Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu: “Drone tehdidi artık varsayım değil, ülke güvenliğini ilgilendiren somut bir risk alanıdır”
Cumhuriyet Halk Partisi Millî Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, insansız hava araçlarının (İHA/drone) artık sadece askerî operasyonlarda değil; iç güvenlik, kritik altyapıların korunması ve toplumsal düzenin sağlanmasında doğrudan bir unsur hâline geldiğini vurguladı. Bağcıoğlu, düşük maliyetli ancak yüksek etki yaratabilen drone sistemlerinin hibrit ve asimetrik tehditlerin bir parçası olduğunu belirterek, “Drone tehdidi artık varsayımsal değil, ülke güvenliğini doğrudan ilgilendiren somut bir risk alanıdır.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Millî Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, yazılı açıklamasında insansız hava araçlarının (İHA/drone) güvenlik doktrinlerini dönüştürdüğüne dikkat çekti. Bağcıoğlu, “Son yıllarda yaşanan bölgesel ve küresel çatışmalar, drone teknolojisinin yalnızca askerî değil, iç güvenlik ve toplumsal düzen açısından da ciddi bir risk alanı hâline geldiğini göstermiştir.” ifadelerini kullandı.
“Düşük Maliyetli Ancak Yüksek Etkili Sistemler”
Bağcıoğlu, Ukrayna savaşının düşük maliyetli sistemlerle yüksek etki yaratılabildiğini açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Dronlar keşif ve gözetlemeden ekonomik kesinti yaratmaya, psikolojik baskıdan doğrudan şiddet eylemlerine kadar geniş bir amaç yelpazesinde kullanılabilmektedir.” dedi. Küçük, sessiz ve kolay erişilebilir olmalarının bu sistemleri yalnızca devletlerin değil; devlet dışı aktörlerin ve bireylerin kullanımına da açık hâle getirdiğini kaydetti.
“Klasik Asayiş İhlallerinin Ötesine Geçiyor”
Bağcıoğlu, drone kullanımının artık klasik asayiş ihlalleriyle sınırlı olmadığını, hibrit ve asimetrik güvenlik risklerinin bir parçası hâline geldiğini vurguladı. Türkiye’deki kayıt ve izin uygulamalarının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti. “Erken tespit, hızlı değerlendirme ve etkin koordinasyon da en az mevzuat kadar kritik öneme sahiptir.” ifadelerini kullandı.
“Drone Kaynaklı Risklerin En Zorlayıcı Yönü Belirsizliktir”
Bağcıoğlu, bir drone’un kime ait olduğunun veya hangi amaçla uçurulduğunun çoğu zaman anında tespit edilemediğini belirtti. “Havalimanları çevresinde yaşanan ve uçuşların durdurulmasına yol açan vakalar, bu belirsizliğin ekonomik ve psikolojik etkilerini açık biçimde göstermektedir.” dedi.
“Toplumsal Farkındalık En Kritik Unsurdur”
Bağcıoğlu, vatandaşların sıra dışı drone faaliyetlerini fark ederek kolluk kuvvetlerine bildirmesinin erken uyarı zincirinin temel halkasını oluşturduğunu belirtti. “Uzun süre aynı bölgede dolaşan, alçak irtifada tekrarlayan güzergâhlarda uçan veya kritik tesisler üzerinde yoğunlaşan dronlar her zaman bir saldırı anlamına gelmeyebilir; ancak bildirilmesi olası risklerin erkenden değerlendirilmesine olanak sağlar.” dedi.
Kritik Altyapılar İçin Artan Risk
Bağcıoğlu, enerji tesisleri, barajlar, limanlar, havaalanları, haberleşme altyapıları ve sanayi bölgelerinde sadece fiziki güvenliğin yeterli olmadığını vurguladı. “ABD Federal Havacılık İdaresi verilerine göre 2025’in ilk çeyreğinde 411 yasa dışı drone ihlali kaydedildi; bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 25 artış anlamına geliyor.” bilgisini paylaştı.
“Drone Meselesi Teknik Değil, Toplumsal Sorumluluk Konusudur”
Bağcıoğlu, drone teknolojisinin doğru kullanıldığında tarım, sanayi ve arama-kurtarma alanlarında fırsatlar sunduğunu; ancak kötü niyetli kullanımın kamu güvenliği için ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. “Drone tehdidine karşı en etkili yaklaşım; mevzuat, denetim, güvenlik kapasitesi ve toplumsal bilinci birlikte ele alan bütüncül bir perspektif geliştirmektir.” dedi.
Bağcıoğlu, açıklamasını “Drone tehdidi artık bir varsayım değildir. Ülkemizdedir, artmaktadır ve mücadele her geçen gün daha da zorlaşacaktır. Vatandaşların sıra dışı drone faaliyetlerine karşı duyarlı olması, beklenmedik güvenlik sorunlarının önüne geçebilir.” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI