İsrail Medyasında Türkiye’nin Gücü ile İlgili Ezber Bozan Makale!

İsrail Medyasında Türkiye’nin Gücü ile İlgili Ezber Bozan Makale!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 8, 2026 - 10:59

Türkiye’nin son yirmi dört yılda siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanlarda gösterdiği gelişim, yalnızca bölge ülkelerinin değil, küresel aktörlerin de dikkatini çekmeye devam ediyor. Bu yükselişin yansımaları zaman zaman uluslararası medyada da kendine yer buluyor. Son olarak İsrail’in saygın gazetelerinden biri olan Haaretz’de yayımlanan dikkat çekici bir makale, Türkiye’nin bölgesel ve küresel etkisini farklı bir perspektiften değerlendirdi.

Prof. Dr. Stefan Ihrig tarafından kaleme alınan makalede, Türkiye’nin son yıllarda ulaştığı siyasi ve diplomatik kapasiteye vurgu yapılırken, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun politikaları eleştirildi. Makalenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye’nin İsrail için bir tehdit olarak görülmemesi gerektiği, aksine bu durumun bir fırsata dönüştürülmesinin daha doğru olacağı yönündeki değerlendirmelerdi.

Türkiye’nin uluslararası krizlerde üstlendiği arabuluculuk rolü, yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği ve bölgesel etkinliği uzun süredir İsrail basınında zaman zaman gündeme getiriliyor. Özellikle Türkiye’nin Ortadoğu’daki stratejik konumu ve askeri kapasitesi, İsrail’de yakından takip edilen başlıkların başında geliyor.

Bunun yanında Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda attığı adımlar da İsrail’de dikkatle izleniyor. Yerli ve milli savunma sistemleri, insansız hava araçları, deniz platformları ve yüksek teknolojiye dayalı projeler, Türkiye’nin bölgesel güç konumunu daha da pekiştiriyor.

Türkiye’nin 2002 yılından bu yana geçen süreçte siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanlarda kaydettiği ilerleme, İsrail açısından yeni bir denklemin oluşmasına neden olmuş durumda. Çünkü karşılarında artık eski Türkiye değil; ekonomik kapasitesi büyüyen, savunma sanayisinde önemli mesafeler kat eden ve bölgesel etkisini artıran bir Türkiye bulunuyor.

Aynı zamanda Türkiye’nin Ortadoğu’daki Müslüman ülkeler üzerindeki etkisinin giderek güçlenmesi de dikkat çekiyor. Bölge ülkeleriyle geliştirilen siyasi ve ekonomik ilişkiler, Türkiye’nin diplomatik ağırlığını artırırken, birçok ülkenin Ankara’ya olan güvenini de güçlendiriyor.

Bu tablo karşısında İsrail’in bölgesel yalnızlık hissinin arttığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Özellikle Gazze savaşı sonrasında İsrail’in uluslararası kamuoyunda karşılaştığı eleştiriler ve ülke içerisinde Netanyahu hükümetine yönelik artan tepkiler, bu yalnızlık algısını daha görünür hale getiriyor.

Türkiye’nin yükselen bölgesel profiline karşılık İsrail’in uluslararası imajında yaşanan aşınma, iki ülkenin bölgesel algılarında farklı yönlere işaret ediyor. Türkiye’nin diplomatik girişimleri ve çok yönlü dış politika yaklaşımı dikkat çekerken, İsrail’in güvenlik eksenli politikaları daha fazla tartışma konusu oluyor.

Haaretz’te yayımlanan makalede de bu konuya dikkat çekiliyor. Yazıda, Türkiye’nin küresel diplomasi alanındaki etkinliği ve krizleri fırsata dönüştürebilen esnek dış politika yaklaşımı öne çıkarılıyor. İsrail’in gelecekte karşılaşabileceği zorluklar değerlendirilirken, Türkiye’nin bölgesel etkisinin giderek artacağına işaret ediliyor.

Makalenin dikkat çeken bir diğer yönü ise İsrail’in Türkiye’ye yönelik bakış açısını yeniden gözden geçirmesi gerektiği yönündeki mesajlar. Yazıda, Türkiye’nin farklı ülkelerle kurduğu ilişkiler ve esnek diplomasi anlayışı nedeniyle gelecekte İsrail için doğrudan bir tehdit oluşturmayabileceği değerlendirmesine yer veriliyor.

Prof. Dr. Stefan Ihrig’in analizinde, Türkiye’nin Ortadoğu’da merkezi bir güç haline gelme sürecine vurgu yapılırken, kuracağı yeni bölgesel ittifakların dengeleri etkileyebileceği ifade ediliyor. Türkiye’nin farklı aktörlerle aynı anda ilişki kurabilen diplomatik kapasitesinin, onu bölgesel denklemde önemli bir konuma taşıdığı belirtiliyor.

Makalenin genelinde verilen mesaj ise dikkat çekici: İsrail’in Türkiye’yi yalnızca bir rakip ya da tehdit olarak görmek yerine, bölgesel istikrar ve iş birliği açısından değerlendirmesi gerektiği savunuluyor.

Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu diplomatik, ekonomik ve askeri kapasitenin uluslararası çevrelerde farklı şekillerde analiz edilmesi, ülkenin bölgesel ve küresel ölçekteki etkisinin giderek daha fazla hissedildiğini gösteriyor.