CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Türkiye’den giden 385 gıda ürünü AB’de riskli bulundu”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Türkiye’den giden 385 gıda ürünü AB’de riskli bulundu”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Ticaret Bakanlığının bütçe görüşmelerinde gıda ihracatı, pestisit denetimleri, fahiş fiyatlar ve tarım politikalarını gündeme taşıdı. Avrupa Birliği kayıtlarına göre 2026 yılının ilk on ayında Türkiye kaynaklı gıda ürünleri hakkında 385 bildirim yapıldığını, bunların 278’inin ciddi risk taşıdığını belirten Gürer, ithalatın yüzde 17,72 artmasına karşılık ihracat artışının yüzde 6'da kaldığını söyledi. Gürer, meyve ve sebze piyasasındaki sorunlara dikkat çekerek kamucu üretim ve denetim politikaları çağrısında bulundu.

Kasım 5, 2026 - 11:48

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Ticaret Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında Türkiye'nin gıda ihracatında karşılaştığı sorunları, Avrupa Birliği ülkelerinden dönen tarım ürünlerini, ithal gıdalardaki denetimleri, fahiş fiyat uygulamalarını ve tarım sektöründeki yapısal sorunları gündeme getirdi.

Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) kayıtlarına dikkat çeken Gürer, 2025 yılında 486, 2026 yılının ilk on ayında ise 385 bildirim yapıldığını belirtti. Gürer, ihracattan dönen ürünlerin üreticiler ve ihracatçılar açısından ekonomik kayıplara yol açtığını, pestisit nedeniyle reddedilen ürünlerin iç piyasadaki karşılıklarının da denetlenmesi gerektiğini ifade etti.

“385 Bildirimin 278'i Ciddi Risk Olarak Kaydedildi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği ülkelerine gönderilen gıda ürünleriyle ilgili kayıtları değerlendirerek şu açıklamada bulundu:

“Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi ülkemizden gönderilen gıda ürünleriyle ilgili ret kararı vermektedir. 2025 yılında 486 üründe verilen ret kararı 2026 yılının ilk on ayında 385 bildirime erişmiş bulunmaktadır. Bildirim türleri; 284 sınır reddi, 60 dikkat bildirimi, 23 alarm bildirimi olarak kayıtlara geçerken, 278 kayıt ciddi risk, 39’u ise potansiyel risk olarak bildirilmiştir.”

Gürer, özellikle meyve ve sebze ürünlerinde ortaya çıkan bildirimlerin Türkiye'nin tarımsal ihracatını doğrudan etkilediğini belirtti.

“Öne çıkan kayıtlarda meyve ve sebze grupları 296 ürünle ilk sırada yer almakta ve tüm kayıtların yüzde 77’sini oluşturmaktadır. Bu ürünlerin Bakanlığınızın laboratuvarlarında incelendikten sonra ihracatı yapılmasına karşın gittiği ülke sınırından dönmesi hem Türkiye’den giden ürünler için hem de o ürünü gönderen tüccar ve üreten üretici için önemli sorun oluşturmaktadır.”

“Pestisit Çıkan Ürünlerin İç Piyasadaki Karşılığı da Denetlenmeli”

İhraç edilen ürünlerde pestisit tespit edilmesinin yalnızca dış ticaret açısından değil, halk sağlığı bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, aynı üretim alanından iç piyasaya sunulan ürünlerin denetlenmesini istedi.

Gürer, ihracattan dönen ürünlerin imha edilmesinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“İnsan sağlığı açısından da bu bağlamda risk vardır. Özellikle pestisit çıkan ürünlerde iadelerin imha edildiği söylense de aynı ürünün üretim alanında üretilip iç pazara verilen ürünlerinin toplatılmasına yönelik bir örnek bugüne kadar kamuoyuna yansımamıştır.”

Gürer, üretim alanlarından tüketiciye ulaşan ürünlere kadar denetim süreçlerinin bütüncül biçimde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.

“ABD'den İthal Edilen Cevizdeki Denetim Farkı Düşündürücü”

Türkiye'ye ithal edilen gıda ürünlerinin denetim süreçlerini de gündeme taşıyan Gürer, Avrupa Birliği sınır kontrollerinde reddedilen bazı ürünlerin Türkiye'ye girişinde benzer sorunların görülmemesini sorguladı.

Gürer, Ticaret Bakanlığına şu soruları yöneltti:

“Ayrıca ülkemizde ithal edilen farklı ürünler de vardır. Avrupa Birliği sınır kontrollerinde bu ürünlerde iadeye rastlansa da ülkemize gelen ithal ürünlerde bu tür bir iade görülmemektedir. Türkiye’de ithal ürünleriyle ilgili yeterli denetim yapılıyorsa örneğin aynı dönemde Avrupa Birliğine gönderilen Amerika Birleşik Devletleri’nin cevizi iade olurken, Türkiye’de bu ürünün girişinde hiçbir sorun saptanmaması da ilginç ve düşündürücüdür. İthal gıda ürünlerinde GDO kontrolü, tatlandırıcı kontrolü ve bunların girişine yönelik inceleme sağlanmakta mıdır?”

“Fahiş Fiyat Sorunu Sistemdedir, Bozuk Düzen Değişmeden Sorunlar Sürer”

Fahiş fiyatlarla mücadelede uygulanan yöntemleri eleştiren Gürer, fiyat artışlarının yalnızca denetim ve cezai işlemlerle çözülemeyeceğini savundu.

CHP'li Gürer, fiyat oluşumundaki yapısal sorunların dikkate alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Fahiş fiyatla mücadele yıllardır konuşulagelir. İşin özünde serbest piyasa ekonomisi uygulayan iktidarın fiyata müdahalesi sistemsel olarak sorunludur. Sorun sistemdedir, bozuk düzen değişmeden fiyatlardaki bu oynamalar da sürer.”

Fiyat denetimleri kapsamında farklı bakanlıkların devreye girdiğini hatırlatan Gürer, yürütülen operasyonların üretim ve ticaret üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesini istedi.

“Açıkçası fahiş fiyatla ilgili Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman Bakanlığıyla işler düzene girmeyince Adalet ve İçişleri Bakanlıkları da devreye girdi. Birkaç sektörde operasyonlar yapıldı. ‘Stokçu’ diye normalde stoklanması gereken ürünlerin depolarını basıp, sistemin sorununun depolayanlara kesildiği gibi, bu kez de tutuklamalar yapılarak tüccarlar gözaltına alındı.”

Suç işleyenlerin cezalandırılması gerektiğini ifade eden Gürer, uygulamaların piyasanın işleyişi üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

“Suçlu varsa mutlaka ceza kesmek de gerekir ama bazı sorunlarda olayın doğuşuna neden olan konuları da öngörebilmek önemlidir.”

“Gıda, Yem ve Gübrede Tekelleşme Sorunu Var”

Tarım sektöründe üretim maliyetlerini etkileyen yem ve gübre fiyatlarına da değinen Gürer, özellikle kamuya ait üretim tesislerinin özelleştirilmesinin ardından ortaya çıkan piyasa yapısını eleştirdi.

Gürer, gıda, yem ve gübre sektörlerinde tekelleşme bulunduğunu savunarak şöyle konuştu:

“Yıllarca çoğu iktidara yakın muhafazakâr iş insanları, özellikle gıda sektörü, yem sektörü ve gübre sektöründe egemendir. Kamu fabrikalarının satılan gübrede, ithalat dışında bir tekelleşme vardır ki fiyat denetiminin başta yem ve gübre için yönelik yapılması gerekir.”

Kamunun üretim ve piyasa düzenleme süreçlerinde daha etkin olması gerektiğini vurgulayan Gürer, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kamunun her alanda olması, planlama ve öngörüyle süreçlerin yönetilmesi, üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve tüketiciyi aynı anda mutlu edecek kamucu bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.”

“Kamu Olmadan Kooperatifçilik Geliştirilemez”

Tarımsal kooperatiflerin yapısal sorunlarına da değinen Gürer, üretimden pazarlamaya kadar kooperatiflerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kooperatifçilik faaliyetlerinin yalnızca piyasa fiyatlarını düşürmeye yönelik bir araç olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Gürer, yasal düzenlemeler ve kamu desteğinin önemini vurguladı.

“Kooperatiflerle ilgili yapısal sorunları ortadan kaldıracak, yalnız gıda ve tarıma yönelik kooperatifleri özerk bir anlayışla güçlendirmek ve yasal düzenlemeler de ihtiyaçtır. Kamu olmadan kooperatifçilik geliştirilip üretim öncesi ve sonrası planlamayla piyasa varlığı sağlanmadan, uygun fiyatlı ürün için baskı yaratmak sorunları artırmaktadır.”

“41 Tüccar ve Sanayicinin Gözaltına Alınması Meyve-Sebze Piyasasını Etkiledi”

Meyve ve sebze ticaretinde yaşanan sorunları gündeme getiren Gürer, tüccarlara yönelik gözaltı ve tutuklama süreçlerinin ihracat piyasasında belirsizlik oluşturduğunu savundu.

Gürer, özellikle bahçe bitkileri üretimi ve ihracatında yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“41 tüccar ve sanayicinin gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin, bahçe bitkileri için ihracatın önemli bir soruna dönüşmesinde etken olduğu kamuoyunda da ifade edilmektedir. Ülkemizin dünyada önemli yer bulan ihraç ürünleri; fındık, üzüm, zeytin, elma ve limon gibi ürünlerin ihracatında sıkıntılar yaşanmaktadır.”

“Niğde'de Elmanın Kilogramı 10-15 Lira, Meyve Suyu İçin 2-3,5 Lira”

Niğde'deki elma üreticilerinin karşılaştığı pazarlama sorunlarına da değinen Gürer, ürün fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını belirtti.

Gürer, çok sayıda bahçede elmanın dalında kaldığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Niğde’de iyi elma fiyatları 10-15 lira, meyve suyu 2-3,5 lira aralığında işlem görmekte ve çok bahçede elma dalında kalmaktadır.”

Elmanın üretim sonrası pazarlama sürecini de anlatan Gürer, ürünlerin bir bölümünün doğrudan satıldığını, bir bölümünün ihraç edildiğini, kalan kısmının ise depolanarak farklı dönemlerde piyasaya sunulduğunu belirtti.

“Elmanın bir bölümü doğrudan satılırken, bir bölümünün 15 ülkeye ihracı yapılıp, bir bölümü stoklamayla sekiz ay aralıkla pazara sunulurdu.”

“Normal Depolama Yapan Tüccarlar da Kaygı Duyuyor”

Tarım ürünlerinin depolanmasının piyasanın olağan işleyişinin bir parçası olduğunu belirten Gürer, stokçulukla mücadele kapsamında yürütülen uygulamaların normal depolama yapan tüccarları da etkilediğini söyledi.

Gürer, “Stokçu piyasayı manipüle ediyor, enflasyonu bunlar yükseltiyor.” şeklindeki değerlendirmeler nedeniyle ticaret yapan kesimlerde kaygı oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:

“Normal depolama yapanların dahi süreçten kaygılandığı ifade edilmektedir. Farklı nedenlerle tutuklu yargılananlar zaten pamuk ipliğine bağlı olan meyve-sebze piyasasını doğrudan ve olumsuz etkilemektedir.”

Yaşanan sorunların yalnızca tüccarlarla sınırlı kalmadığını, üreticilerin de ürünlerini pazarlamakta güçlük çektiğini belirten Gürer, şöyle devam etti:

“Bu durum binlerce üreticiyi de etkilemektedir. Üretici ürününü satamamakta, cezaevindeki tüccarın ise işinin daralmasının oluşan durumda etkisi olduğu dikkat çekmektedir.”

“Çiftçinin Yanında Olmayan Anlayış Devam Ediyor”

Tarım politikalarında üretici ve tüketici arasındaki fiyat dengesinin sağlanamadığını savunan Gürer, sebze ve meyve fiyatlarındaki artışların önlenememesine karşın çiftçinin de yeterince desteklenmediğini ifade etti.

Gürer, mevcut tarım ve ticaret politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

“Sebze, meyve fiyatlarının çok artmasını da önleyemeyen, çiftçinin ve üreticinin yanında olmayan bir anlayış devam etmektedir. Yanlış uygulamalarla gerek ihracatta gerekse ithalatta sorunlu bir döneme girilmesinde kamucu politikalardan uzaklaşılmasının doğrudan etkisi vardır.”

“İthalat Yüzde 17,72 Arttı, İhracatta Artış Yüzde 6'da Kaldı”

Ticaret Bakanlığının bütçe görüşmelerinde dış ticaret verilerini de değerlendiren Gürer, ithalattaki artış hızının ihracatın üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

Gürer, 2026 yılının ilk sekiz aylık verilerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“2026 yılının ilk sekiz aylık dış ticaret verilerinde ihracat yüzde 6 oranında artarken, ithalat yüzde 17,72 oranında artmıştır. İhracatın 21 milyar 190 milyon dolara, ithalatın ise 20 milyar 430 milyon dolara ulaştığı görülmektedir.”

Hayvan yemi ithalatındaki artışa ayrıca dikkat çeken Gürer, “İlk sekiz ayda yalnızca hayvan yemine ödenen artış 1 milyar 225 milyon dolara erişmiştir.” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda güvenliği, ithalat denetimleri, tarımsal üretim, kooperatifçilik ve fiyat politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek üretici, tüccar, sanayici ve tüketiciyi gözeten kamucu bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.