ANFİDAP GAZZE’DEKİ DİPLOMATİK SÜREÇLERE İLİŞKİN TUTUM BELGESİ AÇIKLANDI

Gazze’de ateşkes sonrası yürütülen diplomatik girişimler, ABD öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu ve Türkiye’nin önerdiği Garantörlük Modeli’ne ilişkin kapsamlı bir tutum belgesi ANFİDAP tarafından yayımlandı. Belgede temsil, meşruiyet, uluslararası hukuk, abluka, hesap verebilirlik ve güvenlik başlıklarında değerlendirmelere yer verildi.

Mart 4, 2026 - 15:10
Mart 4, 2026 - 17:42
ANFİDAP GAZZE’DEKİ DİPLOMATİK SÜREÇLERE İLİŞKİN TUTUM BELGESİ AÇIKLANDI

Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes sonrası şekillenen diplomatik süreçlere ilişkin kapsamlı bir tutum belgesi ANFİDAP tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Belgede, Katar–Mısır–ABD üçlüsünün yürüttüğü arabuluculuk mekanizması, 29 Eylül 2025’te ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyurulan plan ve sonrasında oluşturulan Barış Kurulu ayrıntılı biçimde değerlendirildi.

29 Eylül 2025’te Beyaz Saray’da yapılan açıklamada duyurulan planın, 8 Ekim’de taraflarca kabul edildiğinin ilan edildiği ve 10 Ekim’de ateşkesin yürürlüğe girdiği ve ANFİDAP  hatırlatılan bu belgede, 13 Ekim 2025’te Şarm El Şeyh’te düzenlenen Gazze Zirvesi’nde ABD, Türkiye, Mısır ve Katar tarafından “Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Bildirisi”nin imzalandığı belirtildi.

ANFİDAP: “TEMSiL VE MEŞRUİYET SORUNU GİDERİLMELİ”

Belgede, barış planının hazırlanma sürecinde Filistin tarafının etkin ve eşit katılımının sağlanmadığı ifade edilerek, “Filistin tarafının müzakerelerde eşit ve belirleyici özne olarak yer almaması sürecin demokratik meşruiyetini zayıflatmaktadır.” denildi.

Katar’ın Hamas ile doğrudan temas kurabilen aktör olduğu, Mısır’ın sınır ve güvenlik kapasitesi nedeniyle sahada kilit rol üstlendiği, ABD’nin ise İsrail üzerindeki etkisi nedeniyle belirleyici konumda bulunduğu kaydedildi. Ancak Hamas’ın müzakere süreçlerinin dışında bırakılmasının veya yalnızca silahsızlanma başlığına indirgenmesinin temsil sorununu derinleştirdiği vurgulandı.

BM KARARI VE BARIŞ KURULU TARTIŞMASI

Belgede, ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ve Gazze’de Barış Kurulu oluşturulmasını öngören tasarının 18 Kasım 2025’te kabul edildiği, 13 ülkenin “evet”, Rusya ve Çin’in ise “çekimser” oy kullandığı hatırlatıldı.

Barış Kurulu’na 60’tan fazla ülkenin davet edildiği ancak 19 ülkenin katılım sağladığı belirtilerek, “İsrail’in kurulda yer alırken Filistin’in yer almaması tarafsızlık ilkesini zedelemektedir.” ifadelerine yer verildi.

Kurulun 19 Şubat’ta ilk toplantısını yaptığı aktarılan belgede, Gazze’de Uluslararası İstikrar Gücü konuşlandırılmasının planlandığı, ancak bu gücün hangi ülkelerden oluşacağının belirsiz olduğu kaydedildi. Basına yansıyan bilgilere göre ABD’li General Jasper Jeffers’ın istikrar gücünün başkanlığına atanacağı iddiasına da değinilerek, bu durumun tarafsızlık tartışmalarını artırdığı belirtildi.

ATEŞKES İHLALLERİ VE GÜVENLİK BAŞLIĞI

Müzakerelerin ateşkes ve esir takası, insani yardım ve yeniden inşa olmak üzere üç ana başlıkta yürütüldüğü ifade edilen belgede, Philadelphi Koridoru’ndaki askeri varlık, Hamas’ın silahsızlandırılması ve güven sorununun temel engeller olduğu kaydedildi.

Belgede, “Silahsızlanma gibi hayati konular doğrudan muhataplarla müzakere edilmeden karara bağlanamaz.” denilerek, İsrail güçlerinin işgal ettiği bölgelerden çekilmeden kalıcı barış aşamasına geçilemeyeceği vurgulandı.

Ateşkesin bugüne kadar 1620 kez ihlal edildiği, bu ihlaller sonucunda 586 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 1558’den fazla kişinin yaralandığı belirtilerek, bağlayıcı ve denetlenebilir garantiler olmadan güvenliğin sağlanamayacağı ifade edildi.

ABLUKA VE HESAP VEREBİLİRLİK VURGUSU

2007’den bu yana Gazze’ye uygulanan kara, hava ve deniz ablukasının uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğu belirtilen belgede, “Abluka kaldırılmadan ekonomik kalkınma vaatlerinde bulunmak işgal koşullarını normalleştirmek anlamına gelir.” denildi.

Uluslararası Adalet Divanı’nın Ocak 2024’te verdiği geçici tedbir kararına ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü soruşturmalara dikkat çekilen belgede, “Barış, hesap sorulmadan ve adalet tesis edilmeden kalıcı olamaz.” ifadesi yer aldı.

ANFİDAP: “TÜRKİYE GARANTÖRLÜK MODELİNİ SAVUNMALI”

Türkiye’nin arabuluculuk ile garantörlük arasında ayrım yaptığı belirtilerek, “Arabuluculuk mesaj iletmeyi, garantörlük ise sorumluluk üstlenmeyi ifade eder.” denildi.

Türkiye’nin Barış Kurulu’nu eleştirdiği ancak sürecin tamamen dışında kalmamak adına kurulda yer aldığı aktarılarak, Türkiye’nin hem karar alma mekanizmalarında bulunmasının hem de Gazze’de görev yapması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’nde yer almasının önemine işaret edildi.

ANFİDAP,  “Türkiye, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmalı ve Gazze’nin siyasi ve güvenlik kararlarının meşru temsilciler tarafından alınması gerektiğini ısrarla dile getirmelidir.” ifadeleri kullanıldı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI