CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar: “Okula başlangıç fonu kurulmalı”

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar: “Okula başlangıç fonu kurulmalı”

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, devlet okullarındaki öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçlarının ücretsiz karşılanması ve dar gelirli ailelere “okula başlangıç desteği” verilmesi amacıyla hazırladığı kanun teklifini TBMM’ye sundu. Avşar, çocuk yoksulluğuna ilişkin verileri paylaşarak desteğin sosyal yardım değil, eğitim hakkını güvence altına alan yasal bir düzenleme olması gerektiğini belirtti.

Eylül 9, 2026 - 10:20

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, devlet okullarında eğitim gören öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçlarının her eğitim-öğretim yılı başında ücretsiz karşılanması ve dar gelirli ailelere “okula başlangıç desteği” verilmesi amacıyla hazırladığı Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu.

Avşar, teklifin gerekçesinde yoksulluğun ekonomik temelli sosyal ve toplumsal sonuçları bulunan bir kriz olduğunu belirterek, ekonomik koşullardan en fazla etkilenen kesimlerin başında çocukların geldiğini ifade etti.

“Ekonomik temelli sosyal bir kriz”

Yoksulluğun temel yaşam hakları üzerindeki etkisine dikkat çeken Avşar, “Yoksulluk, ekonomik temelli sosyal ve toplumsal sonuçları olan bir krizdir. Ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlıktan ulaşıma ve barınmaya kadar temel yaşam hakkını doğrudan etkilemektedir.” dedi.

“Her on yurttaştan ikisi yoksul”

TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine işaret eden Avşar, Türkiye’de en az 17 milyon 821 bin kişinin en temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak ölçüde yoksulluk yaşadığını, yoksulluk oranının yüzde 21,2’ye yükseldiğini belirtti.

Düşük asgari ücret, vergi yükü ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin çalışan yoksulluğunu artırdığını savunan Avşar, “2025 yılında Türkiye’de çalışanların yoksulluk oranı yüzde 12,2’dir. İşsizliğin yüksekliği ve geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30,6 olması, bu yoksulluğun daha geniş kitleleri ve aileleri etkilemesine yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Çalışanların yarısı açlık sınırında”

Ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini ve milyonlarca çalışanın alım gücünün gerilediğini belirten Avşar, çalışanların yarısına yakınının açlık sınırının altında kalan asgari ücretle çalışmasının yoksulluğun geniş kesimleri etkileyen bir sorun hâline gelmesine yol açtığını kaydetti.

“Açlık sınırı 37 bin 388 TL iken asgari ücret 28 bin 75 TL”

Ağustos 2026 verilerine değinen Avşar, “Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı 37 bin 388 TL. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı, yani yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 TL. Asgari ücret ise yalnızca 28 bin 75 TL’dir. Aynı dönemde en düşük memur maaşı 70 bin 224 TL, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 553 TL seviyesinde kalmıştır.” dedi.

“Çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında”

Ekonomik koşulların çocuklar üzerindeki etkisine dikkati çeken Avşar, TÜİK verilerine göre 2025 yılında 18 yaşından küçük çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunduğunu, toplam nüfusta aynı oranın yüzde 29,3 seviyesinde olduğunu ifade etti.

Avşar, çocukluk döneminde yaşanan yoksulluğun uzun vadeli etkilerine ilişkin, “Çocukların hayatlarının en çok ihtiyaç duydukları döneminde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmaları, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, erken yaşta çalışma hayatına girmek zorunda kalmakta ve çocuk işçiliği hızla artmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Çocukların nitelikli eğitime erişebilmesi ve özgüvenli bireyler olarak yetişebilmesi için merkezi bütçeden daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini belirten Avşar, bu alanda etkili kamu politikalarının hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

“Kamusal politikalar çocuk mutluluğuna odaklanmalı”

Sosyoekonomik farklılıkların çocuklar arasında ayrışma, akran zorbalığı ve sosyal dışlanma gibi sorunları tetikleyebildiğini belirten Avşar, kamusal politikaların çocukların mutluluğunu, fiziksel ve ruhsal sağlığını ve fırsat eşitliğini gözetmesi gerektiğini ifade etti.

Avşar, bu kapsamda devlet okullarındaki çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik “okula başlangıç desteğinin” hayata geçirilmesinin önemli adımlardan biri olacağını kaydetti.

“Adil ve erişilebilir eğitim Anayasal bir haktır”

Eğitimin Anayasa ile güvence altına alınan temel haklardan biri olduğunu vurgulayan Avşar, “Eğitim, Anayasa'yla güvence altına alınmış temel insan haklarından biridir, adil ve erişilebilir olmalıdır.” dedi.

Ekonomik güçlük yaşayan ailelerin çocuklarının eğitim hakkına erişimde sorunlarla karşılaştığını belirten Avşar, bunun eğitimde eşitsizliklere ve hak kayıplarına yol açtığını ifade etti. Avşar, “okula başlangıç desteğinin” eğitimdeki eşitsizliklerin azaltılması ve hak temelli bir eğitim sisteminin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti.

“Okula başlangıç fonu kurulmalı”

Kanun teklifinin kapsamını açıklayan Avşar, “Teklifimizle Milli Eğitim Temel Kanununun 53. maddesinde değişikliğe giderek Milli Eğitim Bakanlığının, devlet okullarında eğitim gören öğrencilerden istemde bulunanların kırtasiye malzemelerini her eğitim-öğretim yılı başında parasız olarak sağlaması ve ek madde ile devlet okullarında eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla dar gelirli ailelere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ‘okula başlangıç desteği’ sağlanması amaçlanmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Sosyal yardım değil, eğitim güvencesi”

Düzenlemenin desteği sosyal yardım anlayışından çıkararak eğitim hakkı kapsamında güvenceye almayı amaçladığını belirten Avşar, “Böylece, bu hak sosyal ve ekonomik destek kapsamında sağlanan ‘sosyal yardım’ statüsünden çıkarılmış; adil ve erişebilir bir eğitimi kanuni güvenceye alan bir hak olacaktır.” dedi.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI