DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz: “Doğa, gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir”
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanun Teklifi üzerine yaptığı konuşmada düzenlemenin doğayı korumaktan uzak olduğunu söyledi. Teklifteki yetki devri ve muğlak ifadelerin çevre yönetimini keyfi uygulamalara açık hale getirebileceğini belirten Yılmaz, doğanın bir gelir kapısı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren Milli Parklar Kanun Teklifi üzerine söz aldı. Teklif metninde “doğa” ve “koruma” kavramlarının sıkça kullanıldığını belirten Yılmaz, düzenlemenin gerçek amacının doğayı korumak olmadığını savundu.
Genel Kurul kürsüsünden konuşan Medeni Yılmaz, doğanın gelecek nesillere bırakılması gereken bir emanet olduğunu vurgulayarak, “Doğa dediğimiz kutsal değerimiz bizlere ‘miras’ değil, en ufak bir halel getirmeden gelecek nesillere aktarmamız gereken çok önemli bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” ifadelerini kullandı.
Teklifte kullanılan kavramların gerçeği yansıtmadığını dile getiren Yılmaz, “Teklife baktığınızda içinde ‘doğa’ ve ‘koruma’ kelimelerinin bol miktarda geçtiği ancak maalesef son dönemdeki kanun tekliflerinde artık alıştığımız sağ gösterip sol vurma usulünü bozmadığınız görülmektedir. Teklif ‘doğayı korumayı’ değil ‘doğayı korunmaya muhtaç hale getirmeyi’ hedeflemektedir” dedi.
“Ekosistem üzerinde ciddi riskler oluşabilir”
Türkiye’nin binlerce endemik bitki ve yüzlerce hayvan türünü barındıran zengin bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Yılmaz, bilimsel verilerin doğaya yönelik müdahalelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.
Yılmaz, “Bilimsel veriler, korunması gereken ekosisteme insan müdahalesinin yalnızca yüzde 10 artmasının biyolojik çeşitlilik kaybını yüzde 25 gibi devasa bir oranda artırdığını ortaya koymaktadır. Sizlerin bu teklifte öngördüğünüz yönetim modeli çevreyi korumayı değil, uzun vadede tarım, su kaynakları ve kırsal yaşamı da etkileyecek büyük bir ekolojik tahribatı beraberinde getirme riski taşımaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
Teklifte yer alan düzenlemelerle bazı yetkilerin bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığından alınarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne devredilmek istendiğine dikkat çeken Yılmaz, “Yönetimsel etkinlik gibi süslü kelimeler ile bezenen teklif, önceleri bakanlık veya cumhurbaşkanlığına ait birçok alandaki yetkiyi ‘genel müdürlük’ uhdesine vererek idarenin hiyerarşik yapısını da aşağıya çekmektedir” ifadelerini kullandı.
“Çevre hakkı keyfi uygulamalara açık hale gelir”
Teklifin 16’ncı maddesiyle 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’na eklenen geçici düzenlemeye değinen Yılmaz, milli park ve korunan alanlarda turizm yatırımlarına tahsis edilen bazı Hazine taşınmazlarının idari sorumluluğunun Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne devredilmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Yılmaz, bu düzenlemenin çevre yönetiminde ciddi tartışmalar doğurabileceğini belirterek, “Çevre yönetiminin kanunla belirlenmesi gereken temel ilkeleri idari takdir alanına bırakıldığında, çevre hakkının korunması keyfi uygulamalara açık hale gelir” dedi.
Ayrıca düzenlemeyle Genel Müdürlüğe merkezi bütçe dışında gelir elde etme ve kullanma yetkisi verildiğini ifade eden Yılmaz, bu durumun TBMM’nin bütçe hakkını zayıflatabileceğini ve Sayıştay denetiminin kapsamını daraltma riski taşıdığını söyledi.
“Doğayı gelir kapısı olarak görmek emanete ihanettir”
Doğanın talan edilmesine yol açabilecek düzenlemelere karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Medeni Yılmaz, “Her şeye para gözüyle bakmak ve her değeri meta haline getirmek çok yanlış bir düşüncedir. Hele ki doğa gibi özel bir değerimizi talana açmak, onu bir gelir kapısı gibi görmek emanete ihanettir” ifadelerini kullandı.
Teklifteki muğlak ifadelerin doğayı idarenin keyfi kararlarına açık hale getirdiğini savunan Yılmaz, düzenlemenin koruma hukukunu zayıflatabileceğini söyledi. Yılmaz, “Bir tarafta koruma amacı güttüğünüzü söylerken diğer taraftan doğrudan yapılaşma ve kullanım izinlerini genişletmek gibi düzenlemeler getiriyorsunuz. Böylelikle ‘koruma hukukunu’ maalesef ‘kullanım hukukuna’ dönüştürüyorsunuz” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda çağrıda bulunan Yılmaz, “Tabiatı koruma alanlarını istismara açık düzenlemeler yoluyla turizme ve inşaat faaliyetlerine açacak bir düzenleme yerine, ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket etmeden tüm paydaşları bir araya getirip bilimin ışığında, anayasaya ve hukuka uygun bir teklif haline getirmenizi temenni ediyorum” dedi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI