Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır: “Terörle müzakere yerine tam kapsamlı mücadele gerekiyor”

Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır: “Terörle müzakere yerine tam kapsamlı mücadele gerekiyor”

Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ başkanlığında gerçekleştirilen Millî Güvenlik Kurulu toplantısının sonuç bildirisini açıkladı. Bildiride iç güvenlik politikalarından Suriye’ye, İran çevresindeki çatışmalardan Hürmüz ve Kızıldeniz’deki gelişmelere, Rusya-Ukrayna savaşından Yunanistan’ın silahlanmasına kadar çok sayıda başlıkta partinin değerlendirmeleri ve politika önerileri paylaşıldı.

Eylül 18, 2026 - 00:31

Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ başkanlığında gerçekleştirilen Millî Güvenlik Kurulu toplantısının sonuç bildirisini kamuoyuyla paylaştı. Bayır, toplantıda Türkiye'nin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren gelişmelerin değerlendirildiğini, ayrıca Zafer Partisi'nin iktidara gelmesi durumunda uygulanması planlanan eylem planları üzerindeki çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.

“GÜVENLİK VE İSTİKRARIMIZA RİSK OLUŞTURAN GELİŞMELER ELE ALINDI”

Dr. Fikret Bayır, toplantının gündemine ilişkin, “Millî Güvenlik Kurulu toplantısında; ilk olarak, başta Terörsüz Türkiye süreci olmak üzere, güvenlik ve istikrarımıza risk oluşturan iç ve dış gelişmeler ele alınmıştır. Toplantının 2’nci bölümünde Zafer Partisi iktidarında uygulamaya alınacak eylem planları konusunda çalışmaya devam edilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Bayır, TBMM'den geçen Çerçeve Yasa'ya ilişkin partisinin değerlendirmelerini aktararak, düzenlemenin PKK'ya yönelik geniş kapsamlı bir af niteliğinde olduğunu savundu. Bayır, PKK'nın bütün bölgelerde tamamen silah bırakmayacağını ileri sürerken, düzenlemeyle örgüt mensuplarına siyasete katılma olanağı sağlandığını iddia etti.

Cezaevlerinden çıkacak veya örgütten ayrılacak kişilerin topluma katılım sürecine de değinen Bayır, “Affedilen ve uzun yıllar terör faaliyeti içinde bulunan bu grubun topluma uyum sağlamak yerine mafya veya çete yapılanmasına geçebileceği, terör örgütünün toplumsal tabana genişletilmesi için faaliyette bulunacağı açıktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayır, Zafer Partisi'nin söz konusu sürecin ilerleyen aşamalarında Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Seçim Kanunu gibi mevzuatta değişiklikler yapılabileceğini değerlendirdiğini belirterek, bunların üniter devlet yapısı açısından risk oluşturacağını savundu.

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Bayır, “Türk-Kürt-Arap” söylemi üzerinden etnik ve mezhepsel yapılara siyasi tanım ve ayrıcalıklar verilmesinin Türkiye'nin devlet yapısını zayıflatacağını öne sürdü.

Bayır, “Özetle, terör örgütü fesih olacak, bir pazarlık süreci yapılmayacak diye çıkılan yolda; terör örgütü varlığını muhafaza edip, af ile yeniden canlandırılırken, Türk devletinin ulus-devlet ve üniter-devlet yapı ve temeli üzerinde pazarlık yapıldığı görülmektedir.” dedi.

DİYARBAKIR VE MARDİN'DEKİ TABELALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Diyarbakır ve Mardin'deki belediye tabelaları ile trafik levhalarında Türkçe dışında dillerin kullanılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayır, Anayasa'nın 3'üncü maddesine atıfta bulundu.

Bayır, “Anayasamız 3’üncü maddesi ‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir’ hükmünü amirdir.” ifadelerini kullandı. Zafer Partisi'nin bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına ve idari yargıya başvurduğunu bildiren Bayır, partisinin terörle mücadelede müzakere yerine güvenlik politikalarının sürdürülmesini savunduğunu kaydetti.

Bayır, “Zafer Partisi, terörle müzakere yerine, tam kapsamlı bir mücadele ile PKK’nın kesin sonuçlu olarak etkisiz hale getirilmesi gerektiğini düşünmektedir.” dedi.

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER DEĞERLENDİRİLDİ

Bildirinin bölgesel güvenlik bölümünde Suriye'deki gelişmelere geniş yer verildi. Bayır, SDG'nin feshedildiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, yapının isim değişikliğiyle Suriye ordusu içerisinde varlığını sürdürdüğünü savundu.

Bayır, “Suriye’deki kırılgan bu yapının; bir yanıyla Türkiye’ye yönelik terör tehdidi devam ederken, diğer tarafta iç dengelerde bir değişim yaşandığında, Ocak 2026 dönemine benzer şekilde, Şam kuvvetleri ile yeniden çatışma yaşaması olasılık dâhilindedir.” ifadelerini kullandı.

Suriye'deki Türkmenlerin durumuna da değinen Bayır, ülkedeki eğitim müfredatına ilişkin gelişmeler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Bayır, “Suriye’de artan ABD ve İsrail etkisi, bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik risklerin de artmasına sebep olmaktadır.” görüşünü dile getirdi.

HÜRMÜZ VE KIZILDENİZ'DEKİ GELİŞMELER GÜNDEMDE

Bayır, İran çevresindeki çatışmalar ile Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki seyir güvenliğinin de toplantıda değerlendirildiğini belirtti. Petrol fiyatlarındaki yükselişin ve enerji arzına ilişkin gelişmelerin küresel ekonomi açısından risk oluşturduğunu kaydetti.

Bildiride, 7 Ağustos 2026'da imzalandığı belirtilen Mekke Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin hükümleri konusunda da Zafer Partisi'nin yaklaşımına yer verildi.

Bayır, antlaşmanın Türkiye açısından doğurabileceğini düşündükleri askerî yükümlülüklerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirterek, “Biz Zafer Partisi olarak Irak veya Yemen’de Mehmetçiğin bir damla kanının akmasına karşıyız ve bu antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi ve iptal edilmesini savunuyoruz.” dedi.

KARADENİZ İÇİN TİCARİ KORİDOR VE GÜVENLİK VURGUSU

Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bayır, ateşkes çabalarının artırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz'de ticaret gemilerinin seyir güvenliğinin sağlanmasına yönelik diplomatik girişimlerin güçlendirilmesini isteyen Bayır, ortak bir ticari koridor oluşturulmasını ve keşif ile refakat görevlerinin artırılmasını önerdi.

Bayır, Karadeniz'de Türk gemilerine yönelik saldırılar başta olmak üzere deniz ticaretini etkileyen güvenlik sorunlarına karşı diplomasi ve güvenlik tedbirlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

YUNANİSTAN'IN SİLAHLANMA POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

Toplantıda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin silahlanma politikaları da ele alındı. Bayır, Yunanistan'ın İsrail ile hava savunmasına yönelik Aşil Kalkanı projesi konusunda anlaşmaya vardığına ilişkin medya haberlerine işaret etti.

Bayır, “Yunanistan’ın, Türkiye ile düşmanlık yerine, bölgede barış, iş birliği ve samimi komşuluk ilişkilerini ön plana çıkarması, kendi güvenliği ve esenliği bakımından daha uygun ve faydalı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır, bildirinin sonunda partinin Türkiye'nin iç güvenliği, Suriye ve bölgesel gelişmeler, enerji ve deniz ulaşım güvenliği, Karadeniz'deki gelişmeler ile Ege ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuna sundu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI