Prof. Dr. Selçuk Göçmen: “Müzik evrensel değil, beyinler notaları kültüre göre farklı anlamlandırıyor”

Nature Dergisi’nde yayımlanan araştırma, müziğin her bireyde aynı duyguları uyandırmadığını ortaya koydu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, notaların kültürel geçmişe göre farklı anlamlar kazandığını belirterek müzik terapisi uygulamalarında kişiye özel yaklaşımın önemine dikkat çekti.

Nisan 30, 2026 - 22:36
Prof. Dr. Selçuk Göçmen: “Müzik evrensel değil, beyinler notaları kültüre göre farklı anlamlandırıyor”

Yüzyıllardır insanlığın ortak dili olarak kabul edilen müziğin evrenselliği, bilimsel verilerle yeniden tartışmaya açıldı. Nature Dergisi’nde yayımlanan “Music is not a universal language — but it can bring us together when words fail” başlıklı araştırma, notaların her bireyde aynı zihinsel karşılığı oluşturmadığını ortaya koydu.

Araştırma kapsamında 16 Batılı ve 16 Çinli bestecinin enstrümantal eserleri yaklaşık 600 katılımcıya dinletildi. Katılımcılardan hissettikleri değil, zihinlerinde canlanan imgeler soruldu. Elde edilen sonuçlar, aynı melodinin farklı kültürlerde tamamen farklı anlamlar taşıdığını gösterdi. Bir Amerikalının geniş düzlükleri ve kovboyları hayal ettiği müzikte, Çinli bir katılımcının keder duygusu yaşadığı kaydedildi.

“BEYİN SESİ HİKÂYE GİBİ KODLAR”

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, müzik algısının yalnızca işitsel bir süreç olmadığını belirterek, “Beyin; sesi yalnızca bir gürültü gibi değil, yaşanmışlıklarla örülü bir hikâye gibi kodlar. İçine doğduğumuz kültür, beynimizi öyle bir şekillendirir ki aynı notalar farklı coğrafyalarda bambaşka anlamlar taşıyabilir” dedi.

Zihinsel imgelerdeki bu farklılıkların bilimsel olarak kanıtlandığını ifade eden Göçmen, “Müziğin evrenselliği artık biyolojik bir gerçeklikten ziyade sosyolojik bir temenni olarak görülüyor. Notalar aynı olsa da onları anlamlandıran beyin haritaları coğrafyaya göre yeniden çiziliyor” diye konuştu.

BEYİNDE MÜZİĞİN YOLCULUĞU

Müziğin beyinde tek bir merkezde işlenmediğini vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, işitme sisteminin duygular ve anılarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Göçmen, “Heschl girusu aracılığıyla sesler, duygularımızın ve anılarımızın bulunduğu derin merkezlere ulaşır. Bu nedenle müzik sadece kulağa değil, kişisel geçmişe de temas eder” ifadelerini kullandı.

“RASTGELE MÜZİK TEDAVİDE RİSK OLUŞTURABİLİR”

Tedavi süreçlerinde müzik kullanımına ilişkin uyarıda bulunan Göçmen, her bireyin müziği farklı algıladığını söyledi. “Sizin için huzur veren bir melodi, başka bir bireyde olumsuz duyguları tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle beyin hasarı olan hastalarda rastgele müzik dinletmek, faydadan çok zarar getirebilir” dedi. Müzik terapinin mutlaka uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini vurguladı.

MÜZİK STRESİ AZALTIYOR

Müziğin nörobiyolojik etkilerine değinen Göçmen, “Müzik beynin sağ hemisferini etkileyerek limbik sistem üzerinden psiko-fizyolojik yanıtlar oluşturur. Bu süreçte parasempatik sinir sistemi aktive olur, stres hormonları azalır ve endorfin salınımı artar” açıklamasında bulundu.

ÖĞRENME VE TEDAVİ SÜREÇLERİNE KATKI

Müzik terapinin anksiyete, otizm ve çeşitli nörolojik durumlarda destekleyici rol oynadığını belirten Göçmen, 2024 yılına ait çalışmaların bu yöntemin özellikle çocuk hastalarda ve bakım verenlerde stres azaltıcı etkisini ortaya koyduğunu ifade etti. Cerrahi süreçlerde de müziğin stres yönetimi ve iyileşme sürecine katkı sağladığı kaydedildi.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI