Müddessir Suresi ve Hukuk

Müddessir Suresi ve Hukuk

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 17, 2026 - 16:26

Merhaba,


Önce delil


Seçim yaklaşıyor. Siyasette ve sosyal medyada sesler yükseliyor. İddialar peş peşe geliyor. Kimi daha baştan “Suçlu” diyor, kimi “Siyasi operasyon.” Oysa önce sorulması gereken basit bir soru var: Delil nerede? Hukuk bunun için vardır.


Araştırmadan suçlamak, algı oluşturmak, kanıt göstermeden hüküm vermek siyaset değildir; gerçeği eğip bükmektir.


İftiranın da algı operasyonunun da beslendiği kaynak, yalan söylemek. Yalan, güveni aşındırır, toplumsal huzuru zedeler.


Kutsal kitaplarda doğruluk çağrısı


Kur’an’da Saff Suresi’nin 2. ve 3. ayetleri, söyledikleriyle yaptıkları bir olmayanları Allah uyarır. Müddessir Suresi’ndeki mesaj da insanı düşünmeye, sorumluluk almaya ve aceleyle hüküm vermemeye çağırır. Bu ayetler hukuk maddesi değildir; fakat adaletin temelindeki sorumluluğa işaret eder: İddia varsa araştır, delil varsa değerlendir, hükmü yetkili mahkeme verir.


O halde Müslümanlar, söylemlerinde adil olur, algı oluşturmaz, duygusal davranmaz…


Tevrat’ta, Zebur’da, İncil’de ve Kur’an’da doğruluk, adalet ve sorumluluk çağrıları vardır. Bu çağrılar insanın insana haksızlık etmesini önlemeyi ve toplumun huzurunu korumayı amaçlar. Hukuk da aynı amaç için vardır. Hukuk, delile dayanır; kişiyi dinler, adil yargılanma ve masumiyet karinesini gözetir.


Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an ahlaki çağrısıyla hukukun temel ilkeleri, farklı yollarla da olsa aynı noktada buluşur: Haksızlığa kapı açma, hüküm verirken adaletten ayrılma.


Her iddia aynı ölçüyle ele alınmalı


Ama – fakat demeden, belediyelerle ilgili yolsuzluk iddialarında gündeme gelen “para kuleleri” de 560 milyar liralık tutar da fon soruşturmalarında konuşulan rakamlar da aynı ölçüyle ele alınsın diyebilmeliyiz.


Rakamların doğru olup olmadığına ve suç teşkil edip etmediğine mahkeme karar verir. İddia, tek başına kanıt değildir; suçlama da mahkûmiyet anlamına gelmez.


Çifte standart adalet değildir


Fakat ortada görmezden gelinemeyecek bir çifte standart var: Kendi mahallesinin iddiasında susup karşı mahallenin iddiasında sesini yükseltmek… Karşı tarafın kusurunu günlerce konuşup kendi tarafının kusurunu örtmenin adı çifte standarttır.


Çifte standarta; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an izin vermez, çifte standarttın, hukukta da yeri yoktur. Çifte standarttın adı adalet arayışı değil; kamuoyunu kendi istediği yöne çekme çabasıdır.


Tevrat’a, Zebur’a, İncil’e ve Kur’an’a inandığını söyleyenler için doğruluk ve adalet ortak bir sorumluluktur.


Herkese aynı ölçü.


Her iddiaya somut delil,


Her savunmada somut delil,


Her suçlamaya hukuk,


Önce araştır, sonra somut delil, daha sonra hüküm, daha sonra da konuş…


Selam ve saygılarımla