DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Mekke Anlaşması’nda 19 sorunun 8’i yanıtsız, askerî yükümlülükler belirsiz”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Mekke Anlaşması’nda 19 sorunun 8’i yanıtsız, askerî yükümlülükler belirsiz”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Mekke Anlaşması’na ilişkin 19 sorudan 8’inin yanıtsız kaldığını açıkladı. Yeni Yol Grubunun sunduğu yedi önergeye dikkat çeken Esen, askerî yardımın kapsamı, Türkiye’nin üstleneceği yükümlülükler ve TBMM’nin yetkileri konusunda yazılı açıklama talep etti.

Kasım 6, 2026 - 16:38

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, 6 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulundan yayımladığı video mesajda, Mekke Anlaşması’nın askerî yükümlülükleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri konusunda belirsizlikler bulunduğunu belirtti. Esen, Genel Kurul görüşmelerinde yöneltilen 19 sorunun önemli bölümünün yanıtlanmadığını ifade ederek anlaşmanın uygulanmasına ilişkin yazılı güvence istedi.

Yeni Yol Grubunun anlaşmanın imza, yürürlük ve yürütme hükümlerine açıklık kazandırmak amacıyla yedi önerge sunduğunu hatırlatan Esen, Türkiye’nin uluslararası savunma yükümlülüklerinin kapsamının Meclis tarafından açık biçimde bilinmesi gerektiğini vurguladı.

“19 Sorunun 8’i Hiç Yanıtlanmadı”

TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde yöneltilen sorulara verilen yanıtları değerlendiren Elif Esen, Fuat Oktay’ın açıklamalarının anlaşmaya ilişkin belirsizlikleri gidermediğini savundu.

Esen, 19 sorudan yalnızca üçünün tam olarak yanıtlandığını, yedi soruya kısmi yanıt verildiğini, bir sorunun geçiştirildiğini ve sekiz sorunun ise yanıtsız bırakıldığını belirtti.

Özellikle Meclisin yetkileri, anlaşmaya yeni ülkelerin katılımı ve uygulama protokollerinin hukuki niteliği konusunda açıklama beklediklerini kaydeden Esen, Fuat Oktay’ın sorulara yazılı yanıt verileceğine ilişkin sözünü hatırlattı.

“Türkiye Sorumluluğu Hangi İfadeye Göre Üstlenecek?”

Mekke Anlaşması’nın ikinci maddesinde yer alan “derhâl yardım” hükmüne dikkat çeken Elif Esen, görüşmeler sırasında yapılan açıklamalar arasında farklılık bulunduğunu ifade etti.

Bakan Yardımcısının yardım sürecinin saldırıya uğrayan ülkenin talebi üzerine başlayacağını söylediğini aktaran Esen, Fuat Oktay’ın ise anlaşma yürürlüğe girdikten sonra her türlü tehdidin değerlendirileceği yönünde açıklama yaptığını belirtti.

Bu iki yaklaşımın Türkiye açısından farklı sorumluluklar doğurabileceğine işaret eden Esen, “Peki Türkiye sorumluluğu hangi ifadeye göre üstlenecek?” sorusunu yöneltti.

Esen, askerî yardım yükümlülüğünün hangi koşullarda devreye gireceğinin ve karar mekanizmasının nasıl işleyeceğinin açık biçimde ortaya konulmasını istedi.

“Askerî Yardımın Kapsamı ve Maliyeti Açıklanmalı”

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma alanındaki iş birliğini desteklediklerini belirten Elif Esen, anlaşmanın ekonomik ve teknolojik kazanımları ile askerî yükümlülükleri arasında değerlendirme yapılması gerektiğini savundu.

Anlaşmanın yatırım veya teknoloji transferine ilişkin herhangi bir garanti içermediğini, buna karşılık Türkiye açısından askerî yükümlülükler öngördüğünü ifade eden Esen, ilk on yıl boyunca anlaşmadan çekilme imkânının bulunmadığına dikkat çekti.

Esen, askerî yardımın hangi faaliyetleri kapsayacağının, Türkiye’ye getireceği mali yükün ve hangi durumlarda askerî destek sağlanacağının netleştirilmesini talep etti.

“Meclisin Yetkisi Yazılı Güvence Altına Alınmalı”

Anlaşmanın uygulanmasında TBMM’nin anayasal yetkilerinin korunması gerektiğini vurgulayan Elif Esen, özellikle Anayasa’nın 92’nci maddesine işaret etti.

Esen, Türkiye’nin askerî yardım yükümlülüklerini yerine getirirken hangi durumlarda yeniden TBMM iznine başvurulacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Yeni Yol Grubunun sunduğu yedi önergenin bu belirsizlikleri gidermeyi amaçladığını belirten Esen, anlaşmanın imza, yürürlük ve yürütme hükümlerinin Türkiye’nin anayasal karar alma mekanizmalarıyla uyumlu biçimde uygulanması gerektiğini ifade etti.

“Bölgesel Güvenliğe Destek, Her Çatışmada Taraf Olmak Değildir”

Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Elif Esen, savunma iş birliklerinin diplomatik ilişkileri olumsuz etkilememesi gerektiğini vurguladı.

Suudi Arabistan ve Pakistan ile yürütülen savunma iş birliğinin önemine işaret eden Esen, Türkiye’nin İran ve Mısır dâhil bölgedeki diğer ülkelerle diplomatik diyaloğunu sürdürmesi gerektiğini belirtti.

Esen, Türkiye’nin bölgesel çatışmalara ilişkin tutumunun açık ve öngörülebilir olması gerektiğini ifade ederek “Bölgesel güvenlik fikrine destek vermek, bölgedeki her çatışmada taraf olmayı kabul etmek değildir.” uyarısında bulundu.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen, Mekke Anlaşması kapsamında Türkiye’nin üstleneceği askerî ve hukuki sorumlulukların açıklığa kavuşturulması, yanıtsız kalan soruların yazılı olarak cevaplandırılması ve TBMM’nin anayasal yetkilerine ilişkin güvencelerin ortaya konulması yönündeki taleplerini yineledi.