DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “İç cepheyi tahkim etmek için hukuk devletini güçlendirin”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Nil RTV’de Bilgin Yeşilboğaz’ın konuğu olarak Terörsüz Türkiye sürecini, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarını ve çıkarılan yasayı değerlendirdi. Hukuk devleti, temel haklar ve sosyal barış vurgusu yapan Ekmen, yasaya eleştirilerine rağmen neden “evet” oyu verdiklerini anlattı.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Nil RTV’de Bilgin Yeşilboğaz’ın konuğu olarak Terörsüz Türkiye süreci, TBMM’de yürütülen çalışmalar ve çıkarılan yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekmen, iç cephenin güçlendirilmesinin yalnızca bir örgütün silahsızlandırılmasıyla sınırlı tutulamayacağını belirterek hukuk devleti, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile yargı uygulamalarına ilişkin mesajlar verdi.
“Bahçeli bu çağrıyı kendi analiziyle başlattı”
Sürecin başlangıcına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rolüne dikkati çekti.
Ekmen, “Sayın Devlet Bahçeli o adımı attığında biz hep şöyle düşündük: Devlet önce Erdoğan’ı ikna etti, sonra Öcalan’a bir teklifte bulundu; Öcalan bu teklifi kabul edince gidip Bahçeli’yi ikna ettiler. Fakat 22 ayın sonunda kanaatim şudur: Devlet Bahçeli, Türkiye ve Ortadoğu analizi yapıp bu çağrıyı bizzat tetikledi ve başlattı. Erdoğan bu çağrıya önce itiraz etmedi, gecikmeli olarak ‘destekliyorum’ dedi.” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin süreçteki tutumuna ilişkin görüşlerini aktaran Ekmen, “Bahçeli de giden heyetlerle yaptığı görüşmelerde, ‘Ben de 93’ten beri bu örgütü silahsızlandırmak istiyordum, bir türlü beceremedik; şu anda bunu yapmaya hazırım’ dedi ve bugüne geldik.” dedi.
Ekmen, Bahçeli’nin devlet kurumlarından bilgi alma imkânına işaret ederek, “Dolayısıyla Devlet Bahçeli’nin, yargı, emniyet, ordu ve istihbarat bürokrasisinden sürekli bilgi alma kabiliyetine sahip milliyetçi bir lider olarak bu çağrıyı kendi Türkiye ve Ortadoğu analiziyle yaptığını kabul edip hakkını teslim edelim, konuyu doğru anlamak için de bu veriyi bir kenara koyalım.” değerlendirmesinde bulundu.
“İç cepheyi tahkim edeceksek her alanda tahkim edelim”
TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinen Ekmen, komisyonun 21 oturum gerçekleştirdiğini ve farklı toplum kesimlerini dinlediğini aktardı.
Ekmen, “Komisyon’da 21 oturum yaptık, binlerce sayfa tutanak ortaya çıktı. Şehit ve gazi ailelerini, Diyarbakır Annelerini ve Barış Annelerini, MAZLUMDER’i de TOBB’u da dinledik; onlarca sivil toplum örgütünü dinledik. Komisyon’a üye veren bütün partilerin ve grupların ortak imzasıyla bir rapor ortaya koyduk.” diye konuştu.
Hazırlanan raporda örgütten ayrılmak ve Türkiye’ye dönmek isteyenlere yönelik hukuki bir çerçeve oluşturulmasının gündeme getirildiğini belirten Ekmen, “Bu raporun altıncı bölümünde ‘Devlet örgüte bir çıkış yolu açsın’ dedik. Çünkü Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve İnfaz Kanunu, ‘Ben silah bıraktım ve ülkeye dönmek istiyorum’ diyenler için bir madde veya çerçeve içermiyor.” ifadelerini kullandı.
Ekmen, sürecin hukuk devleti alanındaki adımlarla birlikte yürütülmesi gerektiğini savunarak, “Ama bu yetmez dedik. Madem iç cepheyi tahkim etmek için bunu yapıyorsunuz, o zaman Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulayın. Ceza soruşturmalarında bırakınız hukuku, kanuna aykırı uygulamalara son verin.” dedi.
Anayasa’nın 90’ıncı maddesine de işaret eden Ekmen, “Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre hâkimler, Türkiye’nin imza koyduğu uluslararası sözleşmelerin lehe olan hükümlerini uygulamakla yükümlüdür. Oysa biz ceza kanunlarının uygulanmadığı bir dönemde yaşıyoruz; kanuna aykırı tutuklamalar var.” şeklinde konuştu.
“Vatandaşımıza bir nefes aldıralım”
Ekmen, silahsızlanma süreci ile hukuk alanındaki taleplerini birbirinin ön şartı olarak görmediklerini belirterek, iç cephenin güçlendirilmesi hedefinin toplumun farklı kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi.
Ekmen, “Neticede ‘hukuk olmadan silahsızlanma olmaz’ demiyoruz. Ama amaç iç cepheyi tahkim etmekse, o zaman her alanda tahkim edelim; sadece PKK’yla ilgili değil.” ifadelerini kullandı.
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin taleplerini sıralayan Ekmen, “Devam eden ceza soruşturmalarında, Aleviler, farklı dinî gruplar ve gayrimüslimler bakımından, özellikle de hukuk devleti, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, sokakta söz söyleme ve eylem yapma özgürlüğü gibi alanlarda vatandaşımıza bir nefes aldıralım dedik. Bunu demeye de devam ediyoruz.” dedi.
“Bütün itirazlarımıza rağmen ‘evet’ oyu verdik”
TBMM’de çıkarılan yasaya verilen desteğin gerekçelerini de açıklayan Ekmen, düzenlemenin iki temel hassasiyeti gözettiğini belirtti.
Ekmen, “Bütün eleştiri ve itirazlarımıza rağmen yasaya ‘evet’ oyu verdik. Çünkü bu yasa iki temel hassasiyeti gözetiyor. Birincisi; asker, polis, korucu ya da sivil vatandaşımızı şehit eden hiç kimse bu yasanın kapsamında değil. İkincisi, örgütün çok önemli yöneticileri ve bu işleri sevk ve idare edenler de kapsamda değil. Yaklaşık 900 kişinin kapsam dışında olduğunu biliyoruz.” açıklamasında bulundu.
Düzenleme kapsamındaki kişiler için doğrudan ve koşulsuz bir dönüşün söz konusu olmadığını kaydeden Ekmen, “Kapsam içinde olanlar da elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelmeyecek. Yazılı başvuru yapacak, hakkında bir dosya açılacak. Dosya açıldıktan sonra, hakkındaki iddialara ve devletin elindeki bilgilere göre maruz kaldığı suçlamalar çerçevesinde 5 ya da 10 yıl denetim altında kalacak, bu süreler başarıyla tamamlandığında hakkındaki dosyalar bir kenara konacak.” dedi.
Yasanın uygulanmasına ilişkin süreci de anlatan Ekmen, “Bütün bunların yapılabilmesi için de örgütün silahları gerçekten teslim ettiğini MİT raporlayacak, Millî Güvenlik Kurulu bunu onaylayacak.” ifadelerini kullandı.
Ekmen, silahların tamamen teslim edilmesi ve yasanın yürürlüğe girmesi halinde yurt dışında, cezaevlerinde, Suriye ve Kandil’de bulunan örgüt üyeleri hakkında hukuki süreçlerin işletileceğini belirterek, “Biz de artık PKK adına Mersin’de, Akdeniz’de, İstiklal Caddesi’nde, Ankara Kızılay’da, İzmir Konak’ta bir saldırı olmayacağına dair bir güven hissine kavuşuruz.” diye konuştu.
“Türkiye’de sosyal barışın en büyük örneği Mersin’dir”
Mersin’in toplumsal yapısına ayrıca değinen Ekmen, kenti farklı etnik, dinî ve sosyal kesimlerin bir arada yaşaması açısından örnek gösterdi.
Ekmen, “Türkiye’de sosyal barışın varlığının en büyük örneği Mersin’dir. Mersin’de Türk, Kürt, Yörük, Arap birçok etnisiteden vatandaşımız var; Aleviliğin birkaç çeşidi, dindar cemaatlerin ve tarikatların birçok örneği var. Bu insanlar herkesi olduğu gibi kabul ederek huzur ve barış içinde yaşıyorlar.” dedi.
Kentteki siyasi aktörlerin de bu yapıya katkı sağladığını ifade eden Ekmen, “Bunda ilin siyasetçilerinin de önemli bir katkısı var, çatışmayı ve gerilimi köpürten bir örneğimiz çok şükür yok. Mersin bunca çeşitliliğe rağmen huzur içinde yaşayabiliyorsa, bu, Türkiye’deki 81 ilin de huzur ve barış içinde yaşayabileceğine delalet eder.” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumdaki bir arada yaşama kültürüne dikkati çeken Ekmen, “İnsanların etnisiteleri, dinî ve mezhebi görüşleri, felsefi görüşleri, inanç ya da inançsızlıkları ve yaşam tarzları nedeniyle bir başka vatandaş tarafından baskı ve tehdit altına alındığı örnekler çok az. ‘Hiç yok’ demiyoruz, yanlış örnekler de var; ama bunları önemli ölçüde yargı ve mülki idare yönetiyor.” ifadelerini kullandı.
Ekmen, “Bir yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık bir zaman dilimine baktığımızda bir vatandaş diğerine ‘Senin cübben var’ ya da ‘Sen niye mini etekle geziyorsun’ diye saldırmamış. Demek ki toplumda çok ciddi bir arada yaşama kültürü var.” dedi.
Devlet uygulamaları ve yargı mekanizmasına yönelik eleştirilerini de dile getiren Ekmen, “Ancak devlette, siyasi gücü kullananların ve yargı mekanizmasını kontrol edenlerin iş ve eylemlerine baktığımızda, bir tür toplum mühendisliğiyle belli kesimlerin baskı altına alındığını ya da bazı kesimlerin sosyal medyada yürüttüğü kampanyalara boyun eğilerek soruşturmalar yürütüldüğünü maalesef görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI