Şovmen Okan Bayülgen Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Öğrencilerle Buluştu: “Medya Türkiye’de Maalesef Çığırından Çıktı”
Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından düzenlenen “DEÜ Talks” etkinliğinde sanatçı Okan Bayülgen öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Medya sektöründeki dönüşümden tiyatroya yönelişine, sosyal medya algoritmalarından gençlere tavsiyelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bayülgen, “Şöhret bir meslek değildir” sözleriyle dikkat çekti.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), akademi ile farklı disiplinlerden isimleri buluşturmaya devam ediyor. “DEÜ Talks” etkinliği kapsamında şovmen, oyuncu, tiyatro ve klip yönetmeni, yapımcı, seslendirme sanatçısı ve fotoğrafçı Okan Bayülgen, İzmir’deki DEÜ Sabancı Kültür Sarayı’nda öğrenciler ve akademisyenlerle buluştu.
İletişimci, yazar-şair ve çevirmen Atakan Yavuz’un moderatörlüğünde gerçekleşen programa DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener, akademik ve idari yöneticiler ile çok sayıda öğrenci katıldı.
“Biz, Komple Bir Üniversiteyiz”
Etkinlik, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinin sahne performansı ve canlı müzik dinletisi ile başladı. Programın açılışında konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversitenin çok disiplinli yapısına dikkat çekti.
Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak fakültelerimiz, meslek yüksekokullarımız ve enstitülerimizle birlikte kapsamlı bir üniversiteyiz. Sağlık, mühendislik ve sosyal bilimler başta olmak üzere birçok alanda güçlü akademik birikime sahibiz. Değerli konuğumuz Okan Bayülgen’e davetimizi kırmayarak üniversitemize geldiği için teşekkür ediyor, keyifli bir söyleşi olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
“Dokuz Eylül Üniversitesi Farkını Ortaya Koydu”
Söyleşiye ilk kez bu ölçekte akademik bir üniversite programıyla katıldığını belirten Okan Bayülgen, Dokuz Eylül Üniversitesi yönetimine teşekkür etti.
Bayülgen, “Alışık olduğum üniversite söyleşilerinin dışında bir söyleşi programı ile karşı karşıyayım. Dokuz Eylül Üniversitesi farkını bir kez daha ortaya koydu. Öğrencilerin ve akademik kadronun önünde bu kadar güzel bir ağırlama ve bu kadar değerli bir moderatör ile ilk kez bir üniversite söyleşisi gerçekleştiriyorum.” dedi.
“Medya Maalesef Çığırından Çıktı”
Söyleşinin ilk bölümünde televizyon sektöründeki dönüşüme değinen Bayülgen, Türkiye’de ana akım televizyonculuğun giderek dramatik yapımların ağırlığına girdiğini ve farklı içerik türlerinin azaldığını söyledi.
Okan Bayülgen, televizyon programcılığındaki değişimin ardından yeniden tiyatroya yöneldiğini belirterek, “Uzun yıllar televizyon sektöründe çalıştım ancak zaman içinde sektörün ciddi biçimde değiştiğini gördüm. 30 küsur senemi verdiğim medya Türkiye’de maalesef çığırından çıktı. Bu nedenle ilk mesleğim olan tiyatroya yeniden yöneldim. Tiyatro son derece disiplin ve ciddiyet gerektiren bir sanat dalı.” ifadelerini kullandı.
“Tiyatronun Seyircisi Yok Sözü Bir Hurafe”
Tiyatroya ilginin azaldığı yönündeki görüşlerin gerçeği yansıtmadığını belirten Bayülgen, ekonomik koşulların seyirci davranışını etkilediğini ifade etti.
Bayülgen, “Pandemi sürecinde insanları evlerine hapsedip monitörlerin arkasında hayatlarını sürdürecekleri bir dünya tasarlandı ancak bunun tam tersi gerçekleşti. İnsanlar ilk fırsatta kafelere, tiyatrolara ve sosyal faaliyetlere koştu. Pandeminin ardından dünyada sosyal etkinlikler çok yükseldi.” dedi.
Türkiye’de ekonomik koşulların tiyatro izleyicisini etkilediğini dile getiren Bayülgen, “İyi bir tiyatro izleyicisi geçmişte ayda üç-dört oyuna giderken bugün belki bir oyuna gidebiliyor ya da hiç gidemiyor. O biletlerin alınabilmesi pek mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
Türk tiyatrosunun geleneksel turne kültürüne de değinen Bayülgen, “Ülkemizdeki tiyatroların bir kaderi var. Diğer ülkelerden farklı olarak biz hep seyircilerin ayaklarına gidiyoruz. Eskiden popüler tiyatrolar toplanıp İzmir’e giderdi. Paris’te, Berlin’de, Viyana’da tiyatrolar festivaller dışında adrese teslim gösteri yapmıyor. Bu bizim büyüklerimizin bize bıraktığı bir miras.” dedi.
Dil, Sosyal Medya ve Algoritma Çağı
Söyleşinin ilerleyen bölümünde Türkçenin doğru kullanımı, sosyal medya alışkanlıkları ve dijital çağın etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan Bayülgen, kelime dağarcığının zenginliğinin düşünce dünyasını geliştirdiğini vurguladı.
Bayülgen, sosyal medya algoritmalarının bireyleri belirli içerik alanlarına yönlendirdiğini belirterek, “Tamamen dijital ve algoritmaların odalarına sıkışıp kalmış, kendini geliştirmeyen bir dünyadan bahsediyoruz. Algoritmalar bizi yankı odalarına hapsedebiliyor, sürekli aynı içerikleri tüketmeye başlıyoruz. Bu durum bireyin düşünce ve kültür dünyasının gelişimini de sınırlayabiliyor.” diye konuştu.
“Şöhret Bir Meslek Değil”
Gençlere meslek seçiminde özgün olmaları tavsiyesinde bulunan Bayülgen, şöhret kavramının yanlış yorumlandığını ifade etti.
Okan Bayülgen, “Şöhret bir meslek değildir. Yaptığınız işin sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. İnsanların kendi zevklerini, ilgi alanlarını ve farklılıklarını geliştirmeleri gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.
Etkinlik, öğrencilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından çekilen toplu fotoğraf ile sona erdi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI