SAZAN AVI
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir zamanlar Sülün Osman vardı. En az Mazhar Osman kadar meşhurdu. “Biz Mazhar Osman’ı bilmiyoruz ki Sülün Osman’ı tanıyalım!” diyenler olabilir. Öyleyse kısaca tanıyalım.
Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman, Türkiye’nin ilk modern ruh ve sinir hastalıkları hastanesini kuran hekimdi. Bakırköy denince Mazhar Osman, Mazhar Osman denince Bakırköy akla gelirdi. Biz çocuklar bile birbirimize kızdığımızda, karşıdakini sinirlendirmek için “Mazhar Osmanlık!” derdik.
Gelelim Sülün Osman’a… Galata Köprüsü’nü, Galata Kulesi’ni, Dolmabahçe Saat Kulesi’ni, hatta tramvayları bile satmasıyla ünlüydü. Yetmedi, hapishanede “Alın teriyle yaşamak” üzerine konferans bile verdi!
Kendi savunmasına göre o, kimseyi değil, kısa yoldan köşeyi dönmek isteyenleri dolandırıyordu. Yani sazanı oltaya takmak için yemini doğru seçiyordu!
Peki, aradan yıllar geçti de ne değişti?
Dünün Sülün Osman’ı gitti, bugünün telefon dolandırıcıları geldi. Öyle ustaları var ki hâkimleri, savcıları, ünlüleri bile avlayabiliyorlar. Bir zamanlar bire on kazandıran bankerler, ardından “Bir yatır, on al; hem de ömür boyu!” diyen Titan saadet zinciri vardı.
Hepsinin ortak noktası aynı: Az emekle çok kazanç, mümkünse hiç çalışmadan köşeyi dönmek!
Sazan avı yalnızca telefonla da yapılmıyor. Oyuncu olmak isteyenlere nerdeyse Yeşilçam’dan teklif geleceği vaat ediliyor; önce bir miktar para alınıyor, sonra bekle Allah bekle!
Devremülk almanız için sizi yedirip içiriyor, tatlı dille ikna edip imzayı attırıyorlar. Sonrası mı? O sözleşmeden kurtulmak için uğraş dur!
Yolda elinize bedava diye bir kitap ayracı tutuşturan bile, bir bakmışsınız, sizden “yardım” adı altında para koparıyor.
Otobüs mola veriyor; biri elinde tepsiyle limonata dağıtıyor, sanki ikram! Ardından geliyor asıl mesele: “Pamuk eller cebe!”
Yöntemler değişiyor, tezgâhlar yenileniyor ama hedef aynı: İnsanların umutları, açgözlülüğü ve kolay kazanç hayalleri…
Şunu da unutmayalım: Herkes dolandırılabilir. “Beni kimse kandıramaz!” diyenler, bazen en kolay avlananlardır. Önemli olan kendine güvenmek değil, uyanık olmaktır.
Alın teriyle kazanmanın kıymetini öğrenmek için Sülün Osman’ın konferansına katılmaya gerek yok.
Kısacası, sazanlığın âlemi yok! Çünkü oltanın ucundaki yem bazen para, bazen umut, bazen de bedava bir limonatadır.
Yeter ki insan, sazan olmadığının farkına varsın….