Türk Eczacıları Birliği’nin 70. yılında Demirci: “Eczacının ölçüsü kazanç değil insandır”

Türk Eczacıları Birliği’nin 70’inci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri 2 Şubat 2026 Pazartesi günü Ankara’da sabah saatlerinde Birlik binasındaki basın toplantısıyla başladı, Anıtkabir töreni ve Atatürk Sanat Merkezi’ndeki programla sürdü, akşam kokteyl ile tamamlandı. CUMHA’nın izlediği günde ilaç fiyatlandırma modelinin güncellenmesi, yenilikçi ilaçlara erişim, sağlık harcamalarının düzeyi, kamu eczacılarının talepleri ve eczacının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki rolü konuşmaların ana eksenini oluşturdu.

Şubat 3, 2026 - 09:28
Şubat 3, 2026 - 15:13
Türk Eczacıları Birliği’nin 70. yılında Demirci: “Eczacının ölçüsü kazanç değil insandır”

ANKARA – Türk Eczacıları Birliği’nin 70’inci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri 2 Şubat 2026 Pazartesi günü Ankara’da gün boyu süren programla gerçekleştirildi. CUMHA’nın katılım sağladığı etkinlikler, sabah Türk Eczacıları Birliği binasında düzenlenen basın toplantısıyla başladı; gün içinde Anıtkabir’de tören düzenlendi, akşam Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’daki programda konuşmalar, plaket takdimi ve söyleşiyle devam etti.

Etkinliklerin sabah bölümünde Türk Eczacıları Birliği binasında 10.00’da kahvaltı programı, 11.00’de basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. İrfan Demirci, Birliğin 70 yıllık çizgisini “toplum sağlığı” ve “kamusal sorumluluk” vurgusuyla anlattı; eczacının yalnızca ilacı temin eden değil, aynı zamanda danışmanlık ve yönlendirme sunan birinci basamak temas noktası olduğunu dile getirdi.

Demirci, meslek örgütlerinin sağlık alanında yalnızca mesleki haklarla sınırlı bir rolü olmadığını belirterek, “Meslek örgütleri toplumla sağlık sistemi arasında güven kuran asli aktörlerdir.” ifadesini kullandı. Demirci, eczacılık mesleğinin ülkenin en ücra noktalarından büyük kentlere kadar kesintisiz hizmet sunduğunu, bu nedenle ilaca erişimin sürdürülebilirliğinin doğrudan halk sağlığıyla bağlantılı olduğunu kaydetti.

Basın toplantısında öne çıkan başlıklardan biri sağlık harcamalarının düzeyi oldu. Demirci, Türkiye’de toplam sağlık harcamalarının milli gelir içindeki payını karşılaştırmalı verilerle gündeme getirdi; “Türkiye’de toplam sağlık harcamalarının gayri safi yurt içi hasılaya oranı yüzde 5,3; OECD ortalaması yüzde 9,0.” dedi. Demirci, artan maliyetlerin yurttaşa yansıdığına dikkat çekerek, “Sağlık harcamaları artarken vatandaşın cebinden harcamalar yüzde 100 civarında artmıştır.” değerlendirmesini yaptı.

Demirci, ilaca ayrılan kaynak, yenilikçi tedavilere erişim ve vatandaşın cepten ödeme yükü konusunda “bütçe ve politika uyumu” çağrısında bulundu. Basın toplantısında dile getirilen bir diğer başlıkta Demirci, yenilikçi ilaçlara erişimde Avrupa ile Türkiye arasında ciddi fark oluştuğunu belirterek, “Avrupa’da yeni ilaçlara erişim oranı ortalama yüzde 46’larda iken, Türkiye’de bazı başlıklarda yüzde 3’lere kadar gerilemiş durumdadır.” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısında Demirci’nin üzerinde durduğu bir diğer başlık eczacının birinci basamak sağlık hizmetlerinde üstlenebileceği rol oldu. Demirci, eczanelerin yalnızca “ilacın temin edildiği yer” olarak görülmemesi gerektiğini belirterek; koruyucu sağlık hizmetleri, kronik hastalıkların izlenmesi ve danışmanlık gibi alanlarda eczacının sistemin tamamlayıcı unsuru olarak daha etkin konumlandırılması gerektiğini söyledi.

Demirci, eczacının rolünün sistematik ve ölçülebilir hale getirilmesi halinde birinci basamak kapasitesinin güçleneceğini, bunun da sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltacağını ifade etti. Demirci, aşılama ve kronik hastalık izlemi gibi alanlarda dünya örneklerini hatırlatarak eczacının sahaya daha güçlü biçimde entegre edilmesi gerektiğini kaydetti.

Basın toplantısında CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın yönelttiği sorular ilaç fiyatlandırma modeli, kur farkı ve ilaca erişim hattında yoğunlaştı. Demirci, ilaç fiyatlarını belirleyen politikanın güncel ekonomik parametrelerle uyumlu olması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye’de ilaç fiyatlarını belirleyen politikanın güncel olması gerekiyor.” dedi.

Demirci, fiyatlandırma modelinin kur gerçekliğiyle arasındaki farkın ithal ilaçlar ve üretim planlaması üzerinde baskı oluşturduğunu; bunun da vatandaşın ilaca erişimini zorlaştırdığını ifade etti. Modelde kullanılan çarpanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Demirci, “Bu yüzde 60 çarpanının yukarı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.

Bekar’ın kamu eczacılarına ilişkin sorusu üzerine Demirci, kamuda çalışan eczacıların farklı kurumlarda kritik görevler üstlendiğini, ancak özlük hakları ve iyileştirmeler konusunda beklentilerin biriktiğini söyledi. Demirci, “Türkiye’de 5 bin 500 civarında kamu eczacısı var.” diyerek; SGK, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve hastaneler başta olmak üzere kamu hizmetinin farklı halkalarında eczacı emeğinin bulunduğunu ifade etti.

Demirci, son yıllarda sağlık personeline ilişkin düzenlemelerde eczacıların geride kaldığına dikkat çekerek, “2022 ve 2023’te yapılan düzenlemelerle diğer sağlık personeli için iyileştirmeler yapılırken eczacılar bunun dışında bırakılmıştır.” dedi. Demirci, kamu eczacıları ile serbest eczacılar başta olmak üzere mesleğin farklı alanlarındaki sorunların birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Günün devamında 14.30’da Anıtkabir’de tören gerçekleştirildi. Akşam programı Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’da Mustafa Kemal Mahallesi 2159. Cadde Çankaya Ankara adresinde düzenlendi. Programda açılış konuşmalarının ardından eczacılık mesleğinde 70 yılı aşkın hizmet veren meslektaşlara plaket takdimi yapıldı; söyleşi ve kokteyl ile etkinlik sürdü.

Atatürk Sanat Merkezi’ndeki programda Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. İrfan Demirci, 70’inci yılı “yalnızca bir yıl dönümü” değil, “kurumsal hafıza ve ortak sorumluluk” olarak tanımladı. Demirci, “Bu sadece bir kutlama programı değil; 70 yıllık mesleki hafızayı, 70 yıldır toplum sağlığı için verilen ortak mücadeleyi birlikte hatırlamak ve birlikte sahiplenmek için bir aradayız.” ifadelerini kullandı.

Demirci, meslek örgütü olma anlayışını “dar çıkar” tartışmalarından ayırarak, “Meslek örgütü olmak ve meslekçilik yapmak aynı şey değildir.” dedi. Demirci, Türk Eczacıları Birliği’nin çizgisini “kamu yararı, bilimsel yaklaşım ve etik zemin” olarak tanımlarken, Birliğin 70 yıllık tarihinde toplum nezdindeki güvenini korumasının bu ilkesel duruşla bağlantılı olduğunu ifade etti.

Demirci, eczacılık mesleğinin ticari değil vicdani bir boyut taşıdığına işaret ederek, “Eczacının ölçüsü yalnızca kazanç değil; insandır, vicdandır.” ifadelerini kullandı. Demirci, kriz zamanlarında eczanelerin kapılarını kapatmayan “sağlık kapıları” olduğunu, bunun da toplumdaki güven ilişkisinin temelini oluşturduğunu dile getirdi.

Demirci, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinde eczacının rolüne yeniden vurgu yaptı. Eczacının mevcut kapasitesinin sistematik biçimde kullanılmasının sağlık hizmeti sunumuna doğrudan katkı sağlayacağını belirten Demirci, gereksiz hastane başvurularının azalması, kronik hastalıkların daha etkin izlenmesi, tedavi uyumunun artması ve sağlık okuryazarlığının güçlenmesi gibi başlıklara dikkat çekti.

Demirci, “Eczacı güçlendirilirse kazanan yalnızca eczacı olmaz; kazanan toplum olur, kazanan sağlık sistemi olur.” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, eczacıların sağlık sistemindeki rolünü “olmazsa olmaz” olarak tanımladı. Ünüvar, pandemi ve afet dönemlerinde eczacıların sahadaki katkısının toplum sağlığı açısından hayati olduğuna işaret etti; ilaç ve aşı gibi stratejik alanlarda yerli kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

CHP Ankara Milletvekili Ecz. Gamze Taşçıer, programda yaptığı konuşmada Türk Eczacıları Birliği’nin 70 yıllık çizgisinin toplum sağlığı ekseninde şekillendiğini ifade etti. Taşçıer, eczacıya duyulan güvenin tesadüf olmadığını belirterek eczanelerin yurttaşın en kolay ulaştığı sağlık noktalarından biri haline gelmesinde meslek etiğinin belirleyici rol oynadığını söyledi.

Taşçıer, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına yaklaşılırken, depremde yaşamını yitiren meslektaşların da anıldığını belirtti; Türk eczacılığının bilim ve dayanışma pusulasıyla güçlenmesi gerektiğini kaydetti.

Taşçıer, ilaca erişim başlığında da eczacılığın piyasa koşullarına daraltılamayacağını vurgulayarak, “İlaca erişim bir ayrıcalık değil, temel bir haktır.” ifadelerini kullandı. Taşçıer, eczacının bilgi ve emeğinin sağlık hizmetinin asli unsuru olduğunu söyledi.

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Alpay Azap ise konuşmasında sağlık alanında “aklın ve bilimin sesini” yükseltmenin giderek zorlaştığını söyledi. Azap, zor dönemlerde mesleğe sahip çıkmanın bir güç kaynağı olduğunu belirterek, meslek örgütlerini güçlendirmenin demokratik toplum düzeni ve toplum sağlığı açısından kritik olduğuna dikkat çekti.

Azap, kurumsallığın önemini anlatırken kurum kültürünün uzun yıllara dayanan birikimle oluştuğunu, bunun “kısa vadede” inşa edilemeyeceğini vurguladı. Meslek örgütlerine sahip çıkmanın geleceğe sahip çıkmak anlamına geldiğini belirten Azap, Türk Eczacıları Birliği’nin 70 yıllık kurumsal hafızasını örnek gösterdi.

Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Kutay Demirkan, Akademinin meslek içi eğitim ve bilimsel yayıncılık faaliyetlerini anlattı. Demirkan, meslek içi eğitimin eczacılığın geleceği açısından belirleyici olduğuna dikkat çekerek; eğitim programları, bilimsel dergi ve sürekli gelişim faaliyetleri üzerinden eczacılığın bilimsel zeminini güçlendirme hedefini vurguladı.

Demirkan, bilimin mesleğin pusulası olduğunu vurgulayarak konuşmasını “Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir.” ifadesiyle tamamladı. Demirkan, eczacılığın sürekli güncellenen bilimsel bilgiyle birlikte ilerlemesi gerektiğini kaydetti.

Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Ecz. Mehmet Sait Yücel de konuşmasında kooperatifçiliğin eczacının örgütlü gücünü büyüttüğünü, ilaç tedarik zincirinde eczacının söz sahibi olmasını sağladığını ifade etti. Yücel, kooperatiflerin tarihsel gelişimini kendi mesleki deneyimleri üzerinden aktarırken, mesleğin birçok dönemde tedarik ve uygulama baskılarıyla karşı karşıya kaldığını, örgütlü mücadeleyle önemli eşiklerin aşıldığını anlattı.

Yücel, eczacının birinci basamak sağlık hizmetinin parçası olması gerektiğini vurgulayarak eczacılık hizmetinin yalnızca ilaç fiyatı üzerinden değil, mesleki hak ve hizmet niteliği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yücel, eczacının sunduğu farmasötik bakım ve danışmanlık hizmetinin sistem içinde karşılık bulmasının önemine işaret etti.

Program alanında CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar, gün boyunca farklı kurum ve temsilcilerle görüşerek eczacılığın güncel gündemini sahadan değerlendirdi. Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Ecz. Taner Ercanlı, örgütsel sürekliliği “bayrak yarışı” olarak tanımlarken, eczacının toplum sağlığı, kamu yararı ve mesleki haklar dengesinde yürüttüğü mücadelenin sürdürüleceğini söyledi.

İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Savaş Kılıççıoğlu, ilaç yokluklarının halk sağlığını tehdit eden boyuta ulaştığını belirterek, sorunun eczanelerden kaynaklanmadığını söyledi. Kılıççıoğlu, kur ve fiyat politikalarının ilaca erişimi doğrudan etkilediğini vurgulayarak, “Sağlıkta tasarruf olmaz. En kıymetli ilaç bulunamayan ilaçtır.” ifadelerini kullandı.

Muğla Eczacı Odası Başkanı Ecz. Saim Korkmaz, eczacıların günlük sorunlarının arkasında “yapısal problemler” bulunduğunu ifade etti. Korkmaz, eczacılığın yeniden tanımlanması ve mesleğin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirterek, ekonomik zorlukların da bu yapısal çerçeveyle bağlantılı olduğunu kaydetti.

Bursa Eczacılar Kooperatifi Başkanı Ecz. Recep Görmez, 70’inci yılın meslek açısından “örgütlü olmanın değerini” hatırlattığını söyledi. Görmez, kooperatiflerin kaynak yetersizliğiyle zorlandığını, dayanışmanın ise sürdürülebilirlik açısından belirleyici olduğunu dile getirdi.

Bozkurt Belediye Başkanı Ecz. Birsen Çelik, eczacılık ile yerel yönetim anlayışının “insana dokunmak” ortak paydasında buluştuğunu söyledi. Çelik, meslek odalarının önemine işaret ederek örgütlü yapının meslek dayanışması açısından taşıdığı değeri vurguladı; ekonomik koşulların eczane hizmetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti.

CHP Ankara Milletvekili Ecz. Gamze Taşçıer, CUMHA’ya değerlendirmesinde eczacıların sorunlarını Meclis gündemine taşıdıklarını belirterek, ilaç erişimi ve mesleğin sürdürülebilirliği başlıklarında çözüm önerilerinin takipçisi olacaklarını söyledi.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, CUMHA’ya yaptığı değerlendirmede eczacıların hekim ve hasta arasında “köprü” rolü taşıdığını vurguladı. Ünüvar, kamu ve serbest çalışan eczacıların koşullarının iyileştirilmesinin toplum sağlığına doğrudan yansıyacağını söyledi.

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. İrfan Demirci, program alanında CUMHA’nın sorularını yanıtlarken Birliğin “toplum sağlığı ve mesleki dayanışma” çizgisini yineledi. Demirci, eczanelerin yaygın erişilebilirliğiyle sağlık hizmetinin sürekliliğine katkı sunduğunu, mesleğin ekonomik ve istihdam temelli sorunlarının ise çözüm beklediğini ifade etti.

Ankara Eczacı Odası Başkanı Uzm. Ecz. Cem Abbasoğlu, ilaç fiyatlarının güncellenmemesinin yokluk riskini büyüttüğünü belirterek, fiyat kararnamesinin güncel ekonomik gerçekliğe göre yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Abbasoğlu, dışa bağımlılığın stratejik bir risk oluşturduğunu, “milli ilaç hamlesi”nin zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Abbasoğlu, pandemi döneminde aşı ve ilaç erişiminde yaşanan küresel sıkışmayı hatırlatarak yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi çağrısı yaptı. Abbasoğlu, Türkiye’nin bilimsel altyapı ve insan kaynağı açısından bu hamleyi gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Abbasoğlu, yerli ilaç politikalarının hayata geçirilmesinde eczacı odalarının ve meslek örgütlerinin aktif rol alacağını belirterek, eczacıların toplum sağlığı için dün olduğu gibi bugün de sahada olduğunu vurguladı.

Atatürk Sanat Merkezi’ndeki program, eczacılık mesleğinde 70 yılı aşkın hizmet veren meslektaşlara plaket takdimi, söyleşi ve kokteyl ile devam etti. Program boyunca konuşmaların ana ekseni “ilaca erişim”, “sağlıkta sürdürülebilirlik”, “bilimsel yaklaşım” ve “örgütlü dayanışma” başlıklarında birleşti.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI