DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Tarımın bir değil binbir derdi var”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Tarımın bir değil binbir derdi var”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, artan girdi maliyetlerinden ithalata bağımlılığa, pestisit kalıntılarından taklit ve tağşişe kadar tarım ve gıda zincirindeki sorunların birbirini beslediğini belirtti. Karal, üreticinin desteklenmesi ve tarladan sofraya güçlü bir denetim sistemi kurulması gerektiğini vurguladı.

Ağustos 26, 2026 - 20:28


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye’de tarım ve gıda alanında yaşanan sorunların artık birbirinden bağımsız başlıklarla değerlendirilemeyecek kadar iç içe geçtiğini belirtti. Karal; artan girdi maliyetleri, üreticinin üretimden çekilmesi, plansız üretim, ithalata bağımlılık, pestisit ve zirai ilaç kalıntıları, taklit ve tağşiş, tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünlere ilişkin tartışmalar ve gıda denetimindeki eksikliklere dikkat çekti.

Karal, çiftçinin mazot, gübre, yem, tohum, ilaç ve finansman maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını ifade ederek, “Üretim azalınca buğdayı, mercimeği, pirinci ve başka temel ürünleri ithal ediyoruz. Üretebildiğimiz ürünlerde ise bu kez pestisit kalıntısını, taklit ve tağşişi, tarihi geçmiş ürünleri ve denetim eksikliklerini konuşuyoruz. Yani üretemediğimizi ithal ediyor, ürettiğimizin de güvenilirliğini tartışıyoruz.” dedi.

Tarım ve gıda alanındaki sorunların zincirleme şekilde ilerlediğini savunan Karal, “Tarımın bir değil, binbir derdi var; üretimde sorun, denetimde sorun, gıda güvenliğinde sorun. Sorunun olmadığı alan neredeyse kalmamış. Bu nasıl tarım politikası?” ifadelerini kullandı.

Karal, Türkiye’nin tarımsal potansiyeline rağmen üreticinin geleceğe güvenle bakamadığını, tüketicinin de sofrasına koyduğu üründen emin olamadığını belirtti. Tarım politikasının yalnızca ne kadar ürün üretildiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini kaydeden Karal, üretimden tüketiciye kadar bütün sürecin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

“Sorun tarlada başlıyor, sofraya kadar sürüyor”

Tarım politikalarının birbirinden kopuk uygulamalarla yürütülemeyeceğini vurgulayan Karal, çiftçi ile tüketicinin karşılaştığı sorunların aynı zincirin farklı halkaları olduğunu ifade etti.

Karal, “Çiftçi pahalı mazotla, gübreyle, tohumla üretmeye çalışıyor. Kuraklıkla, donla, sulama sorunlarıyla mücadele ediyor. Ürünü para etmeyince bir sonraki yıl ekmek istemiyor. Üretim azalıyor, ithalat devreye giriyor.” diye konuştu.

Tüketicinin de yüksek fiyatların yanı sıra gıda güvenliğine ilişkin kaygılarla karşı karşıya kaldığını belirten Karal, “Vatandaş markete gittiğinde yüksek fiyatla karşılaşıyor, aldığı ürünü evine götürdüğünde de bu kez ‘Acaba sağlıklı mı, kalıntı var mı, tağşiş yapılmış mı, tarihi geçmiş mi?’ diye düşünmek zorunda kalıyor.” dedi.

Üretimde ortaya çıkan sorunların ithalat, fiyatlar ve denetim üzerinden tüketicinin sofrasına kadar ulaştığını savunan Karal, “Tarımda sorun tarlada başlayıp orada bitmiyor. Üretimde başlayan yanlışlık, ithalata, fiyatlara, denetime ve sonunda vatandaşın sofrasına kadar ulaşıyor. Tarımda komplike bir sorun var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üretmek yetmiyor, güvenli üretmek zorundayız”

Tarımsal üretimde miktar kadar ürünlerin sağlıklı ve güvenilir olmasının da önem taşıdığını kaydeden Karal, son yıllarda kamuoyuna yansıyan pestisit kalıntıları ile taklit ve tağşiş tartışmalarının vatandaşın gıdaya duyduğu güveni etkilediğini söyledi.

Karal, “Bir taraftan ithalata bağımlılığı konuşurken diğer taraftan kendi ürettiğimiz sebzede, meyvede zirai ilaç kalıntısını konuşuyoruz. Balda, yağda, ette, süt ürünlerinde, baharatta ve pek çok üründe taklit ve tağşiş iddialarıyla karşılaşıyoruz. Vatandaş aldığı ürünün etiketinde ne yazıyorsa içinde de onun olduğundan emin olmak istiyor. Bu en temel hakkıdır.” ifadelerini kullandı.

Pestisit kullanımındaki sorumluluğun yalnızca çiftçiye yüklenemeyeceğini belirten Karal, sadece ihracata gönderilen ürünlerde değil, iç piyasaya sunulan ürünlerde de hasat öncesinden market rafına kadar izlenebilir bir denetim mekanizmasının kurulması gerektiğini ifade etti.

“Tarımı tarladan sofraya bir bütün olarak düzeltmek zorundayız”

Türkiye’nin tarım sorunlarının günübirlik müdahalelerle çözülemeyeceğini savunan Karal, üretimden denetime kadar bütüncül bir tarım politikasına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Karal, “Bugün tarımda sorunlar birbirini besleyen bir zincire dönüşmüş durumda. Mazotu konuşuyoruz gübre, gübreyi konuşuyoruz finansman, üretimi konuşuyoruz kuraklık ve sulama karşımıza çıkıyor. Çiftçi üretimden çekilince ithalat, ithalatın ardından da gıda güvenliği gündeme geliyor.” dedi.

Kendi üretilen ürünlerde pestisit, taklit ve tağşiş ile tarihi geçmiş gıdaların tartışıldığını, yeterli üretimin sağlanamadığı ürünlerde ise ithalata başvurulduğunu belirten Karal, “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor; ithalata bağımlılık artarken sofraya güven azalıyor. Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değil, hepsi yanlış ve günübirlik tarım politikalarının sonucu.” ifadelerini kullandı.

Karal, çözüm için üretimin planlanması, çiftçinin desteklenmesi, ithalata bağımlılığın azaltılması ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin toprağı da çiftçisi de tecrübesi de var. Yapılması gereken; üretimi planlamak, çiftçiyi desteklemek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve tarladan sofraya güvenilirliği sağlayacak güçlü bir denetim sistemi kurmaktır.” dedi.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI