Psikolog Ömer Ünal Türkiye’nin Toplumsal Ruh Halini Yazdı: “Bir Ülke Ancak Kendinden Kaçmayı Bıraktığında İyileşir”

Psikolog Ömer Ünal, kaleme aldığı “Türkiye’nin Psikopatolojisi” başlıklı yazısında, Türkiye’nin toplumsal hafızasını, siyasetle kurulan ilişki biçimini ve kolektif duygulanımını psikoloji perspektifiyle ele aldı. Yazıda travma, öğrenilmiş çaresizlik, kimlik bunalımı ve iyileşme arayışı dikkat çekti.

Şubat 9, 2026 - 19:34
Psikolog Ömer Ünal Türkiye’nin Toplumsal Ruh Halini Yazdı: “Bir Ülke Ancak Kendinden Kaçmayı Bıraktığında İyileşir”


Psikolog Ömer Ünal, “Türkiye’nin Psikopatolojisi” başlıklı yazısında Türkiye’nin toplumsal yapısını bir insanın ruhsal gelişimi üzerinden değerlendirdi. Ünal, Türkiye’yi “yaraları kabuk bağlamadan yenileri açılan, büyümeye zorlanmış ama büyümesine izin verilmemiş bir çocuk” metaforuyla tanımladı.

Toplumsal Bellek Travmalarla Şekillendi
Yazıda, depremler, darbeler ve ekonomik krizlerin toplumda kalıcı bir travma yarattığına işaret eden Ünal, bu durumun sürekli tetikte olma hâlini beslediğini belirtti. Ünal, “En küçük sarsıntıyı bile büyük bir yıkımın habercisi sanan bir ruh hâli” ifadesini kullandı.

Duygusal Dalgalanmalar ve Siyaset İlişkisi
Türkiye’de duyguların çoğu zaman mantığın önüne geçtiğini kaydeden Ünal, toplumsal ruh hâlini “duygusal regülasyon sorunu yaşayan bir insan” benzetmesiyle anlattı. Siyasetin ise çözüm üretmekten çok, öfke boşaltılan bir alana dönüştüğünü vurgulayan Ünal, bunun güçlü bir sosyallik biçimi oluşturduğunu ifade etti.

Liderler, Devlet ve Aile Metaforu
Yazıda, liderlerle kurulan ilişkinin otoriter baba figürü üzerinden şekillendiğini belirten Ünal, devlet algısının ise “sert ama affedici bir anne” metaforuyla kurulduğunu aktardı. Bu durumun, sorumluluk almaktan çok korunma beklentisini beslediğini dile getirdi.

Öğrenilmiş Çaresizlik ve Kimlik Arayışı
Toplumda yaygın olan “zaten bir şey değişmez” düşüncesini öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımlayan Ünal, Türkiye’nin aynı zamanda derin bir kimlik arayışı yaşadığını kaydetti. Yazıda, modern-geleneksel, Doğulu-Batılı ikilemlerinin kolektif ruh hâlini belirlediği vurgulandı.

Bastırılmış Öfke ve Acının Yüceltilmesi
Ünal, bastırılmış öfkenin trafikte, sosyal medyada ve gündelik yaşamda küçük tetikleyicilerle açığa çıktığını ifade etti. Acının romantize edildiğine dikkat çeken Ünal, hüznün kalıcı, mutluluğun ise geçici bir duygu gibi yaşandığını belirtti.

İyileşme Arzusuna Vurgu
Yazının sonunda, tüm çelişkilere rağmen toplumda güçlü bir iyileşme isteğinin var olduğuna işaret eden Ünal, “Hiçbir psikopatoloji, yüzleşen bir ruhun iyileşme ihtimalini tamamen silmez.” değerlendirmesinde bulundu. Ünal, gerçek iyileşmenin dışarıdan değil, toplumun kendi içinden başlayabileceğini vurguladı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI