ÜÇ DEPREM, ÜÇ AYRI HATIRA

ÜÇ DEPREM, ÜÇ AYRI HATIRA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 22, 2026 - 11:36

İkisini yaşadım, birini rahmetli annemden dinledim. Üçü de hafızamda ayrı bir iz bıraktı.

İlki, annemin bizzat yaşadığı depremdi. 1 Şubat 1944… Kış, sabaha karşı saat 05.00 suları. Gerede depremi…

Annem henüz on bir yaşındaymış. henüz evli olmadığı rahmetli Babam ise o sırada Ankara’da askerlik yapıyormuş. Annem, yıkılan evleri, köy çeşmesinden akan suyun bile bulanıklaştığını anlatırdı. O felaketin korkusunu, yıllar sonra annemin anlattıklarından tanıdım.

İkincisi, benim çocukluğumun depremiydi. 22 Temmuz 1967, akşam saat 19.00 suları… Adapazarı’nda, yaşanan deprem Gerde'de de hissedilmişti o gün evimizde kardeşlerimle misket oynuyorduk. Bir tepsinin içinde döndürdüğümüz misketler birden düşmeye başladı. Tepsiyi fazla eğdiğimizi sanırken annemin sesi duyuldu:

— Çabuk, dışarı çıkın! Deprem oluyor!

Annem tecrübeliydi; daha önce yaşamıştı. Hep birlikte sokağa çıktık. Mahalleli şaşkınlık içinde birbirine bakıyordu. Asıl yıkımın Adapazarı’nda olduğunu ise radyodan öğrendik. Televizyon yoktu o zamanlar; haberler radyodan, acılar insandan insana yayılıyordu.

Yıllar geçti. 1999 Marmara depreminde bir kez daha sarsıldık. Arama kurtarma çalışmaları gelişti, tecrübeler arttı. Ama 6 Şubat 2023’te, Kahramanmaraş merkezli depremle karşılaştığımız yıkım, bambaşka bir felaketti.

Gece saat 04.17… Kışın ortası… İnsanlar uykudayken evler başlarına yıkıldı. On bir ilde hayat durdu; aileler dağıldı, şehirler enkaza döndü. Türkiye ağladı, dünya yardıma koştu.

Ben karikatür dünyasının içindeydim. Karikatürlerini gazetede yayımladığım, canlı yayınlarda bağlantı kurduğum pek çok yabancı karikatürist telefonla, WhatsApp ve Messenger üzerinden taziye ve dayanışma mesajları gönderdi. İnsanlığın sınır tanımadığını gösteren bu davranışları unutmadım. hatta gazetede uluslararası karikatürlerin yayımlandığı depremle ilgili bir ek bile çıkardık Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

fakat bir istisna vardı

Fransız Charlie Hebdo dergisi, Türkiye’deki depremi alaya alan,yıkım sevinen ve “Tank bile göndermeye gerek yok” anlamına gelen bir karikatür yayımladı. Tepkiler çığ gibi büyüdü. tepkiler üzerine Rusya-Ukrayna savaşını kastettiklerini söyleseler de ortaya çıkan çizim, yaşadığımız acıyı küçümseyen bir anlam taşıyordu.

Biz de cevabımızı bildiğimiz dille verdik: Karikatürle!

Tepkimizi çizgilerimize döktük onun kasdettiği tankın namlusunu kalem biçiminde çizerek üzerine de Charlie Hebdo yazarak karikatürümüzü Başkent Postası gazetesinde yayımladık. Çünkü karikatür yalnızca güldürmek için değil, gerektiğinde haksızlığa karşı sesini yükseltmek için de vardır.

Üç deprem, üç ayrı hatıra… Biri annemin anlattığı, ikisi benim yaşadığım.

Deprem hayatın gerçeği; yıkımın boyutunu azaltmak ise insanın sorumluluğudur. Acıyı paylaşmak insanlığın, acıyla alay etmek ise vicdanın sınavıdır.

Toprak sarsılır, binalar yıkılır, şehirler enkaza döner. Ama insanlık yıkılmasın! Çünkü enkazın altından hayat çıkar; vicdanın enkazından çıkmak çok daha zordur.