Cide’de Deniz Kabardı, Asıl Mesele Bilgimizin Derinliği
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Kastamonu’nun Cide ilçesinde 6 Haziran 2026 Cumartesi günü yaşanan görüntüler, sahilde bulunan vatandaşlarda doğal olarak tedirginlik oluşturdu. Liman bölgesinde denizin yaklaşık 10 dakika boyunca kabarması, kıyıdan kısa mesafe açıkta girdap benzeri hareketlerin görülmesi, ardından patlama sesini andıran bir ses ve kötü kokunun yayılması, ilk anda herkesin zihninde aynı soruyu uyandırdı:
Karadeniz bize bir şey mi anlatıyor?
Doğa olayları karşısında insanın ilk refleksi çoğu zaman korkudur. Hele ki deniz gibi derinliğiyle, bilinmezliğiyle ve hafızasıyla yaşayan bir varlık söz konusuysa, bu korku daha da büyür. Cide’de balık tutan vatandaşların gördüğü manzara da tam olarak böyle bir etki yarattı. Deniz kabardı, suyun yüzeyinde hareketlilik oluştu, kötü koku yayıldı ve kısa süreli panik yaşandı.
Ancak her olağan dışı görüntü, büyük bir felaketin habercisi anlamına gelmez. Bazen doğa, kendi içinde biriktirdiğini küçük bir hareketle dışarı verir. Bazen dipte biriken çamur, organik atık ve gazlar yüzeye çıkar. Bazen insanın “patlama” sandığı şey, aslında suyun altında sıkışan gazların serbest kalmasıdır.
Cide’de yaşanan olayla ilgili bölgedeki yerel değerlendirmeler de bu ihtimali güçlendiriyor. Liman diplerinde zamanla biriken organik maddeler, özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte gaz üretir. Çaylardan taşınan çamur, bitkisel atıklar ve çeşitli organik birikimler, suyun altında oksijensiz ortamda parçalanırken metan ve benzeri gazlar ortaya çıkabilir. Bu gazlar sıkıştığı yerden aniden yüzeye ulaştığında su kabarır, girdap benzeri hareketler oluşur ve kötü koku hissedilir.
Bu tablo, ilk bakışta ürkütücü görünse de eldeki açıklamalar olayın liman tabanındaki yerel bir gaz çıkışıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.
Elbette konu Karadeniz olunca mesele biraz daha derinleşiyor. Çünkü Karadeniz, dünyadaki en ilginç denizlerden biridir. Üst tabakalarında canlılığı besleyen oksijen bulunurken, yaklaşık 150 ile 200 metrenin altındaki büyük bölümünde oksijensiz bir yapı hakimdir. Bu derin tabakalarda bazı bakteriler organik maddeleri parçalar ve hidrojen sülfür adı verilen gazın oluşmasına yol açar.
Hidrojen sülfür, çürük yumurtaya benzeyen keskin kokusuyla bilinir. Yüksek yoğunluklarda canlılar için zehirli olabilir. Karadeniz’in derinlerinde bu gazın büyük miktarlarda bulunduğu bilimsel olarak bilinen bir gerçektir. Bu nedenle zaman zaman “Karadeniz patlar mı?”, “Derinlerdeki gaz yüzeye çıkar mı?”, “Büyük bir doğal felaket yaşanır mı?” gibi sorular gündeme gelir.
Fakat Cide’deki olayla Karadeniz’in derin hidrojen sülfür tabakası arasında doğrudan bağ kurmak için bilimsel veri gerekir. Bugün için eldeki bilgiler, bu hadisenin yüzlerce metre derinlikteki Karadeniz tabakalarından çok, liman ve kıyı bölgesindeki dip çamuru, organik birikim ve gaz çıkışıyla ilişkili olduğunu düşündürüyor.
Karadeniz’in katmanlı yapısı burada önemli bir noktadır. Büyük nehirlerin taşıdığı tatlı su üstte kalır. İstanbul Boğazı üzerinden gelen daha tuzlu ve yoğun su ise alta çöker. Bu yoğunluk farkı, su tabakalarının kolay karışmasını engeller. Üst tabakalarda oksijen vardır, derinlerde ise oksijen zamanla tükenir. Bu yüzden Karadeniz’in derinliklerinde farklı bir kimyasal dünya oluşur.
İşte Karadeniz’i hem büyüleyici hem de dikkatle izlenmesi gereken bir deniz yapan özellik de budur.
Ancak dikkat ile panik aynı şey değildir. Bilimsel merak ile korku dili arasında büyük fark vardır. Cide’de yaşanan olayı da bu dengeyle okumak gerekir. Denizin kabarmasını, kötü kokuyu ve anafor görüntüsünü ciddiye almak gerekir. Yetkililerin bölgeye giderek inceleme yapması önemlidir. Liman diplerinde biriken organik atıkların düzenli kontrol edilmesi, çevresel temizlik, su kalitesi takibi ve yerel gözlemlerin kayıt altına alınması gerekir.
Ama her doğa olayını kıyamet senaryosuna dönüştürmek, topluma bilgi kazandırmaz.
Aksine korkuyu büyütür.
Cide’de deniz yaklaşık 10 dakika kabardı. Vatandaşlar gördüklerini kaydetti. Sahil Güvenlik ekipleri bölgeye gitti. Yerel uzmanlar, olayın liman dibinde biriken gazlarla ilişkili olabileceğini ifade etti. Bu tablo bize şunu söylüyor:
Karadeniz’i anlamak için manşetlerden çok bilime, söylentilerden çok ölçüme, korkudan çok soğukkanlılığa ihtiyacımız var.
Çünkü deniz, bazen yüzeyde küçük bir kabarmayla konuşur. Asıl mesele, bizim o sesi nasıl duyduğumuzdur.
Cide’de yaşanan olay bize sadece bir doğa hadisesini göstermedi. Aynı zamanda çevreyle ilişkimizi, limanlarımızın durumunu, denizlerin taşıdığı yükü ve bilgiye yaklaşım biçimimizi de hatırlattı.
Karadeniz derindir. Hafızası güçlüdür. Kendi içinde sırları, dengeleri ve uyarıları vardır. Bu yüzden onu korkuyla büyütmek yerine dikkatle izlemek, bilimle anlamak ve çevresel sorumlulukla korumak gerekir.
Cide’de deniz kabardı.
Belki de bize en sade biçimde şunu söyledi:
Doğayı ihmal ederseniz, o bir gün mutlaka kendini hatırlatır.