta Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkeleri ve tüm dünya, bu yeni siyasi gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaktır!
Çünkü tarih bize göstermiştir ki dün silahlı bir hareket olarak görülen yapılar, yarın bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olabilir.