Akan Zaman Değil Haysiyetimiz..

Akan Zaman Değil Haysiyetimiz..

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 30, 2026 - 21:29

Sene dediğin ne ki, freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı, kendi kıyametine evrilip yeni bir takvime koşuyor işte. Ama durup da "Yahu ne oldu, ne olacağız?" diyecek o insani lükse bile yer yok bu topraklarda. Gündelik hayatın o çiğ telaşı, ülkenin üzerimize çöken uğursuz gündemi... Daha birini hazmetmeden, boğazımızdaki o yumruyu yutkunamadan bir yenisi ekleniyor; bir yenisi, bir yenisi veeee bir yenisi daha!

Furkancılar, Süleymancılar, foncular, vurguncular... Ekranlardan akan o kirli paralar, caka satanlar... Aşağı düşen altın gümüş, yukarı fırlayan motorin benzin fıyatları arasında sıkışmış bir halk. Kafanı kaldırıp dünyaya bakıyorsun; İsrail’in o umarsız, o ahlaksız, o şımarık tutumu içini yakıyor. Dönüp içeri bakıyorsun; iktidarın sanki her şey yolundaymış gibi takındığı o yapay "halktanmış" tavrı... Ana muhalefet gibi görünen o yeni ama aslında eski partinin, daha kendi içinde bile içselleştiremediği, vitrin süsü yaptığı o sözde demokrasi oyunu...

Ve en altta, en derinde... Asgari ücretlinin, emeklinin, o kimsesiz garibanın feryadı. Kim duyuyor? Kimse. Ses yetmedi işte Ahlatlıbel’de. "Geçinemiyorum, torunum oldu ama bir çeyrek altın bile takamadım" deyip, ömrünü bu devlete vermiş o emekli polis memurunun şakağına sıktığı tek kurşunla bitti hikaye. O kurşun asıl nereye isabet etti, kimse sormadı. Ve bugün, tam bu yangının ortasına düşen bir garabet daha: Milyonları, paraları cukkladığı iddia edilen o bakan eskisi...

Tüm bunlar topu topu bir, bilemedin bir buçuk ayda olan, beynimizi her gün bir matkap gibi oyan olaylar. Ve eylül... O kanlı, o bereketsiz, o vicdanları kurutan eylül.

Eylül bitti diye ekim bizi temize çekecek sanıyorlar. Yanılıyorlar.

Yaprak dökümü dedikleri, ağaçlarda değil Yusuf, göklerde değil Deniz kerbelada degıl Hüseyin.. bu ülkenin namuslu insanlarının ömründe oluyor. Bakan eskileri iddialar oki cukkaladığı paralarla sahte cennetler kurarken, emekli polis memurunun ortaya bıraktığı o son feryat, bu memleketin asıl tapusudur. Şimdi soruyorum o yukarısı için hır gür çıkaran koltuk sevdalılarına: Sizin demokrasiniz, torununa altın takamadı diye canından vazgeçen bir adamın tek bir damla kanı ediyor mu? Biz ne ara bu kadar çok acıyı, bu kadar az kelimeyle sineye çeker olduk? Zaman akıp gidiyor dedikleri yalan; akan zaman değil, bizim haysiyetimiz, bizim gençliğimiz, bizim yarınlarımız...