Türkiye, Suudi Arabistan’a Doğrudan Askeri Destek Vermeli Mi?!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde barışçı, uzlaşmacı, diplomatik başarıları sayesinde dünyanın en saygın ve güvenilir ülkelerinden biri haline gelmiştir. Aynı şekilde Türk ve İslam dünyasında, Ortadoğu’da, Afrika’da ve komşu ülkeleri arasında siyasi, ekonomik, askeri ve istihbarı ilişkilerindeki yapıcı ve kalıcı adımlar atması bugün Türkiye’yi bölgesinde lider bir ülke konumuna yükseltmiştir. Bilhassa Siyonist ve soykırımcı İsrail hariç diğer ‘zıt kutuplar’ ülkeler arasında (ABD-Rusya, ABD-İran, Ukrayna-Rusya, Suudi Arabistan-İran vs.) diplomatik yönden aracı/arabulucu olarak çok büyük başarıların altına imza atması Türkiye’nin kariyerini, itibarını ve karizmasını artırmış ve dünyanın en saygın ve güvenilir ülkesi yapmıştır.
Türkiye’nin siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı alanlardaki yükselişi ABD ilişkilerini artırmakla kalmadı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasında çok iyi bir dostluğa yol açtı. Elbet ki bu dostluğun getirisi ve götürüsü olacaktı!
Demek istiyoruz ki daha TBMM’nden geçmeyen Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan arasında bu yıl Ağustos ayında imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ çerçevesinde/doğrultusunda bugün Husilerin saldırıları ile zor durumda kalan Suudi Arabistan’a askeri destek/yardım konusu sözkonusu oldu! ABD Başkanı Trump’a sorulan bir soruya vermiş olduğu cevap: neden olmasın yönünde! Türkiye’nin (Mekke Anlaşması doğrultusunda) Suudi Arabistan’a yapacağı destek/yardım acaba sadece savunma düzeyinde mi kalacak yoksa Husilere yönelik askeri destek de sözkonusu olacak mı?!
Mekke Anlaşması doğrultusunda Türkiye, Suudi Arabistan’a hava savunma, askeri teçhizat, silah, istihbarat, insansız hava araçları vs. gibi lojistik faaliyetler ile birlikte eğitim ve danışmanlık ve Kızıldeniz’de güvenliğin sağlanması gibi faaliyetler olabilir. Fakat Husilere (veya başka bir ülkeye) yönelik operasyon odaklı bir askeri aktif bir operasyon sözkonusu olamaz. Bu konu Anayasal süreci bağlamakla beraber yasal yönden TBMM gündemine getirilmedi. Diyelim ki Anayasal süreç tamamlandı ve TBMM böylesi bir kararı (askeri operasyonu) onayladı bu durum tamamen Türkiye’nin aleyhine olur kanaatindeyiz. Çünkü Türkiye’nin bölgede dengeleri koruyan bir ülke olarak Husilere destek veren İran ile de köklü bir siyasi, ekonomik ve komşuluk ilişkileri vardır. Türkiye, bölgesinde dengeleri korumakla birlikte komşularının kendisine olan güveni sarsmamaya dikkat etmelidir.
Şayet Türkiye Suudi Arabistan’a operasyon amaçlı askeri destek verdiği taktirde Ortadoğu’daki tüm dengeleri sarsacağının bilinci içinde hareket etmek zorunda. Türkiye böylesi bir hata yapamaz. Bugüne kadar elde ettiği tüm kazanımlarını bir anda yok edemez. Türkiye böylesi bir riski çok iyi hesap etmeli ve ona göre kararını vermelidir.
Türkiye, Suudi Arabistan için tehdit unsuru olan Husilere yönelik askeri operasyon desteği verdiği zaman zaman elbet ki bölgesel, jeopolitik, siyasi, ekonomik, askeri kazanımları olacaktır. Fakat ya kaybedecekleri?! İran ile doğrudan düşman olacak! Ortadoğu’da tüm dengeler değişecek! Bölgedeki Sunni ve Şii ayrımcılık patlak verecek! Vekalet savaşları yeniden körüklenecek!
Türkiye’nin ABD ve Batı ile arası açılacak! Rusya ve bazı ülkelerde sorunlar yaşanacak! Dış politikada çok büyük kayıplar verecek! Kısaca şu ana kadar tüm kazanımlarını kaybedecek! Dünyadaki güvenirliği, Ortadoğu’daki liderliği sarsılacak! Türkiye tüm gücünü ve birikimlerini kaybedecek…