Protokol Mü, Kardeşlik Mi?

Protokol Mü, Kardeşlik Mi?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 16, 2026 - 11:51

Bakü Havalimanı’ndaki Karşılamanın Perde Arkası
Son günlerde sosyal medya mecralarında, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki o sarsılmaz köprüye adeta dinamit koymak isteyenlerin iştahla sarıldığı bir "havaalanı krizi" konuşuluyor.
Olay malum: Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Bakü’ye gittiğinde kendisini havalimanında mevkidaşı Ceyhun Bayramov değil, Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanı Ferit Gayıbov karşıladı. Vay efendim, "İki devlet tek millet" diyorduk, bu nasıl saygısızlık? Azerbaycan Türkiye’ye mesaj mı veriyor? Bakü ile aramız mı açılıyor?
Klavyenin başına geçip diplomasinin "d"sinden anlamayanların ürettiği bu komplo teorileri, ne yazık ki kısa sürede ciddi bir dezenformasyona dönüştü. Oysa gerçeğe ulaşmak için derin devlet arşivlerine inmeye gerek yok; sadece uluslararası diplomasi kurallarına ve ziyaretin niteliğine bakmak yeterli.
Öncelikle şunu netleştirelim: Bakan Hakan Fidan, Bakü’ye baş başa bir "ikili resmi ziyaret" için gitmedi. Bakü’de düzenlenen ve çok sayıda ülkenin katıldığı uluslararası bir zirveye (CICA) Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldı. Çok uluslu bu tür büyük organizasyonlarda, ev sahibi ülkenin dışişleri bakanının her uçağın kapısına tek tek koşması fiziksel ve protokoler olarak imkansızdır. Bu durumlarda kabine üyeleri arasında bir iş bölümü yapılır. Azerbaycan da Türkiye heyetini ağırlama ve karşılama görevini Spor Bakanı’na vermiştir. Bu, uluslararası diplomaside son derece rutin, sıradan ve saygın bir uygulamadır.
İkincisi ve daha önemlisi; havalimanı karşılaması sembolik bir seremoniden ibarettir. Asıl diplomasi, uçağın kapısında değil, masada ve devlet katında yapılır. Nitekim Bakan Fidan, havalimanından ayrıldıktan hemen sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından en üst düzeyde kabul edildi. Ardından mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile saatler süren, iki ülkenin ortak geleceğini ilgilendiren stratejik görüşmeler gerçekleştirdi. Eğer ortada bir "soğukluk" olsaydı, o kapılar böyle ardına kadar açılır mıydı?
Hakan Fidan da durumun sosyal medyada nasıl suiistimal edilmeye çalışıldığını görmüş olacak ki, Bakü'de yaptığı açıklamada çok net bir çizgi çekti: "Liderlerimiz arasında sarsılmaz bir bağ var. Bu ilişkilerin yıpratılmasına izin vermeyiz."
Bu olay bize bir kez daha gösterdi ki; dijital çağda algılar, olguların önüne çok kolay geçebiliyor. Diplomasinin teknik kurallarını bilmeden yapılan her fevri yorum, iki kardeş ülkenin arasını açmak isteyen karanlık odakların ekmeğine yağ sürüyor.
Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri, havalimanındaki bir karşılama heyetinin unvanıyla ölçülemeyecek kadar derin, Şuşa Beyannamesi ile mühürlenmiş ve et tırnak olmuş bir kardeşliktir. Protokol kuralları değişebilir, bakanlar değişebilir ama "Tek Millet, İki Devlet" iradesi asla sarsılmaz. Sosyal medyadaki fırtınalara değil, masadaki ve sahadaki o güçlü iradeye bakmakta fayda var