Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası,

Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası,

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 22, 2026 - 11:32

Doğu Akdeniz’deki dengeleri kökten değiştiren jeopolitik ve hukuki bir hamledir. 27 Kasım 2019’da imzalanan bu anlaşma, Türkiye ile Libya’nın Akdeniz’deki karşılıklı kıyılarından yola çıkarak kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarını net bir çizgiyle belirlemiştir.

Anlaşmanın Anlamı ve Stratejik Önemi:

Kuşatmayı Yarmak: Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi amaçlayan maksimalist deniz sınırı iddialarını boşa çıkarmıştır.

Mavi Vatan’ın Sınırları: Türkiye'nin Akdeniz'deki batı sınırlarını uluslararası hukuka uygun şekilde tescillemiştir. Bölgedeki hidrokarbon (petrol ve doğal gaz) arama ve işletme haklarını yasal güvenceye almıştır.

Kritik Eşik (Ekim 2026): İlk imzalandığında Libya'daki iç bölünmeler nedeniyle doğudaki yapılarca reddedilen bu anlaşma, 20 Ekim 2026'da Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylanmış ve geçmişteki ret kararları iptal edilmiştir. Bu gelişme, anlaşmanın meşruiyetini tüm Libya genelinde perçinlemiş ve Atina-Kahire hattının hukuki itirazlarını zayıflatmıştır.

Akdeniz’de Ezber Bozan Mühür: Libya Onayıyla Tamamlanan Büyük Denklem

Doğu Akdeniz, yalnızca dalgaların kıyıya vurduğu bir su kütlesi değil; küresel güçlerin, enerji devlerinin ve harita mühendislerinin üzerinde satranç oynadığı devasa bir jeopolitik cephedir. Türkiye, bu cephede uzun yıllar boyunca "kendi kıyılarına hapsedilme" senaryosuyla karşı karşıya bırakılmak istendi. Sevilla Haritası gibi dayatmalarla, Anadolu’nun hakları Antalya Körfezi’nin sığ sularına sıkıştırılmaya çalışılıyordu.

İşte bu makûs talihi ve kurulan jeopolitik tuzağı bozan en stratejik hamle, 27 Kasım 2019’da Ankara ile Trablus arasında atılan o tarihi imza oldu: Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı.

Bu mutabakat, harita üzerinde Anadolu ile Kuzey Afrika arasında sarsılmaz bir hukuki köprü kurdu. Yunanistan ve GKRY’nin tek taraflı parselasyon planlarının ortasından geçen bu hat, Türkiye’nin izni olmadan Doğu Akdeniz’de hiçbir enerji koridorunun kurulamayacağını, hiçbir boru hattının döşenemeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Mavi Vatan’ın sınırları, uluslararası hukukun ve hakkaniyet ilkesinin mührüyle Akdeniz’in tabanına kazındı.

Ancak diplomasi, sadece kağıt üzerinde kazanılan bir zafer değildir; onu sahada ve zamanın ruhunda yaşatmak gerekir. Anlaşmanın imzalandığı dönemde iç çatışmalarla boğuşan Libya’da, doğudaki meclisin bu mutabakata şerh koyması, bölgesel rakiplerimizin en büyük dayanağıydı. "Geçersiz" çığırtkanlığı yapan Atina ve Brüksel korosu, Libya'nın iç bölünmelerinden besleniyordu.

Geçtiğimiz günlerde Bingazi’den gelen o tarihi haber, bu koronun sesini ebediyen kesti. Libya Temsilciler Meclisi, 20 Ekim 2026'da oy birliğiyle Türkiye ile yapılan bu mutabakatı onayladı ve geçmişteki tüm ret kararlarını yırtıp attı. Bu, sadece diplomatik bir başarı değil; Türkiye’nin Libya’da yürüttüğü dengeli, kucaklayıcı ve yapıcı politikanın en somut meyvesidir. Libya halkı ve iradesi, kendi ekonomik çıkarlarının ve egemenlik haklarının Ankara ile kader birliği yapmaktan geçtiğini tüm dünyaya göstermiştir.

Avrupa Birliği’nin derin üzüntü açıklamaları ya da komşu kıyıların hırçın protestoları artık sadece birer gürültüden ibarettir. Doğu Akdeniz’de kartlar yeniden karılmıyor; kartlar artık yeniden dağıtıldı ve oyunun kuralını adalet, hakkaniyet ve kararlılık yazdı. Libya Meclisi'nin bu son hamlesiyle Mavi Vatan, Akdeniz’in kalbinde geri dönülemez bir hukuki gerçeklik olarak tescillenmiştir.

Şimdi arkamıza yaslanıp haritaya bir daha bakalım. O haritada artık dayatmalar değil, iki köklü devletin ortak geleceği parlıyor..