İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Öcalan’a villa tahsis edilmişse yapılan yasaya aykırıdır, suçtur”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Öcalan’a villa tahsis edilmişse yapılan yasaya aykırıdır, suçtur”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarına ilişkin tartışmalardan ekonomiye, erken seçimden Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına kadar birçok başlığa değinen Dervişoğlu, “Cezaevi değil de konut, villa, yerleşke adı altında başka bir alan seçmişseniz, yaptığınız yasaya aykırıdır, suçtur” dedi.

Eylül 17, 2026 - 23:44


İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV’de İlker Karagöz’ün sorularını yanıtlayarak ekonomi, erken seçim tartışmaları, Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamaları ve gündemdeki siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye’de asıl mesele güvensizlik”

Ekonomide yaşanan sorunların temelinde güven eksikliğinin bulunduğunu savunan Dervişoğlu, “Türkiye'nin ekonomide karşı karşıya bulunduğu buhranın asıl sebebi güvensizliktir. Bir toplumda eğer güven tesis edilmemişse bütün çarklar ters çalışmaya başlar. Dolayısıyla Türkiye'de yapılan planların uygulanabilmesi, stratejilerin yaşama geçirilebilmesi için önce yapılması gereken şey güvenin tesis edilmesidir” dedi.

Ekonomi yönetiminin güven ortamını sağlaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Ekonomiyi yönetenler bilmeli ve unutmamalıdır ki güven ortamı temin ve tesis edilmedikten sonra biz buhrandan buhrana, krizden krize sörf yapan bir ülke konumuna düşeriz” ifadelerini kullandı.

Motorin fiyatları ve vergilere tepki

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği dönemde petrol fiyatlarının yaklaşık 70 dolar seviyesinde olduğunu söyleyen Dervişoğlu, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti.

Dervişoğlu, “100 liralık motorinin de en az 20 lira vergisi var. Motorin tek başına ulaşım amaçlı da kullanılmıyor. Yani sadece kişisel ihtiyaçları karşılamıyor. Bunun yansımaları var. Akaryakıt fiyatları üzerindeki fahiş vergi oranları vatandaşı da zor duruma düşürüyor” dedi.

“Bu hükümetin bu ülkeyi krizden çıkaracak hali yok”

Ekonomideki sorunların çevrede yaşanan savaşlar ve siyasi gelişmelerle tek başına açıklanamayacağını savunan Dervişoğlu, “Savaş olan ülkelerde enflasyon bu boyutta değil. Diğer gelişmiş ülkelerdeki enflasyon oranlarına baktığınızda Türkiye'deki bu aşırı farkı salt etrafınızda olup biten siyasi dalgalanmalarla ilişkilendiremezsiniz” diye konuştu.

Dervişoğlu, “Türkiye’de asıl mesele plansızlıktır. Bu hükümet ve bu hükümetin ekonomi yönetimi bir kere hedeflerini tutturamıyor” ifadelerini kullandı.

Kredi ve çiftçi borçlarına ilişkin rakamlar paylaştı

Türkiye’nin faiz ve borç yüküne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “Yıllarca iktisat kuralları, ekonominin genel geçer kuralları hiçe sayılarak NAS denildi ve halk faiz bataklığına sürüklendi” dedi.

Dervişoğlu, “Türkiye'de bugün toplam kredi borcu 7 trilyon liraya dayanmış. Ayrıca bu sene ödenemeyen kredi borçları yılbaşından itibaren yüzde 45 artışla 862 milyar lira olmuş” ifadelerini kullandı.

Çiftçilerin borçlarına da değinen Dervişoğlu, “Üreticinin borcu 4 yılda 6 kat artmış. Temmuz 2022'de 33 milyar lira olan borç Temmuz 2026'da 1,5 trilyon liraya yükselmiş. Köylünün borcu yalnızca son bir yılda 411 milyar lira artmış” açıklamasını yaptı.

“Emeklisi de asgari ücretlisi de açlık sınırının altında”

Ekonomik tablonun yönetim değişikliğiyle değişebileceğini savunan Dervişoğlu, “Bu iktidarın, bu ekonomi yönetiminin, bu yönetim anlayışının bu millete kazandıracağı artık hiçbir şey yoktur” dedi.

Emeklilere yönelik seyyanen zam tartışmasına değinen Dervişoğlu, “Çalışan memurlara vaat edilen seyyanen zam emekliye de vaat edilmişti. Vadedildiği yılda 8 bin 77 liraydı. Bugünkü enflasyon rakamlarına göre karşılığı 25 bin 250 liradır” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin yaşadığı sıradan bir ekonomik kriz değil”

Özelleştirmeler ve vergi politikaları üzerinden hükümeti eleştiren Dervişoğlu, “Bugün bizim yaşadığımız sıradan bir ekonomik kriz değil. Türkiye ilk kez krizle karşı karşıya kalmıyor. Daha önceki dönemlerde de krizlerle karşı karşıya kaldık. Bunun adı doğrudan doğruya sarmaldır. Türkiye bir sarmalın içindedir ve bu sarmal çok boyutlu bir şekilde Türkiye'yi kuşatmıştır” diye konuştu.

“Aklınızı başınıza alın”

Kaşif Kozinoğlu soruşturması ve gündeme gelen iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, geçmiş dönemlerde yaşananların da sorgulanması gerektiğini söyledi.

Dervişoğlu, “Bu ülkeyi yönettiğini zannedenler ister uyarı ister tavsiye olarak değerlendirsinler. Akıllarını başlarına alsınlar. Türkiye'yi bir felakete doğru sürüklüyorlar ve milletin kendini çaresiz hissetmesine vesile olabilecek adımları atmaya ısrarla devam ediyorlar” dedi.

Dervişoğlu, “Eğer kendi geçmişlerini sorgulamaz ve hatalarını kabul etmezlerse millet bunların hatalarını sandıkta yüzlerine çarpacaktır” ifadelerini kullandı.

Borsadaki işlemler için denetim çağrısı

Finansal İstikrar Komitesi’nin toplanmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Dervişoğlu, borsada yaşanan sorunların denetimsizlikten kaynaklandığını savundu.

Dervişoğlu, “Ben bu konuyla ilgili bir sene içinde en az 3-4 grup toplantısında ‘Borsada yapılan işlemler yüzünden 7 milyon küçük yatırımcının hem hakları gasp ediliyor hem de hayalleri yok ediliyor’ diye ifade ettim” dedi.

Sermaye Piyasası Kurulu ve ilgili kurumların sorumluluklarının incelenmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Denetlemenin yapılmadığı yerde kimlerin menfaati vardır, bunların araştırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin Mansur Yavaş açıklamasını değerlendirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkındaki açıklamaları sorulan Dervişoğlu, “Devlet Bey böyle şeylerle meşgul oluyor. Demek meşgul olacağı alanlarda bir boşluk olmuş ki bir siyasi şahsiyetin ya da bir belediye başkanının hangi kanalda günde kaç kere isminin geçtiğini saydıracak kadar onu önemsiyor” dedi.

Erdoğan ve Özel’in seçim açıklamalarına ilişkin konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçimlere ilişkin açıklamalarını değerlendiren Dervişoğlu, siyasi partilerin seçim öncesinde farklı stratejiler geliştirebileceğini belirtti.

Dervişoğlu, “Bazı siyasi partiler toplumun bir kesimini, bazı siyasi partiler ise demokratları birleştirmeye çalışabilirler. Ama milletin oy kullanma tercihini belirleyeceği alanlar bana sorarsanız çok daha geniş ve kapsamlıdır” dedi.

Seçim stratejilerinin bugünden belirlenmesini zamanlama açısından uygun bulmadığını belirten Dervişoğlu, “Vatandaşlar zamansız konuşmalar yüzünden iktidara olduğu kadar muhalefete de güvenini kaybediyor” ifadelerini kullandı.

Köprü ve otoyolların kiralanması tartışması

Köprü ve otoyolların kiralanacağı yönündeki gelişmelere değinen Dervişoğlu, bunun ekonomide kaynak arayışının göstergesi olduğunu savundu.

Dervişoğlu, “Elbette ki bir para ve kaynak arayışı içerisindedir. Görünen ve anlaşılan odur ki fatura vatandaşa kesilecek şekilde hazırlanmaktadır. Bir de ‘Biz satmıyoruz, gelirini satıyoruz’ diyorlar. Utanmayıp bir de satsaydınız” dedi.

Erken seçim ve Erdoğan’ın olası adaylığı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, erken seçim kararının zamanlamasının hukuki ve siyasi tartışmalara neden olabileceğini savundu.

Dervişoğlu, “Bu Anayasa’ya göre, erken seçim kararı alınırsa Erdoğan bir kere daha aday olma hakkına sahiptir ama seçime bir hafta kala bunun yapılması, yine bu Anayasa’ya göre kendisine o hakkı vermez” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Onların belirlediği şartlarda alınmış bir erken seçim kararının dahi Türkiye açısından tartışma konusu olabileceği düşüncesini taşıyorum” diye konuştu.

“Yaptığınız yasaya aykırıdır, suçtur”

Abdullah Öcalan için İmralı’da konut veya yerleşke oluşturulduğu yönündeki tartışmalara değinen Dervişoğlu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dervişoğlu, “Netice itibarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse hükümlü bir kişiden bahsediyoruz. Türkiye'de hükmün infaz edilmesi cezaevi koşullarında olur. Bu, üzerinde tartışılacak bir konu değildir, yasal bir zorunluluktur” dedi.

Dervişoğlu, “Eğer böyle bir kişiye cezaevi değil de konut, villa, yerleşke adı altında hükmün infaz edilmesi için başka bir alan seçmişseniz, öncelikle kabul etmelisiniz ki yaptığınız bu şey yasaya aykırıdır, suçtur. Bunun bir bedeli olması gerekir. Bu hem hukuk hem de akıl dışıdır” ifadelerini kullandı.

“Açıklamayı Adalet Bakanı yapmalıdır”

Öcalan’ın koşullarına ilişkin resmi açıklamanın Adalet Bakanlığı tarafından yapılması gerektiğini savunan Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin bu konudaki tutumunu da eleştirdi.

Dervişoğlu, “Öcalan denen caniye bir villa ya da yerleşke tahsis edilmiş ve statü aranıyor ise bunun açıklamasını yapacak olan da Adalet Bakanı olmalıdır” dedi.

Bahçeli’nin süreçte rol üstlenmesini doğru bulmadığını ifade eden Dervişoğlu, “Böyle bir hukuksuzluğun, böyle bir kanunsuzluğun yaşama geçirilmesinin aparatı olmasını; kendisi açısından uygun olabilir ama şahsen yakıştıramıyorum. Bunu yapmasının ardındaki hesabın ne olduğunu millet gibi ben de merak ediyorum” diye konuştu.

“Türkiye’yi ne hale getirdiniz”

Öcalan’a statü arandığını savunan Dervişoğlu, “Bir tutuklu var, bir hükümlü var. İdam cezası almış ancak idam cezaları kaldırılınca hükmü ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmiş. Türkiye de ona statü arıyor” dedi.

Dervişoğlu, “Türkiye’yi bir hükmün infazını uygulayamayan bir devlet konumuna düşürmüş olmanızın ortaya çıkardığı zillete nasıl katlanıyorsunuz? Vicdanınız hiç sızlamıyor mu?” ifadelerini kullandı.

Sırrı Sakık’ın sözlerine tepki

DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık’ın “Ne mutlu Türk’üm diyene” ifadesine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Dervişoğlu, “Bu sadece onun söylediği laf değildir. Daha önce de buna benzer kelamlar bu ülkeyi yöneten bazı siyasi şahsiyetler tarafından dile getirilmiştir” dedi.

“Asıl provokatör onlar”

Siyasi süreçle ilgili eleştirilere verilen tepkileri değerlendiren Dervişoğlu, “Bizim söylediğimiz her şeye enfekte etmek oluyor. Abdullah Öcalan'ı Meclis’e davet etmek demokrasiyi ve cumhuriyeti enfekte etmiyor. Ondan statü aramak provokatörlük sayılmıyor” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Eğer provokatör aranıyorsa toplumun vicdanını yaralayan ve o yaralanmış vicdanın ortaya çıkaracağı sesi büyütmeye yönelik adımları atanlara baksınlar” dedi.

Bahçeli’ye 30 Ağustos mesajı eleştirisi

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Öcalan hakkındaki açıklamalarını eleştirmeyi sürdüren Dervişoğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla gönderdiği kutlama mesajının kendisine geri gönderildiğini söyledi.

Dervişoğlu, “İYİ Parti Genel Başkanı olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’na dair hem Cumhurbaşkanı’na hem bütün siyasi partilerin genel başkanlarına bir kutlama mesajı gönderdim. Öcalan konusuna bu derece hassasiyet gösteren, ona statü arayan Bahçeli, benim 30 Ağustos kutlama mesajımı kurye ile geri göndermiştir” dedi.

Bahçeli’nin tutumunu eleştiren Dervişoğlu, “Sırf emellerine karşı çıkıyorum diye 30 Ağustos kutlama mesajımı geri gönderdi. Türkiye'nin zafer gününün kutlandığı mesajı geri gönderene, Atatürk'ün huzurunda nasıl davranacaktım?” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, açıklamasını “Sadece tehditlerle karşı karşıya değiliz. Aynı zamanda büyük bir nezaketsizlikle de karşı karşıyayız. Ancak açık ve net olarak söylüyorum: Bu Cumhuriyet’i onlara yani cumhuriyet düşmanlarına yedirttirmeyeceğiz” sözleriyle tamamladı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI