Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu: “Sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkı tartışmaya açık değildir”
Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sokakta yaşayan hayvanlara yönelik toplama esaslı uygulamaların koruma ilkesinden uzaklaştığını belirtti. Komisyon, yeterli bakımevi ve doğal yaşam alanı oluşturulmadan yürütülen süreçlere karşı hukuki mücadelenin süreceğini vurgularken, kamuoyunu yaşam hakkı, şeffaflık ve etkin denetim çağrısına kulak vermeye davet etti.
Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanlara yönelik son dönemde benimsenen yasal ve idari yaklaşımın “koruma ilkesinden uzaklaştığını” belirterek, yaşam hakkı eksenli politikaların terk edilmemesi gerektiğini bildirdi. Açıklamada, sokakta yaşayan hayvanların kent yaşamının bir parçası olduğu vurgulanırken, uygulamaların hukuki ve vicdani sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Komisyon, İçişleri Bakanı tarafından 1 Nisan 2026 tarihinde yapılan açıklamaya dikkat çekerek, “Sokakta yaşayan hayvanların ülke genelinde yaklaşık yüzde 75’inin toplandığı, 51 ilde bu sürecin tamamlandığı, büyükşehirlerde ise yüzde 64 oranına ulaşıldığı ifade edilmiştir.” bilgisini hatırlattı. Bu verilerin, hayvanlara yönelik politikanın merkezine “koruma, rehabilitasyon ve yerinde yaşatma” anlayışının değil, “toplama esaslı bir yaklaşımın” yerleştirildiğini gösterdiği ifade edildi.
“Yasa yalnızca toplama yükümlülüğü getirmemektedir”
Açıklamada, mevcut yasal düzenlemenin yalnızca hayvanların toplanmasına ilişkin hükümler içermediği, aynı zamanda bakımevleri ile doğal yaşam alanlarının oluşturulmasını, gerekli altyapının kurulmasını, bakım, tedavi ve koruma koşullarının sağlanmasını da öngördüğü vurgulandı. Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, “31 Aralık 2028 tarihine kadar süre tanınmış olmasına rağmen, uygulamada sanki yalnızca toplama hükmü varmış gibi hareket edilmesi, yasanın bütüncül yapısıyla bağdaşmamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Komisyon, yeterli bakımevi ve doğal yaşam alanı oluşturulmadan toplanan binlerce hayvanın nerede bulunduğu, hangi koşullarda tutulduğu ve akıbetlerinin neden kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşılmadığı sorularının yanıt beklediğini bildirdi. Açıklamada, “Söz konusu hayvanların yaşam koşullarının, sağlık durumlarının, tutuldukları yerlerin ve ölüm verilerinin açık, denetlenebilir ve düzenli biçimde kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.” ifadesine yer verildi.
Barınak koşullarına ilişkin kaygılar
Basına ve kamuoyuna yansıyan barınak görüntülerinin de ciddi endişe yarattığı belirtilen açıklamada, birçok noktada hayvanların bakımsız, yetersiz beslenme koşulları altında ve hastalıklarla mücadele ederek yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Komisyon, barınakların önemli bir bölümünün hayvan refahını sağlayacak standartlardan uzak olduğunu aktararak, “Barınakların yetersiz ve ihmal edilmiş durumda olduğu görülmektedir.” görüşünü paylaştı.
Açıklamada, 2025 yılında yayımlanan barınak raporlarının da belediyelerin önemli bir kısmında yeterli altyapının bulunmadığını ortaya koyduğu belirtildi. Bu raporların, mevcut barınak sayısı ile toplam kapasitenin ülke genelindeki ihtiyaç karşısında yetersiz kaldığını gösterdiği ifade edildi.
“Denetimsiz üretim ve terk etme pratiğine karşı etkili önlem alınmıyor”
Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, sokakta yaşayan hayvanların sayısındaki artışın temel nedenlerinden birinin denetimsiz üretim ve hayvan terk etme pratiği olduğuna işaret etti. Açıklamada, “Her gün yeni hayvanlar sokaklara terk edilirken, bilinçsiz ve kontrolsüz üretime karşı etkili, görünür ve caydırıcı bir mücadele yürütülmemektedir.” denildi.
Komisyon, uygulamada barınaktan sahiplendirme süreçlerinin zorlaştırıldığına ve sahiplenmeye yeni kısıtlar getirildiğine ilişkin ciddi eleştiriler bulunduğunu da belirtti. “Bir yandan barınaktan sahiplenmenin önü daraltılırken, diğer yandan üretim kaynaklı hayvan akışını durduracak güçlü önlemlerin alınmaması, sorunun çözümüne değil büyümesine hizmet etmektedir.” ifadesi kullanıldı.
“Sorunun kaynağı hayvanlar değil, ihmaller zinciri”
Sahada karşılaşılan tablonun kamuoyunda haklı kaygılar yarattığını vurgulayan Komisyon, yetersiz barınak koşulları, bakım ve rehabilitasyon eksiklikleri, sahiplendirme süreçlerindeki güçlükler ve hayvanların akıbetine ilişkin belirsizliklerin endişe verici olduğunu belirtti. Açıklamada, “Sorunun kaynağı, sokakta yaşayan hayvanların varlığı değil, yıllardır gereği gibi yerine getirilmeyen kısırlaştırma hizmetleri, denetimsiz üretim, etkisiz denetim mekanizmaları ve yerel yönetimlerin ihmal edilen yükümlülükleridir.” denildi.
Komisyon, kamu hizmetindeki eksikliklerin sonucunun hayvanların yaşam alanlarından toplatılması, kapatılması ve yaşam haklarının ihlal edilmesi yoluyla giderilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunu bildirdi. “Hukuk, yaşamı korumak için vardır.” vurgusunun yapıldığı açıklamada, sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkının idarenin sınırsız takdirine bırakılamayacağı ifade edildi.
Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu, açıklamasının sonunda, “Sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkının tartışmaya açık olmadığını, koruma ilkesinden uzaklaşan tüm düzenleme ve uygulamaların karşısında olduğumuzu” belirterek, gerçek çözümün “kısırlaştırma, tedavi, rehabilitasyon, etkin denetim, sorumlu sahiplendirme ve yerinde yaşatma politikalarından geçtiğini” kaydetti. Komisyon, 4 Nisan vesilesiyle, sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkını zedeleyen her türlü düzenleme, uygulama ve ihmale karşı hukuki mücadelenin sürdürüleceğini kamuoyuna bildirdi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI