Konser Fotoğrafçısı Gökçe Göksu: “Teknik olarak doğru anın değil, anlamlı anın peşindeyim”

Konser fotoğrafçısı Gökçe Göksu, çocukluk yıllarında başlayan fotoğraf tutkusunun sahne ve müzikle birleşerek mesleğe dönüştüğünü anlattı. Türkiye’de birçok sanatçıyla çalışan Göksu, konser fotoğrafçılığında anı yakalamanın ötesinde hikâye anlatımına odaklandığını vurguladı.

Mart 22, 2026 - 12:00
Mart 22, 2026 - 12:29
Konser Fotoğrafçısı Gökçe Göksu: “Teknik olarak doğru anın değil, anlamlı anın peşindeyim”

Gökçe Göksu'yu sosyal medyada takip etmek için @bygokcegoksu

1. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Gökçe Göksu kimdir, fotoğrafla ve özellikle konser fotoğrafçılığıyla yolunuz nasıl kesişti?

Çocukluk yıllarımdan beri fotoğrafa çok meraklı bir anneyle büyümüş olmak, benim fotoğrafa olan ilgimi başlattı diyebilirim. Annemin elinden hiç düşmeyen fotoğraf makineleri vardı. Analog, dijital, handycam... Her türlü makineye çocukluktan gelen bu merakla aşina olmuştum. Annemin fotoğrafa olan merakının, benim bugün mesleğim olan konser fotoğrafçılığında büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Bir süre sonra kendi fotoğraf makinemi aldım ve her şeyi büyük bir merakla çekmeye başladım. Bir yandan da oyunculuk ve tiyatroyla ilgilendiğim için sahne sanatlarına ve müziğe çok büyük bir ilgim vardı. Sık sık konserlere gidiyordum. Kameram hep yanımda olduğu için konserleri de fotoğraflama fırsatım oluyordu. Sonunda müzik ve fotoğrafın birleştiği alan benim mesleğim oldu.

2. Konser fotoğrafçılığına ilk başladığınız dönemi hatırlıyor musunuz? Sizi bu alana çeken o ilk heyecan neydi?

Üniversiteye başlar başlamaz ilk burs paramla kendime Nikon D90 aldım. Müzik ve sahne fotoğrafçılığının bana müthiş keyif verdiğinin farkına varmıştım fakat böyle bir meslek olduğunu bilmiyordum bile. Üniversitemin bahar şenliklerine gelen sanatçıları ve sevdiğim grupların konserlerini ilgiyle takip ediyor ve büyük bir iştahla ve merakla sahne fotoğraflarını çekiyordum. O zamanlar sosyal medya hayatımıza daha yeni yeni nüfuz etmeye başlamıştı. Ben de çektiğim konser fotoğraflarını sosyal medya hesaplarımdan paylaşıyordum. Bu durum sanatçıların ve ekiplerinin dikkatini çekti ve onlar da fotoğraflarımı beğenip paylaşmaya ve benden fotoğrafları istemeye başladılar. Ekiplerden güzel geri dönüşler alıyor olmak beni heyecanlandırmaya ve motive etmeye başladı. Bir gün Nil Karaibrahimgil’in konser sonrası kuliste bana “Bunu bir iş olarak yapmak ve bizimle çalışmak ister misin?” demesiyle çok büyük bir tutkuyla yaptığım konser fotoğrafçılığı kariyerim başlamış oldu. Bugün hâlâ kendisiyle çalışmaya devam ediyoruz. Nil, benim hayatıma dokunan çok özel biridir. İlk heyecanım bu diyebilirim. Fakat işimi çok büyük bir tutkuyla yapıyorum ve her konser benim için hep o ilk günkü heyecanla geçiyor.

3. Bir konser çekimine gitmeden önce nasıl bir hazırlık yaparsınız? Mekânı, sahneyi veya sanatçıyı önceden araştırır mısınız?

Konser gününden bir gün öncesinde tüm ekipmanlarımın temizliğini ve bakımını yaparım. Tüm bataryaları yedekleriyle birlikte şarj eder, hafıza kartlarını yedekleyip sıfırlarım. Konser mekânını ve sahneyi hiç bilmiyorsam kesinlikle çekim saatinden en geç iki saat öncesinde mekânda olurum. Mekânı değerlendirir, hangi açılardan neler çekebileceğime bakarım ve mekânın nerelerini kullanmama iznim olduğunu öğrenirim. Konser sırasında zaten kısıtlı bir zamanımız olduğu için bunlarla vakit kaybetmek hiç istemem. Eğer sahnesini ilk kez fotoğraflayacağım bir sanatçıyla çalışıyorsam mutlaka önceden çekilmiş konser videolarına bakarım. Böylece seyircinin hangi şarkıda nasıl bir reaksiyon verdiğini öğrenirim ve kaçırılmaması gereken bir an varsa tayin etmiş olurum. Konser başlamadan önce ekiple tanışır, sanatçı menajeri veya asistanı ile taleplerini konuşup beklentilerini öğrenirim. Ve kesinlikle setlisti ister, telefonuma duvar kâğıdı yaparım. Kaç şarkı kaldığını, hangi şarkıda nasıl bir çekim yapmam gerektiğini de bu şekilde belirlerim.

4. Konser fotoğrafçılığında ekipman seçimi ne kadar belirleyici? Vazgeçilmez bir lensiniz veya ekipmanınız var mı?

Ekipman seçimi elbette önemli. Fakat her çıkan ekipmanı almak gibi beklentilere girmemek gerektiğini düşünüyorum. Elinizde en iyi ekipmanlar da olsa cihazlarınızı tanımadığınız takdirde maalesef yeterli sonucu almanız mümkün değil. Konser fotoğrafçılığında, düşük ve değişken ışık koşullarında çalışıyoruz. Aynı zamanda hız ve aksiyon da gerekli tabii ki. Bu şartlarda işimizi kolaylaştıran ekipmanlarla çalışmak önemli. Ama ekipman her şey demek değil. Burada sizin vizyonunuz, deneyiminiz, teknik bilginiz, prensipleriniz, işe yaklaşımınız, donanımınız ve hatta insan ilişkileriniz çok daha önemli. Sizi zorlayacak ekipmanlar da bir nevi challenge olmuş oluyor ve bunu öğretici de buluyorum bir yandan. Çok uzun bir süre konser fotoğraflarımı ilk profesyonel makinem olan Nikon D90 ile çekmiştim ve zorlandığım zamanlar da oluyordu fakat bu beni geliştiren de bir durumdu. Zamanla ihtiyacım olan ekipmanların neler olduğunu keşfettikçe seçimlerimi de bu doğrultuda yapmaya başladım. Şu an tüm konser çekimlerimde Sony ekipmanlarını kullanıyorum. Vazgeçilmez ekipmanım, neredeyse 4 yıldır çok severek kullandığım fotoğraf makinem Sony a7RV diyebilirim.

5. Bir konser sırasında fotoğraf çekerken daha çok planlı mı hareket edersiniz yoksa tamamen anın akışına mı bırakırsınız?

Ben kendimi müziğin akışına bırakıp bunu fotoğraflarıma yansıtabilmeyi önemsiyorum aslında. Fakat bir noktada da planlı hareket etmek gerekli. Sizden özellikle fotoğraflamanız istenen bir açı ya da mutlaka fotoğraflanması gereken bir an varsa, örneğin: sanatçının vinçle sahneye inmesi, sahne ortasında asansör kullanılması, konserin bir yerinde konfeti patlatılması gibi... Bu anı yakalamak için önceden planlama yapmanız gerekir. Ona göre konumlanırsınız, ona göre ekipmanınızı hazırlarsınız. Belki objektifinizi değiştirmeniz gerekecektir. Bunları planlı yapmanız gerekir. Bu tür durumlar dışında çekim sırasında genellikle kendimi müziğin ve anın akışına bırakıp o organik ve bir daha tekrarlanması asla mümkün olmayan anın tadını çıkarıyorum. :)

6. Sahnedeki bir sanatçının enerjisini fotoğrafa yansıtmak için özellikle dikkat ettiğiniz bir yaklaşım var mı?

Her konserin farklı bir hikâyesi ve her sanatçının farklı bir enerjisi var. İşimde profesyonelleştikçe ve farklı sanatçılarla çalışmayı deneyimledikçe bu yaklaşım oluşmaya başladı. Ben fotoğraflarımda sanatçının ya da müzisyenin yüz ifadelerine, el ve ayak hareketlerine, vücut diline, jest ve mimiklerine yer vermeyi seviyorum. Bunun yanı sıra farklı kadrajlar denemeyi, detayları görebilmeyi, ışığı avantaja çevirebilmeyi, seyirci ve sanatçının enerjisini yansıtabilmeyi, timingi ayarlayabilmeyi heyecan verici buluyorum. Fotoğraflarımda da genellikle daha dinamik anlar ve kontrastı yüksek renkler tercih ediyorum. Çektiğim bir fotoğrafa bakıldığında o fotoğrafı benim çektiğim anlaşılsın istiyorum.

7. Konser fotoğrafçılığı sizin için yalnızca bir belge niteliği mi taşıyor, yoksa aynı zamanda bir hikâye anlatımı mı?

Yalnızca bir belge niteliği taşıdığını düşünmüyorum. Canlı bir şovun sahnede olanlardan daha fazlası olduğuna inanıyorum. Sanatçı ile seyirci arasında gelişen bir hikâye... Her konseri unutulmaz kılan o ham anlara, gerçek duyguya ve enerjiye çekiliyorum. Belge niteliğinin önemi yadsınamaz fakat hikâye anlatımının olmadığı bir fotoğraf düşünemem. Ben zaten yolculuğumun başından beri görsel hikâye anlatma sanatına odaklıyım. Teknik olarak doğru anın değil, anlamlı anın peşindeyim. Çünkü sadece “olanı kaydetmekle” yetinmiyorum. Sahnedeki enerjiyi, sanatçının karakterini ve seyircinin hissettiği anı estetik bir dile çevirmeyi, orada olmanın nasıl bir his olduğunu hissettirmeyi ve baktığınızda müziği duymanızı sağlayan fotoğraflar çekmeyi amaçlıyorum ve müziği merkezde tutarken görsel hikâyeyi tamamlamayı hedefliyorum.

8. Çektiğiniz fotoğraflar arasında sizin için özel bir anlam taşıyan, kariyerinizde dönüm noktası sayabileceğiniz bir kare var mı?

Aslında çok var ama ilk aklıma gelen, 2025 İstanbul Festivali’nde çektiğim Jennifer Lopez’in bir fotoğrafı oldu. Jennifer Lopez, konser bittikten sonra sahneden indi. Fakat seyircilerin yoğun isteği üzerine yeniden sahneye çıkıp birkaç şarkı daha söyledi. Son şarkısını bitirip artık sahneden tamamen inmeden birkaç saniye öncesinde, müziğin de ritmine uygun bir şekilde ayağını kaldırıp tekme attığı bir an oldu. Gerçekten mikrosaniyelik bir durumdu. O anın fotoğrafını çektim. Ve o an çektiğim fotoğrafın heyecanını ve etkisini bütün hücrelerimde hissettim! O fotoğrafı Instagram hesabımda paylaştığımda büyük ilgi gördü. Jennifer Lopez beğenip paylaşmıştı. Resmî tur hesaplarında ve uluslararası basında da çok fazla paylaşılan ikonik bir fotoğrafa dönüştü. Bis anlarını özellikle çok seviyorum. Çünkü enerji o anlarda en yüksek noktaya çıkmış oluyor. Sanatçı daha spontane davranabiliyor. Bu yüzden sanatçı sahneden inmeden konser alanını asla terk etmem.

9. Konser fotoğrafçılığında zamanla değiştiğini düşündüğünüz bir şey var mı? Teknoloji, sahne prodüksiyonları veya seyirci kültürü gibi?

Değişim hep var ve iyi ki de var. Ben, teknolojiye çocukluğumdan beri fazlasıyla meraklı biri olarak, bu değişime ayak uydurabilmeye çalışmayı çok heyecan verici buluyorum. Artık sahne tasarımlarının ve sahne şovlarının seyirciye bir konser dinletmekten ziyade deneyim kazandırmayı amaçladığını ve seyirciyi de içine alan interaktif bir oluşuma evrildiğini düşünüyorum. Böylece seyirci de artık oyunun bir parçası oluyor ve kendini daha değerli ve özel hissediyor. Bu da konseri, seyirci için çok daha organik ve yaşanan bir deneyime dönüştürüyor. Aksi halde istediğimiz müziğe tek tıkla ulaşabildiğimiz bir çağda konsere sadece “dinlemek” üzere gitmenin pek de bir mânâsı olmuyor.

10. Önümüzdeki yıllarda konser fotoğrafçılığıyla ilgili kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? Yeni hedefleriniz veya projeleriniz var mı?

Bu yılki hedeflerimden biri Tarkan ile çalışmaktı. Geçtiğimiz aylarda İstanbul konserlerinde kendisiyle çalışma fırsatım oldu. Türkiye’de konserlerini fotoğraflamak istediğim sanatçıların neredeyse hepsinin sahnesini fotoğraflayabildim diyebilirim. Çok özel ve çok değerli sanatçılarla çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Bunun için minnettarım. Bir taraftan da gözümü artık dünyaya dikiyorum. Yurt dışı işleri almaya ve bağlantılar kurmaya çalışıyorum. 2026 yılında gerçekleştirmek istediğim iki projem var. Gerçekleştiğinde sosyal medya hesaplarımdan duyurusunu yaparım mutlaka. Aslında yolum da yolculuğum da çok uzun. Tutkuyla bağlı olduğunuz bir işiniz varsa hedefler ve hayaller asla bitmez.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI