Prof. Dr. Sezen Köse: “Otizme karşı doğru dil kullanımı saygının anahtarı”

Ege Üniversitesi yürütücülüğünde tamamlanan ve 951 kişinin katıldığı araştırma, Türkiye’de otizm spektrumundaki bireyler için kullanılan dilin toplumsal kabul, saygı ve damgalamayla mücadelede belirleyici olduğunu ortaya koydu. Çalışmada, “otistik” ifadesinin çoğunluk tarafından olumsuz karşılandığı, betimleyici ve tanı odaklı dilin ise daha kapsayıcı bulunduğu belirlendi.

Nisan 2, 2026 - 15:46
Prof. Dr. Sezen Köse: “Otizme karşı doğru dil kullanımı saygının anahtarı”

Ege Üniversitesinde, otizm spektrumundaki bireylere yönelik kullanılan dil tercihlerini inceleyen kapsamlı bir bilimsel araştırma tamamlandı. EÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse yürütücülüğünde gerçekleştirilen çalışma, Türkiye’de otizm topluluğunun dil tercihlerini bilimsel verilerle ortaya koydu.

Araştırmada, otizm spektrumundaki bireylerin tanımlanmasında kullanılan ifadelerin yalnızca iletişim aracı olmadığı, aynı zamanda bireyin kimlik algısı, toplumsal kabulü ve damgalanmayla mücadele açısından da önemli rol oynadığı vurgulandı. Çalışma, Türkiye’nin kültürel yapısına özgü dil tercihlerinin, uluslararası literatürde öne çıkan eğilimlerden ayrıştığını gösterdi.

951 Kişilik Geniş Katılım

Araştırmaya, otizm spektrumundaki 42 yetişkin birey, 783 bakım veren ve bu alanda çalışan 126 profesyonel olmak üzere toplam 951 kişi katıldı. Prof. Dr. Sezen Köse, çalışmanın Türkiye’de otizme yönelik dil tercihlerini inceleyen en geniş katılımlı araştırmalardan biri olduğunu belirterek, “Kullanılan kelimeler sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda bireyin kendilik tanımını destekleyen ve toplumdaki önyargıları kıran birer enstrümandır.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Köse, “Elde edilen bulgular, uluslararası literatürdeki eğilimlerin aksine, Türkiye’nin kültürel yapısına özgü dil tercihlerinin öne çıktığını gösteriyor.” dedi.

“Otistik” İfadesi Olumsuz Karşılandı

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, uluslararası alanda yaygın kullanılan “otistik” ifadesinin Türkiye’de büyük ölçüde olumsuz algılanması oldu. Verilere göre bu ifade; otizm spektrumundaki yetişkinlerin yüzde 52,4’ü, bakım verenlerin yüzde 89,9’u ve profesyonellerin yüzde 82,5’i tarafından olumsuz değerlendirildi.

Prof. Dr. Köse, bu sonucun kültürel arka planla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu durumun temelinde ‘otistik’ kelimesinin Türkiye’deki kültürel yapıda olumsuz bir damgalanma mirası taşıması ve kimlik öncelikli dilin henüz beklenen kabulü görmemesi yattığını öngörüyoruz.” diye konuştu.

Betimleyici ve Tanı Odaklı Dil Öne Çıktı

Çalışmada, Türkiye’de hem bireylerin hem de uzmanların daha çok betimleyici ve tanıya referans veren ifadeleri tercih ettiği ortaya kondu. Katılımcıların önemli bölümünün, “otizm spektrumunda”, “otizm tanılı” ve “otizm spektrum bozukluğu tanılı” gibi ifadeleri daha kapsayıcı ve saygılı bulduğu belirlendi.

Prof. Dr. Köse, “Bu bulgular, Türkçenin dinamiklerine ve toplumsal hassasiyetlere uygun bir dil geliştirilmesinin, otizmli bireylerin toplumsal kabulünü artıracağına işaret ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Doğru Dil, Damgalamayla Mücadelede Etkili Bir Araç”

Araştırma sonuçlarının, otizm farkındalığında dil kullanımının yalnızca akademik bir tercih değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk alanı olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Köse, “Doğru dil kullanımı, damgalanmayla mücadelede en etkili araçlardan biridir.” dedi.

Prof. Dr. Köse, “Otizm topluluğunun dil tercihlerine yönelik farkındalığın artırılması, daha yaşanabilir ve kapsayıcı bir toplum inşa etmek için vazgeçilmez bir adımdır.” ifadeleriyle toplumun tüm kesimlerine daha duyarlı ve kapsayıcı bir dil kullanımı çağrısında bulundu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI