Ağızda Bulunan Fusobacterium nucleatum Bakterisinin Meme Kanseri Süreçleriyle İlişkisi Araştırmayla Gündeme Geldi

ABD’de Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezi’nde yürütülen ve Cell Communication and Signaling dergisinde yayımlanan bir araştırma, ağız ve diş eti hastalıklarıyla bilinen Fusobacterium nucleatum bakterisinin meme dokusunda bulunabildiğini ve meme kanseriyle ilişkili bazı biyolojik mekanizmaları etkileyebileceğini ortaya koydu.

Şubat 6, 2026 - 16:21
Ağızda Bulunan Fusobacterium nucleatum Bakterisinin Meme Kanseri Süreçleriyle İlişkisi Araştırmayla Gündeme Geldi


ABD’de yapılan yeni bir araştırma, ağızda yaygın olarak bulunan Fusobacterium nucleatum bakterisinin meme dokusuna ulaşabildiğini ve meme kanserinin gelişimi ile yayılımında rol oynayabilecek biyolojik süreçleri etkileyebileceğini gösterdi. Çalışma, Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezi ve Bloomberg–Kimmel Kanser İmmünoterapisi Enstitüsü araştırmacıları tarafından yürütüldü ve bilimsel dergi Cell Communication and Signaling’de yayımlandı.

Kan Dolaşımı Yoluyla Meme Dokusuna Ulaşabiliyor
Araştırmacılar, daha önce kolorektal kanser ve bazı diğer kanser türleriyle ilişkilendirilen bakterinin, kan dolaşımı aracılığıyla meme dokusuna taşınabildiğine dair bulgular elde etti. Meme dokusunda bulunan bakterinin, iltihaplanma, DNA hasarı ve hücre çoğalmasını artıran mekanizmaları tetikleyebileceği belirtildi.

Hayvan Modellerinde Tümör Büyümesi ve Metastaz
Çalışmaya liderlik eden Johns Hopkins Üniversitesi Onkoloji Profesörü Dipali Sharma, insan meme kanserini taklit eden hayvan modellerinde yapılan deneylerde, Fusobacterium nucleatum’un tümör büyümesini hızlandırdığını ve kanser hücrelerinin memeden akciğer dokusuna yayılmasını kolaylaştırdığını ifade etti.

Araştırmanın ilk yazarı Sheetal Parida, önceki epidemiyolojik çalışmaların diş eti hastalıkları ile meme kanseri arasında ilişki kurduğunu hatırlatarak, “Bu çalışmada, söz konusu ilişkinin biyolojik altyapısını anlamayı hedefledik.” değerlendirmesinde bulundu.

DNA Hasarı ve Hücresel Mekanizmalar
Araştırmada, bakteriye maruz kalan meme hücrelerinde DNA hasarı oluştuğu ve hataya açık onarım yollarının aktive olduğu saptandı. Bu durumun, hücrelerin genetik stabilitesini bozarak kanser gelişimi için uygun bir ortam oluşturabileceği kaydedildi.

Ayrıca bakteriye maruz kalan hücrelerde, tümör hücre göçü, invazyon ve kemoterapiye dirençle ilişkili proteinlerin düzeylerinde artış gözlemlendi.

BRCA1 Mutasyonu Taşıyan Hücrelerde Daha Yüksek Duyarlılık
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri, BRCA1 gen mutasyonu taşıyan meme hücrelerinin Fusobacterium nucleatum’a karşı daha hassas olması oldu. Bu hücrelerde bakterinin hücre içine girişinin ve hücrelerde kalıcılığının daha yüksek olduğu bildirildi. Araştırmacılar, genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birlikte etkili olabileceğine dikkat çekti.

Klinik Etkiler İçin Yeni Çalışmalar Gerekli
Araştırmacılar, bulguların ağız sağlığı, mikrobiyota ve meme kanseri arasındaki ilişkiye dair yeni sorular ortaya koyduğunu, ancak klinik uygulamalara geçilebilmesi için daha kapsamlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çalışmada, periodontal hastalıkların meme kanseri için kesin bir risk faktörü olduğu yönünde bir sonuca varılmadı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI